0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
370
Okunma

Yıllarca ara verdiği okuluna, lise birinci sınıftan itibaren yeniden başlıyordu delikanlı. Geçmişin başarılı öğrencilerinden biriydi. Öğretmenleri tarafından da çok sevilmişti. Maddî imkânsızlıklar ve başka bir kaç nedenden dolayı yarım bırakmıştı okulunu.
Yıllar öncesinde, daha orta okula ilk başladığı günlerde tanıdığı ve ona durumunu tüm detaylarıyla anlattığında, ondan çok etkilenen ve omzuna dokunarak ; ’’ Bundan sonra kimseye, annem yok demeyeceksin, ben Behice hanımın oğluyum diyeceksin! ’’ deyip ona sahip çıkan, destekleyen öğretmeni o yıl da derslerine girmeye başladı. Onun tekrar okula dönmesine çok sevinen o öğretmen, bu sevincini bir başka sınıftaki öğrencilerle bile paylaştı.
Okula ara verdiği günler, tam da delikanlılığa adım attığı yıllardı. Bu dönemde çok şeyler yaşadı. Onu en çok da etkileyen olaylar, ilgilendiği kızlardan çektikleriydi. Küçümsenmiş, alaya alınmış, en ciddiye aldığı kız tarafından ihanete bile uğramıştı. O yüzden artık, aşkla meşkle ilgilenmeyecek, sadece derslerine bakıp okumaya çalışacaktı. Tabii, hayat izin verirse.
Teneffüse çıktığında, yan sınıftan bir kız, elinde olmadan, dikkatini çekmeye başladı. Onu görmeye çalışmaktan, kendini alıkoyamıyordu. Kendi kendisiyle mücadelesinde, yenik düşüyordu. Orta boylu, hafif tombul, gözlüklü, kumral, orta uzunluktaki saçlarıyla bu kız, çok ciddî görünümlü, diğerlerine benzemeyen, teneffüslerde bile elinde defter, kitap taşıyan, onları kurcalayıp bir şeyler öğrenmeye çalışan, güzelce bir kızdı.
Onu görmeye çalıştığı, farkına varılmaktan korktuğu, gizliden seyretmeye çalıştığı günlerden sonra, bir gün kot pantolon giymiş olarak gördü onu. O yıllarda, kızlar zorunlu olarak lâcivert forma, beyaz blûz giymek zorundaydılar. Onun daha önce ilgilendiği köylü kızları, genelde şalvar giyerler, o kot giyen, açık giyinen kızlardan pek hoşlanmazdı. Çünkü, abdestinde, namazında, muhafazakâr biriydi. ’ Bu kız, bana göre değil! ’’ deyip uzak durmaya başladı o günden sonra.
Bir gün teneffüste dışarıya çıkmayıp, sınıfta otururken, kapıda o kızı gördü. Direkt ona doğru yaklaşıyordu üstelik. Elinde de defteri vardı yine. Kendisine doğru yaklaştığından emin olunca, ayağa kalkıp karşılamak istedi. İlk önce kız başladı söze
’’ Behice hanım geldi mi, biliyor musun ? ’’ Şaşırdı çocuk bu soruya. Onun beklediği başka bir soruydu : Artık neden teneffüslere çıkmadığını, kendisinden neden kaçtığını sormasını bekler gibiydi. Hafif bir bocalamadan sonra, o da soruyla cevap verdi:
’’ Neden sordunuz? Gelmiştir herhalde, dersi var bu gün bize.
’’ Bize de dersi var da, ondan sordum. Amacının öğretmenin gelip gelmediğini öğrenmek değil de, onunla tanışmak istediğini açığa vurur gibi bekledi bir an. O kadar rahat değildi aslında. Erkeklerle çok konuşmaya alışık biri olmadığı her halinden belliydi. Kıpkırmızı olmuştu yüzü. Bekliyordu yine de, çocuğun ille de bir adım atması için, bekleyerek ısrar ediyordu. Nihayet beklediği adımı gördü:
’’ Siz benim, Behice hanımın gerçek oğlu olduğumu mu sanıyorsunuz yoksa ? Onun için mi bana sordunuz? Ben onun manevi oğluyum sadece.
’’ Biliyorum, diye cevap verdi kız, utanmış, başını öne eğmişti. Yüzü daha da kızarmıştı. Bu durum, delikanlıya oldukça cesaret vermiş olacak ki, adımlarını hızlandırmaya başladı:
’’ Adınız neydi sizin?’’
’’ Sevim. ’’ deyiverdi hemen.
’’ Çok güzelmiş, size de çok yakışmış. Size, Behice hanımla tanışmamızı ve bana neden Behice hanımın oğlu dediklerini anlatmamı ister misiniz?’’
’’ İsterim. ’’ deyiverdi hemen.
’’ O zaman, bir dahaki teneffüste, ya da siz ne zaman isterseniz?
Bir sonraki teneffüste, koşarak geldi kız sınıfa. Birlikte oturdular ve başladı çocuk konuşmaya:
’’ Ben Kurtköy’de, babamla yaşıyorum. Birlikte kahve işletiyoruz. Annemle, ben çok küçükken ayrılmışlar. Annem, Pendik’te oturuyor fakat görüşmüyoruz. Orta okula ilk başladığım yıllarda, oldukça sefildik. Babamla birlikte kahvede yatıp kalkıyorduk. Yani bu gün var ama o zamanlar bir evimiz falan yoktu. Behice hanımın dersinden, daha ilk yazılıda yüksek bir not alınca, dikkatini çekmiş olacak, biraz da perişan halimden, giyimimden etkilenmiş olacak ki, benimle ilgilendi, sorguya çekti. Ben de her şeyimi anlattım. Çok etkilendi. Elini omzuma koyup ; ’Bundan sonra kimseye, benim annem yok demeyeceksin, ben Behice hanımın oğluyum diyeceksin, dedi. Bana hediyeler aldı, okul aile birliği desteği ile elbiselerim, yeni ayakkabılarım oldu. Çok mutlu olmuştum. Derslerimi, okulumu daha çok sevmeye, daha çok çalışmaya başladım.’’
Can kulağıyla dinledi kız. Oldukça da duygulandı. Bir taraftan da kanı kaynamaya başladı delikanlıya. Utanmasa ellerini tutmak, hatta sarılmak bile istedi ama alışık değildi, cesaret edemedi. O anda, sonsuza kadar onunla birlikte olmayı, onu dinlemeyi, ona destek olmayı, sıkıntılarını paylaşmayı diledi içinden.
Eve döndüğünde, yüzünde güller açar gibiydi. Sanki, yıllardır aradığı, kendine çok yakın hissettiği, bir daha kopmamayı dilediği birini bulmuş gibiydi. Henüz on beş yaşındaydı ve belki de bu onun ilk aşkı olabilirdi.
Yemekte, hem annesi, babası, hem de ablası onun bu coşkun halini merak edip, sebebini sordular. Anlattı o da.
Ertesi gün, delikanlının gözleri sürekli onu aradı ama bir türlü bulamadı. Utanmasa, sınıfına kadar gidip sormak istedi ama yapamadı. Merak ediyordu; acaba hasta falan mıydı? Okula gelmemiş miydi?
Günle sonra görmeye başladığında da, kızın ondan sürekli kaçtığını, görmek, görünmek istemediğini fark etti ve bir defa daha yıkıldı. Önceki yıkımlarından farklıydı bu defaki. Aşağılamak değildi, alaya almak değildi, ihanet asla olamazdı. Çok başka bir yıkılıştı bu defaki;
’’ Aman kızım, uzak dur ondan! Böyleleri insana ancak dert verir, keder verir. Seni yolundan eder. Bak ablan doktor oluyor, senin de mutlaka doktor olmanı istiyoruz. Böyleleri engel olur senin yoluna. Emeklerimizi boşa çıkarmak istemiyorsan, uzak dur ondan!’’ demişlerdi.
Yazarın notu : Öykücüler masal anlatamazlar. Öykü, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel olan, mantıklı olan olayları anlatır. Burada da yazar, elli yıl önce gerçek hayatta yaşamış olduklarıyla, yaşanması muhtemel olanları harmanlayıp, kurgulayarak anlatıyor.
Fikret TEZEL
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.