1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
23
Okunma
Yönetici yakaladığı bir kişiye ayaküstü spordan ekonomiye, dış politikadan din diyanet işlerine kadar birçok konuda nutuk atıyor, üst perdeden bir şeyler anlatıyordu. Adam ısrarla araya girmeye çalışsa da başarılı olamadı.
Sohbete devam ederken arabasının üzerindeki küçük bir lekeye gözü takıldı.
- Bu bir sigara yanığı lekesi olmalı, diye mırıldandı.
Yaklaşıp eliyle kontrol etti. Kendi kendini doğruladı,
- Evet evet bu bir sigara yanığı lekesi.
Başını kaldırıp apartmandan yukarı doğru binayı süzdü.
- Yukarıdakilerden biri atmıştır. Bir ve dördüncü karttakiler yapmaz. İkinci kat misafirhane zaten boş. Üçte ben varım. Benim yapacak halim yok. Yaparsa bunu beşinci kattaki yapmıştır, dedi.
Yanındaki adam o arabasıyla oyalanırken fırsattan istifade ederek oradan kaçtı.
O sırada iki çalışan iş yerine doğru gitmekteydi.
Onlara:
- Bakın arabamın üstüne sigara atmış beşinci kattaki arkadaşınız, dedi.
Arkadaşlar:
- Onlar sigara içmiyor yapmazlar öyle bir şey, dedi.
Yönetici
- Size neden soruyorum ki siz zaten onun arkadaşısınız, dedi.
İki arkadaş biraz önce kendini kurtaran arkadaşlarına yetiştiler.
Adam
- Ya bırakmıyor ki bir cümlede biz kuralım, dedi.
- Ne var o kadar önemli ne diyecektin ki?
- Hiç aslında işe geç kalıyorum ben işyerine geçebilir miyim? Diyecektim.
Gülüştüler.
Yönetici hızla Kuruma geldi ve sigarayı attığını düşündüğü personelin odasına girdi. Personel ayağa kalkıp buyurun dedi.
- Sen benim arabamın üzerine neden sigara izmariti attın?
Personel şaşırmıştı. Olayı tam anlayamadığından şaşkın şaşkın yöneticini yüzüne bakarken, araya yan masadaki arkadaşı girdi.
- Sanırım bir yanlış anlaşılma oldu arkadaş sigara kullanmıyor.
- Ne yanlış anlaşılması, balkondan sigarayı arabanın üzerine atmış işte, zaten sürekli o kattan gürültü de geliyor, dedi.
Personelin şaşkın bakışları arasında yüzünü gözünü ovalayarak garip tavırlarla mırıldanarak odadan çıkıp gitti.
Yaklaşık bir saat sonra aynı odaya tekrar geri geldi.
- Baksana izmariti sen atmamışsın, dedi.
Personel
- Öyle mi? Bunu nasıl tespit ettiniz?
- Ben gittim üçüncü kattan denedim izmarit arabaya ulaşmadı. Üçüncü kattan ulaşmıyorsa beşinci kattan hiç gitmez, dedi.
Bu arada sabah canını bu geveze adamdan zor kurtaran personel odaya girdi. Personeli gören Yönetici;
- Dün verdiğim görevi ne yaptın? Dedi.
- Onun sabah size söyleyecektim.
- Eeeee…
- Maalesef siz çarşıdaki domatesin fiyatını söylediniz ancak bana hiç söz hakkı vermediniz, dedi.
Yönetici sinirlendi.
- Git o işi bitir terbiyesizlik yapma, dedi ve cevabı beklemeden devam etti. Biraz ilerleyince geri dönüp sigara izmariti için fırçaladığı personele;
- Bu arada sana başka bir görev vermeyi düşünüyorum.
Bu personelin Bilgisayar bölümü okuduğunu bildiğinden acaba başka işe yarar mı niyetiyle;
- Sen basıc nedir biliyor musun? Dedi.
Kasıt bilgisayar bölümü okuyan arkadaşın bir çeşit bilgisayar programlama dili olan basıc programıyla ilgili bir şey bilip bilmediğini test etmek, ya da bak sen okuyup bilemediğin halde ben bunu biliyorum diye hava atmaktı.
Lakin personel gayet kendinden emin bir şekilde cevap verdi.
- Yok efendim ben ikinci öğretim okumuştum, dedi. Gülüşmeler başladı.
Bu arada bir işçi izin talep etti.
- Olmaz şimdi veremem, dedi.
İşçi
- Ama bu benim kanuni hakkım, dedi.
- Kanundaki hangi yükümlülüğünü yerine getirdin ki bu hakkını talep ediyorsun? Deyip bir kahkaha savurdu. Ve Kurumdan dışarı çıktı.
Bu arada Üst Yönetici çevre düzenleme de çalışan işçiler ve ustalar yemek yesin diye kamelyada bir mangal yakılsın istemiş birkaç kilo et aldırmış, dışardaki kamelyaya mangalla birlikte bıraktırmıştı. Biraz kilolu ve obur bir tip olan Yönetici dışarıları gezerken eti ve yanan mangalı görünce:
- Vay be mangal yakmışlar beni çağırmıyorlar, deyip poşetteki eti pişirip yemeye başladı.
- İş bitip işçiler kamelyaya gelince Müdür yanındakilere arkadaşlar başlayın hadi mangalı yapalım, dedi.
- Ancak poşette çok az kalmış eti görünce memurlardan biri:
- Müdürüm poşette et çok az, bir kişiye bile yetmez.
Müdür
- Ya bu kadar et nerde arkadaşlar, dedi.
- Orada olan Yönetici
- Müdürüm zaten azdı. Acele ettim. Doğru düzgün pişmedi, dedi.
Müdür
- Allah seni kahretmesin. Ne azı kaç kilo et vardı, dedi.
-Akşam eve giden Yönetici tıka basa yediği eti sindirmek için dolabı açar ve bir litre suyu kafasına diker.
Sabah Kurumda toplantı vardır lakin Yönetici sürekli toplantıdan çıkar girer. Bu durum Müdür beyin canını sıkar. Ancak bir şey demez.
Bu arada dahili telefonda Yöneticinin çocuklarından biri aramaktadır.
- Baba dün bir litre zeytin yağı aldım kutu boş bilgin var mı der.
- Yönetici karın ağrısının nedeni anlar.
- Kapat kızım kapat olay anlaşıldı, der.
Yöneticimiz olayı anladım dese de geri kalan hayatına şahit olanlar hiçbir şey anlamadığını rivayet ederler.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.