1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
156
Okunma
Bir ilişki, adı üzerinde, iki kişiliktir.
Hiçbirimiz karşı tarafın ne yapacağını ya da ne düşüneceğini kontrol edemeyiz .
Bu gerçeği en çok canımız yandığında hatırlarız.
İnsanlar, kendi hayat seçimlerine o kadar dalarlar ki, en yakınlarındaki kişiyi istemeden de olsa ihmal ederler.
Onları dinlediğimizde niyetlerinin kötü olmadığını,bizi kırmak istemediklerini anlarız .
Yinede bu davranışların bize duygusal olarak zarar vermeyeceği anlamına gelmez.
Sevgi ve ilgi, karşılıklı alışverişe benzer.
Hep siz "Günaydın" mesajı atıyorsanız, hep siz "Nasılsın?" diye soruyorsanız, hep siz merak ediyorsanız, bir süre sonra kendinizi tek başınıza kürek çekerken bulursunuz.
Karşı taraf sizinle konuşmaktan keyif alıyor olabilir ama o ilk adımı atmayı hiç aklına getirmez.
İşte tek taraflı çaba budur ve sadece sürekli veren tarafı yavaş yavaş tüketir.
Enerjiniz biter, hevesiniz kırılır ve kendinizi değersiz hissetmeye başlarsınız.
Eğer bir ilişkide sürekli çabalayan taraf olduğunuzu fark ettiyseniz, hep alttan alan, hep arayan soran sizseniz ve bu durum artık sizi yorup üzüyorsa, bu gidişatı durdurmak en doğru yoldur
Bu sorumluluk size aittir, kimse sizin yerinize sizin ruh sağlığınızı düşünmez
Bu asla bencillik değildir; kendinize olan saygınızı ve kendinizi daha fazla yıpranmaktan koruma durumudur
İnsanı en çok, zamanında artık yeter diyememek yaralar.
Boşa giden çabalarını ve tek taraflı fedakarlıklarını sonradan fark etmek çok acı verir.
Karşılıksız bırakılıp acı çekmektense, hayata tek başına huzurla devam etmek çok daha iyidir.
Orhan Gülaçar
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.