1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
51
Okunma

Kavranmamışlık nedir? Soyut ya da somut olan bir olgunun, bir nesnenin değeri ve anlamı, nasıl izah edilir? Her izah ya da tanımlama kabul edilir ve anlaşılır mı?
Ben NOKTA üzerinde durmak istiyorum. İstisnasız olarak, her cümlenin sonuna hoyratça iliştirilen minyatür toptan söz ediyorum:
Noktaya ilişkin anlamadığım çok şey var. Fakat asıl anlamadığım, onun konumunun, bana neden acı verdiğidir.
Kara kara düşünüyorum nicedir. Onu, biraz da bazı insanların konumuna benzetiyorum. Sebep her neyse artık, beynimi allak bullak eden çıkmazdan, bir şekilde sıyrılmayı deneyeceğım:
Her şeyden önce, noktayı nokta yapan nedir? Onun küçüklüğü müdür? Onun küçüklüğü onu hissiz, ruhsuz kılmaya yeter mi?
Peki... nokta büyümek isterse, ya da büyütülürse; kimliğini/tanımını yitirir mi? Birden bire konuşmaya başlasa, hislerini hiç sansürsüz beyan etse; nasıl karşılanır ve hala nokta olarak sürdürebilir mi varlığını? Dahi nokta olma rolünü, omuzlarında taşımayı - üstelik, karar verme hakkı olmadan - nasıl açıklar biz insanlara?
Ayrıca, onun muhatabı nedir; kime yönelebilir bir sorunu varsa?
Düşünüyorum, ama düşündüğümü izah edemiyorum. Çünkü beynimin içi, karınca yuvasını andırıyor, binbir yolu, binbir geçidi ve karıncasıyla.
Belki noktanın da, yılanın derisini soyunup, arkasında bırakması gibi, kendini temizlemek, kaslarını çalıştırmak, yenilikçi olmak gibi bir hayali vardır. Ancak, fazlasıyla küçük ve yuvarlak olmasından ötürü, bu düşüncenin yanından dahi geçme cesaretini gösterememiştir. Nede olsa, bir savunucusu, bir destekçisi de olmamıştır bu ana değin.
Ya da şu da çözüm olabilir onun için: biraz kafasını çalıştırırsa tabii.
Mesela o yusyuvarlak formundan dolayı, istediği yere yuvarlanabilir, tıpkı bir top gibi. Yeter ki, bir sözcük hafiften dokunuversin poposuna. Yeter ki, kötü bir niyet taşımasın arkasındaki. En azından, o "zavallı" paçavrasından, rahatlıkla kurtulabilir; cümlenin yükünü taşımaktan kurtarabilir kendisini. Ama belki de hiç aklına gelmemiştir bu fikir. (Bana kalırsa tembelliğinden. Neden mi? Çünkü, sözcüklerin arasında sıkışıp kalmaktan korkuyordur; çünkü, o minicik haliyle kedisini savunması, varlığını sürdürmasi güçleşebilir.)
Zavallı nokta! Nasıl da bikes bir durumda. Bu denli perişan ve cılız olması, duyduğu hüzünden de olabilir. Yoksa niye kendini olabildiğince görünmez kılsın, değil mi...
Üzülüyorum zavallıma. Onun bu hali, bazı insanların haline benziyor. Hani insan topluluğu arasında bulunmaktan korkanlar olur ya...
Mesela böylesine korkan biri, herhangi insan grubunun içine düşse kazara, eli ayağı birbirine dolaşır. Tir tir titrer. Bir cümle kurmakta zorlanır. Şapır şapır ter döker. Ya da olduğu yerde ya surat asar, ya da hep sırıtarak bakar etrafındakilere.
Ah hiç kolay değil insan olmak, tıpkı nokta olmak gibi. İşte bu da, hiç düşünülmemiş en vahim ortak nokta.
Düşünüyorum da; kim ister robot gibi olmayı, ya da heyecandan kıpır kıpır olmayı? Sahi kim ister, hiç elinde olmadan sus pus yaşamayı, ya da sürekli konuşup durmayı? Üstelik söz hakkı vermeden kimseye, ya da dinlemeyi bilmeden hiç.
Kısacası, asosyal bir varlık olmayı, çoğunluğun oluşturduğu kodlara ayak uydur(a)mamayı, kim ister? (Gerçi çoğunluk hep haklı değil, oraya hiç dokunmamalı şimdi!)
En kötüsü de; tıpkı sözcüklerin noktayı küçümsemesi, önemsememesi gibi, böyle insanların, diğer "akıllı"lar tarafından rencide edilmesi, hatta psikolojik baskıya maruz bırakılması. En vahim olanı ise, hiç fark edilmemeleri.
Kimi "akıllılar" anlamak bir yana, el kol hareketleriyle habire güler, yerlerde sürünür ayıla bayıla - tıpkı bir sirk seyircisi gibi.
Kimileri de, "kim bu salak ya hu, atın şunu dışarı? Hangi budala getirdi bunu aramıza? Ne işi var ya hu?" diyecek kadar ölçüsüzleşir, kabalaşır.
Anlaşıldığı üzre, noktanın ahvalini anlayayım, anladığımı da anlatayım derken, insanlara sataşmaya başladım. Bu benim yaptığıma ne demeli peki?
Muhtemelen nokta, kendisini yeterince ciddiye almadığımı düşünecek. Oysa ben deniz, bu kompleks soruna, naif bir giriş yapmak ve etkili bir sonla da bitirmek istiyordum sadece.
Anlıyorum ki, noktayı anlatmak da, tartışmak da, savunmak da hiç kolay değilmiş.
Hakkını vermeyi beceremediysem eğer; affet beni.
Affet, sevgili NOKTA.
H. Korkmaz
(!) Sthlm
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.