Hakikat aleyhine hürriyet olamaz. -- salazar
Yinsani
Yinsani

Eğri Duvar

Yorum

Eğri Duvar

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

22

Okunma

Eğri Duvar



Yazılara nasıl başlanırdı, başlanıyordu, düz yazıya nasıl başlamalı, anlatacağımız konuyu nasıl daha sade ve anlaşılır şekilde ifade edebilirdi ki? Anlık olarak zihnimde dönenlerin başında Sümerlerin Matematiği ve Geometrisi ile günümüzde gittikçe yaygınlaştığını düşündüğüm çocuklarına kendi eğitim ve öğretimi veren aileler geliyor.

Matematiğin, yani sayılarla düşünüp ortaya bir sonuç koymanın ilmi. Sümerler ne zaman yaşadıysa işte, o zamandan beridir aynı ve benzer formülleri ve öğretimi kullanıyor dünya. Elbette Sümerler de bunu kendinden öncekilerden öğrenmiştir ya, olsun bir daha geriye sarıp zaman sarmalına yakalanmayalım. Yine de bir çok şekilde zaman sarmalına mecburuz, istemsiz kas hareketleri gibi bu sarmal da, mecburen sarıyor insan. Anılar hatıralar ve hayaller düzleminde. Lakin artık matematik veya zamanın da doğrusal hareket etmediği çok dillendiriliyor. Şimdilik teori olsa da...

Çocuklarını kendi eğitip öğreten aileler ise, nereden aklıma geldi bilmem. Lakin bu yazının konusu değil. Yani çocuğunu toplum yerine kendisi eğitiyor anne ve baba, ev okul oluyor, devletin açtığı sınavlara giriyor çocuklar, başarı gösterirlerse normal diploma alıyorlar. Yani uzun asırlardır kurumsallaşan mektepti, okuldu, dini eğitimdi, yurttu, manastırdı, tekke vb dışında bir yol. İnsanlar çocuklarını bir toplumsal yönelime göre yetiştiriyor genelde. Hangi okul iyidir, öğretmenleri nasıl, başarısı nasıl, sosyal ve kültürel aktiveleri neler gibi... Ülkemizde bir çok haberde ortaya çıkan sonuçlar gibi, aileler çocuklarını daha iyi okula göndermek için ikametgah değişiklikleri yapıyor, kimi yönetici sınıfın çocukları için özel kadrolar ve okullar ayrılıyor, insanlar da doğal olarak daha iyisini istiyor, kim istemez ki; lakin; tüm bu toplumsal yönelimin aksine, çocuğumu bir yere göndereyim de hem biraz yalnız kalırım, öğretmenler bakıcılar uğraşsın haşerelikleri veya büyümesi ile, bu konuda kurumsallaşan yapılara meylediyorlar veya onun öğretimiyle uğraşmamış olurum hem de toplumsal alanın dışına çıkmamış olurum gibi düşünceler herhalde... Bu konu yazının konusu olmasa da niye uzadı bilmem. İnsan ve Toplum üzerine çok düşündüğümden mi nedir..

Not: "Lakin" kelimesini çok kullanıyor gibi hissettim kendimi, yazının sonunda kaç adet kullandığımı saydıracağım arama sekmesine:)

Bugün bir duvar örmüştüm, küçük bir duvardı, yaklaşık değerleri boyu 2,10 metre, eni de 1 metre olmalı. Lakin duvarın orta bölümleri eğri çıktı karşıma. Uzunluğun düzlüğü babında ilk baştaki tuğla ile sondaki tuğla aynı hizada olsa da ortadaki tuğlalar ön tarafa göre dışta kalıyor, hani uğraşayım da şöyle kavisli bir duvar öreyim, hatta hilal şeklinde olsun desen öremezsin veya epey cm’lik hesap yapman gerekir ya, onun hesap..

Duvarların düz olması genel kabul, eğri olunca hemen; a eğri olmuş, kim yaptı, beceriksiz, yarım usta vb vs... Duvarı ilk başta gördüğümde moralim bozuldu tabii.. Aslında 30 dakika uğraşsam düzeltebilirdim de çünkü harcı daha kurumamıştı. Duvar; insanların çok göreceği bir yerde değil ya, bodrum katta bir temel duvarları ve direk arasında işte.

Bu yüzden ne zaman bodruma insem, artık eğri duvar konusunda bol bol düşünebilirim ama.. Duvar düz olaydı olmazdı yani:) Belki de bu yüzden eğri çıktı sonuç olarak... Dünyevi hep doğruyu düşünmeye çalışırken, al sana Dünyevi, eğri duvarın hayırlı uğurlu olsun mu dedi Tanrı yoksa? Bilemem. Neden ip çekmedin, gönyeye almadın, ya hu küçük duvar ne ipi ne gönyesi arkadaş:)) Beceriksizliğimin imzası olarak her bodruma girdiğimde karşımıza çıksın işte..

Hem deruniler demiyor mu, yani varoluşsal deruniler, O eğridir gibi.. Bir türlü O’nun eğriliğini yine de çözemedik ama... Lakin; bir de şöyle bir durum var, aslında yok, var mı... Yok kılıcını çek, varı parçala, eğri kılıcı çek, doğruyu parçala mı.. Parçalamak özüne inmek değil mi konunun.. Yani var dediğimizin özünde karşımıza çıkan o koca boşluk veya hiçliği çözmeye çalışmak.. Duvar eğriyse ne olmuş yani, zaten o değil mi, düz çizgilerle hareket etmeyen.. Yalnız, ışık düz çizgilerle ilerliyor.. Bu da yalan çıktı , ışık aslında bir dalgaymış,, yok yok hem dalga hem de doğrusalmış. Yarın güneşin ışıklarına bakmalı, bize dalgalı mı gönderiyor yoksa doğrusal mı ışıklarını?

Sümerlerin yapı tekniklerinden günümüze epey değişim olsa da, temel teknikler genelde aynı değil mi? İnsanların en çok konuştuğu veya ziyaret ettiği yerler de genelde yapısal görseller. Mısır Piramitleri, Çin Seddi, Kabe, Ağlama Duvarı, Devlet Başkanlarının mezarlıkları, ilk ve sağlam kalmayı ve olmayı başarmış köprüler, tapınaklar, stadyumlar...Aklımı deşmenin alemi yok.

Doğru olsam uzağa atarlar, eğri olsam elde tutarlar denir ya, yayın ve okun tefekküründe. Karşımıza çıkan insanlar veya basının, toplumun yönelimi de eğriye oluyor genelde. Dünyada öyle büyük yalanlar söyleniyor ve yazılıyor ki, insanlık sonunda yalanı doğru kabul eder hale geliyor.

Doğrusal zamanın bir yerinde, bir kaç yeni din mensubu bir imparatorun huzura çıkar, derler ki, yeni din geldi, sizi de bu dine davet ediyoruz. İmparator sorar, sizin dininiz ne emrediyor neyi yasaklıyor nedir, şu konuda de düşünüyorsunuz, bu konuyu nasıl açıklıyor vb .. Bir kaç kişi de sayıyor, yalan büyük günah, hırsızlık büyük günah, fitne fesat büyük günah cezaları şudur budur vb vs.. İmparator da diyor ki, mealen yani; ya hu biz 2000 yıldır zaten sizin anlattığınız şekilde yaşıyoruz, siz daha yeni mi anladınız günahı veya yanlışı... Madem biz sizden sizin deyiminizle binler yıllar evvel doğruyu bulmuşuz, siz bırakın yeni dini mini de gelin bizim inancımıza uyun veya girin.. Yürüyün gidin lan köftehorlar sizi.. Melaen yani bu anlatım.

Eyfel kulesi de eğik olmasıyla ünlü mesela. Yok yok özür dilerim, Pissa Kulesiydi eğik olan, değil mi? Doğru yazımı nasıldı, Piza mı ? Haber diye karşımıza herhangi bir tapınak yapısının diyelim ki 1000-2000 yıllık bir yapı, güneşin hareketlerini nasıl ölçtüğü anlatılır, ya hu zaten çok çok önceden yapılan toplumsal tapınakların çoğu öyle, hayret edecek ne var veya bunun haber değeri ne? Kamboçya’daki Angnor Watt kompleksinden tutun da, İrandaki tapınakları, Anadoludaki eserlerin bu bağlamda ne kadar önemli mi olduğunu anlatmaya çalışıyorlar, herhalde. Eskimolar neden kulübelerinin kapısını şu yöne bu yöne doğru yapmışlar gibi sanki hayret edilecek bir olay gibi veriyorlar mesela..

Sümerler yavaş yavaş gündemden çıkarken yerine ana akım insanlık tarihi anlatımını yeniden inşa edilmesine yol veren Göbekli Tepe ve Karahan Tepe çıktı karşımıza. Son buzul çağı kıyametinin ardından yapılan ilk toplanma yerleri işte. İlginç olan şu ki, o yapılar özenle gömülmüş.. Mesela günümüzde bir millet veya ulus veya din için çok önemli olan bir yapının gömülmesi; taşlarla, kayalarla üstüne çatı yapılarak toprak altına alınması size ne ifade edebilir? Bana mı ne ifade ediyor, bilmem ki, zihnimde bu konu üzerine düşünmeme şimdilik gerek yok diyen veya cahilliğimi saklamak için konuyu değiştirmek gerekir diyen uyarılar alıyorum.. Aslında bazı fikirlerim var ama benim değil, sağdan soldan duyma veya okuma yani.. Zaten günümüzde insanlar internet kanallarında abone ve takipçi artırmak için neler neler anlatıyor, videosunu çekiyor, ilginç veya albenili başlıklar atıyor, zaten herkesin malumudur, değil mi?

Sizlerden de isteğim, eğri bir duvar görünce ne düşündüğünüz veya size ne çağrıştırdığını yazmanız. Lütfen yapay zeka yorumlarını copy paste yapmayın, çünkü ben son yıllarda şiir ve yazıları yz’lere göndererek yzlerin düşünce sistemini çözmeye çalışıyorum anlam konusunda. Hiç olmazsa yzler bir derleme yapıyor, özet geçiyor.. Hani çok çok önemli sanılan koltuk ehline kurumsal yapılar özet geçer ya, aynen öyle.. Zaten özet çağının özet nesilleri değil miyiz ki artık...?

En sevenlerinize emanet olunuz.
Hürmetlerimle...

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Eğri duvar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Eğri duvar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Eğri Duvar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL