1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
238
Okunma

------Tek umudu; toplanma yerine ondan önce birilerinin gelmiş olması ve tan vakti amele kamyonunu bekledikleri o taş çemberli ateşi çoktan yakmış bulunmalarıydı.
------Geceden yağan kırağı, keçi yolu boyunca sıralanan mersin çalılarının yapraklarını öyle keskinleştirmişti ki; hiçbir müdahale olmaksızın suların sığlaştığı o "esik"lerden geçip yanlara doğru yol açmak isterken, aradan sıyrılan dalın yüzünde tokat gibi patlaması gözlerinden yaşlar süzülmesinin tek sebebiydi.
-----Bazen hazır bir ateş başı bulsa da çoğu zaman ayazda donmuş elleri, bez çantasındaki kibrite ulaşmakta epey zorlanırdı. Hatta ayaklarını hissetmediği anlarda yerinde zıplar, kaskatı kesilen lastik çizmelerini de hayata döndürmeye çabalardı sanki.
------Oysa evden çıkarken annesinin horoz ötmeden kalkıp sacda pişirdiği, zeytinyağıyla ova ova inceltip beline sardığı o sıcacık bazlamaların ısısı; ister kuşak yerine, ister göğse çapraz bağlansın, o sabahın süvari kesildiği ayazı kırmaya her daim yeterdi.
------Nihayet, tozlu yolları yara yara gelen kırmızı kasalı Bedford kamyonun homurtusu duyulurdu. Arka kapağa yerleştirilmiş iki üç basamağa ulaşmak meşakkatli olsa da, önceden binenlerin uzattığı nasırlı ellerle hedefe varmak; yarı uyur yarı uyanık gözlerde buruk bir mutluluğa sebepti.
------Nitekim sabahın ilk ışıklarında ağaçlandırılacak sahada toplanmak, her hâlükârda şarttı.
------Güneş doğup da eller ısınınca, ameleler var gücüyle kazmaya başlardı çukurları. Derken o beklenen an gelir, işçi çavuşunun düdüğüyle birlikte, anasına kavuşacak kuzu sürüsü gibi azık bohçalarına akın başlardı.
-----Azıklar açılınca; kiminden kuru soğanla yufka ekmek, kiminden hafif yeşile çalan haşlanmış yumurta, kiminden de bir avuç çökelek çıkardı. Yutulması zor olan bu helal rızkın yanındaki tek yoldaş ise bolca su ya da ayrandı.
-----Gün batarken, sabahın o ıslak yollarına tezat kuru havayı yara yara gelen kamyon tekrar görünür, eve dönme vakti geldiği için herkes mutlu olurdu.
-----Genç Kadınlar tülbentlerinden sıyrılmaya çalışan kâküllerini saklayıp incecik nazlarını konuştururken; delikanlılar da kasketlerinin siperliğindeki tozları silkelermiş gibi yaparak onlara karşılık verirlerdi.
------Demem o ki; o Bedford’un kasasında, tozun ve yorgunluğun içinde, dünyanın en sessiz ve en sahici sevda hikayeleri yazıldığı anlar da olurdu.
28 Mart 2026/Hatice Ak.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.