3
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
112
Okunma
Soyut bir karardı belki de kader tıpkı bizlerin o ulvi aklından geçenler gibi ve yaşadıkça somut hale dönüşen fıtrat.
Bir isyanı b/astırma gayreti içerisinde s/alınıyorum bir ileri bir geri.
Haksızlığa mahal veren…
Düşünce özgürlüğümü kısıtlayan sözcüklerimi cendereye sokan.
S/avunduğum ne varsa çürütme gayreti içerisindeler.
Kınandığım günleri dahi mumla arıyorum ve eriyen mumun damlasında yaşlarım önce ısınıyor sonra eriyor.
Mum gibi.
Belki de kum gibi.
Müzik dinlemeyi çok seven ben kendimi bundan bile mahrum bırakmışken son yıllardır ne de olsa ağlayan canı yanan bir damlacık kalan anneme bunu yapma hakkım nasıl olabilirdi?
Damlayan kanım beyaz.
Alnım gibi.
Ruhum beyaz.
Ve her nasılsa sütten çıkmış ak kaşık herkes.
Herkes olmayı reddettiğim ve bana beyan edilenler.
Kararlar.
Kurallar.
Kural dışı olansa hislerim müdahil olmak istediğim her karede foto montaj ile sadece bir noktaya dönüştüğüm…
Zaten hayatımı mahveden hep bu noktalar olmadı mı?
Bir de koymadığım noktalar avize gibi tepemde bekleyen bodoslama tepeme düşmeye an kala.
Hangi an?
Hangi anı?
An mıyım yoksa bir anı mı?
Ne fark eder ki beni anan birileri olmadıktan sonra arkamda?
O nokta: o saftirik nokta.
Beyaz.
Ya da siyah.
Ama rengi yok bu iki rengin dışında.
Çalınmış hayatımın ve çalınmış hayallerimin de artık bir ederi ya da önemi yok.
Aldığım darbenin beni öldürmesini dilerdim.
Ama bana vurulan darbenin kim tarafından yapıldığından ziyade asla ölümünü dilemiyorum ve dillendiriyorum ama sadece içimden ve o günü dört gözle bekliyorum.
Ailesinin göz nuru iken bir yas’ a dönüştüğüm artık hangi yasa böyle buyurdu ise…
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.