Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler.-- shakespeare
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ

Sılaya Doğru

Yorum

Sılaya Doğru

( 7 kişi )

4

Yorum

10

Beğeni

5,0

Puan

177

Okunma

Sılaya Doğru

Sılaya Doğru


Baba ocağından bir adım ötesi gurbettir. Ortaokul için köyümüze yürüme ortalama iki saatlik yol uzaktaki ilçede okula gidince ilk kez doğduğum evden ayrıldım. Bu ayrıklar bir hafta bile değildi. Hafta sonları köye dönerek annemin pişirdiği çorbalara hasret kalmazdım. Bir hafta bile sürmeyen baba ocağından ayrılmalarla gurbetlik yaşadım diyemem.

Öğretmen Okulu için başka bir şehire gidince gurbetin o yakıcı duygularının tüm ruhumu sarar, dayanılmaz acıların yüreğimin en uç noktasında hissederdim. Memleketimin plakasını taşıyan bir taşıt görmek bile nabız atışlarımın ritmini etkilerdi. 15 yaşı içinde aynı ilçenin, doğduğu topraklardan ilk kez ayrı kalan çocuklardık arkadaşlarımla. Onlarla da aynı duyguları paylaşır, bazen gözlerimiz yaşarırdı.

Bir yandan ilk gençlik duygularının verdiği coşku, bir yandan hüzün içinde farklı duygular yaşıyorduk. Kısa süren bir zaman dilimiydi okul yılları. Yatılı okul. Bayram gününün sabahları arkadaşlarımla sabah erkenden okulun yakınındaki camiye bayram namazı kılmaya giderdik. Bayramlarda ailemizle bir arada olamamak fazla etkisi olduğunu söyleyemem. Trabzon büyük ve güzel bir kent, sinemalar bol. Bayram tatillerinin biricik eğlence kaynağımızdı sinemalar. Gurbetin ilk aylarının özlemi de hayli azalmıştı.



Köy öğretmeni olduğum yıllardaki dini bayram sabahlarındaki hüznümü hatırlayınca bugün bile efkâr basar gönlümü. Bayram sabahları camiden çıkılır. Köylülerim caminin yakınındaki mezarlıkları ziyaret edip Hakk’ın rahmetine kavuşmuş gidenlerinin mezar başlarında dua okurlar. Bense caminin yanı başında, dağların arkasında çok uzaklarda kalan doğduğum topraklara baka baka kalıverirdim sessizce. Velilerimle bayramlaşırdık elbette. Lakin gönül, anne-babayı, yakın akrabaları, onların içten sıcaklığını arardı sürekli! “Gurbeti ben mi yarattım” diyor ya Muhlis Akarsu. Gurbet yaşamımızın yadsınamaz bir gerçeğiydi oysaki... Bu diyarlardan gitmek olanaklı olmadığına göre bu deve güdülecekti. Güdüyorduk gönüllü olmazsak bile.

Köylerde çalışırken bayram günlerinde hep buruk mutluluklar yaşadım. Yıllar geçmiş olsa bile özellikle bayramların yaşamın olmazları arasına girmiş çocukluk günlerinin tanımsız güzellikleri hiç silinmez gönüllerden. El öpmeler, büyüklerin kırış kırış olmuş yüzlerindeki bayram günlerine has gülümsemeleri hafızanın derinliklerine kayıtlı. Unutulmaz. Hafızadaki kayıtlar güzellikler gün yüzüne bayram günleri ortaya çıkar ister istemez. Ve sıladan uzak olununca daha da acıtır insan ruhunu.

Doğu illerimizde halk şairleri geleneği baskındır. Bu şairler halkın sevinçlerini, coşkularını, acılarını dillendirir. Türkler yaşadığımız topraklara gelirken kopuzlarını da beraber getirdiler. Düğünlerde, seyranlarda, bayramlarda ve de bölgenin karlı uzun kış gecelerinde kopuzdan çeşitli telli sazlara dönüşen çalgı aletlerini tıngırdatıp halk şiirinin nadide örneklerini verirler. Karşılıklı saz çalar, atışmalar yaparlar. Senede bir kez de Konya’da buluşur Konya Âşıklar bayramında çeşitli etkinliklere katılırlar.

Köyümüzden de Konya Âşıklar Bayramına katılan şair yetişmiştir. İlçe ve ilimizin yetiştirdiği Efkârı Baba, Deryamin, Âşık Huzuri, Âşık Gülhani… İlimizin yetiştirdiği âşıkların sadece bazılarıdır. Âşık Yanguni mahlaslı köylümüz âşık ben küçükken yaşadığı âşıklara has serüvenler sonucu köyümüzden ayrılmak zorunda kalmış. Sakarya ilimize yerleşmiş. Ölünceye kadar da özellikle memleket özlemini deyişlerine tema edinerek çok güçlü yanık şiirler söylemiş.

Bayram günlerinin sıladan uzak kalmanın ruhunda estirdiği fırtınaları betimlediği bir şiiriyle yazımı bitirmek isterim. Hele final beyiti ruhumda fırtınalar estirir
“Yanguni der gurbet elde ölürsem
Savrulur küllerim sılaya doğru.”
“ Ölüm tek gerçektir” diyor Gazali. Bu gerçekten kaçılmaz. Sılaya anne-babamın yanına defnedilmek benim de arzum.



“Sılaya Doğru

Bir hasrettir yine düştü canıma
Bu vasf-ı hallerim sılaya doğru
Felek hisar çekmiş dört bir yanıma
Açılmaz yollarım sılaya doğru
Kılındı bayramlar saflar söküldü
Gurbetliler bir köşeye çekildi
Eller havalandı yaşlar döküldü
Uzattım ellerim sılaya doğru
Hani sallandığım topraklar taşlar
Hani hasret annem hani kardeşler
Hani yaren yoldaş ahbaplar eşler
Açarım kollarım sılaya doğru
Virandır gönlümde bu aşkın şehri
Paslandı hazneler lal u gevheri
Gönül yaylasında aşkın rüzgarı
Esiyor yellerim sılaya doğru
Fani dünya ben feleği bilirsem
Baykuş gibi çok viranda kalırsam
Yanguni der gurbet elde ölürsem
Savrulur küllerim sılaya doğru.”
Aşık Yanguni (Gülpaşa Tokdemir)

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Sılaya doğru Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sılaya doğru yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sılaya Doğru yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
23.3.2026 23:02:18
5 puan verdi
Yazdıran yüreği
Sarf edilen emeği
Çok kıymetli kalemi
Gönülden kutluyorum.
Şiir tadında
Güzel bir akşam diliyorum.
Fevzi Gültuna(Batı Yakası
Fevzi Gültuna(Batı Yakası, @fevzi-gultuna-bati-yakasi
23.3.2026 22:44:50
5 puan verdi
Sevgili öğretmenim, bu güzel anlamlı makalen beni ortaokul yıllarıma götürdü, o güzel günleri tekrar yaşattığın için teşekkür ederim. Yolun açık, kalemin daim olsun. Selam ve saygılar
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
23.3.2026 01:20:01
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık “Sılaya Doğru” yazısı, gurbetin ve sılaya duyulan derin özlemin güçlü bir anlatımıdır. Çocukluk ve gençlik yıllarındaki kısa ayrılıklardan başlayıp yetişkinlikteki köy öğretmenliği yıllarına kadar uzanan özlem, hem hüzün hem de manevi bir bağla dile getirilir. Aşık Yanguni’nin “Savrulur küllerim sılaya doğru” beyiti, yazının duygusal doruk noktasıdır ve ölümle birleşen sılaya kavuşma arzusunu vurgular.

Yüreğinize sağlık, güzel bir eser okudum. Tebrik ederim, gurbet ve özlemin inceliklerini bu kadar etkili hissettiren bir yazı çok kıymetli; nice duygulu eserlerde görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
22.3.2026 23:24:20
5 puan verdi
Baba ocağından bir adım ötesinin gurbet sayıldığı o çocuk yaşlarda, bir haftalık ayrılıkların bile anne çorbasına duyulan hasretle nasıl koca bir ömre bedel olduğunu çok vakur bir dille anlatmışsınız.
15 yaşında, başka bir şehrin yabancı sokaklarında memleket plakasının peşine düşen o naif heyecan ve arkadaşlarınızla paylaştığınız o sessiz gözyaşları, mısralarınızdaki melankoliyi sarsıcı bir asalete dönüştürmüş.
Öğretmen Okulu koridorlarında yankılanan o ilk gerçek gurbet sızısı ve ruhunuzu saran o yakıcı aidiyetsizlik hissi, kaleminizde derin bir hikayeye dönüşüyor.
Yüreğinize, kaleminize sağlık; tebriklerimi sunuyorum üstadım..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL