0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
141
Okunma
Bu gün bayram
Bu gün bayram ne kadar bayramsa
Bütün bölgemde sabah ezanları okundu ve bayram namazları da kulındı ama Bölgem termrsiz bölge diyemem çünkü ırkçılık ve mezhebçilik var.cebçilik uçkurculuk var...
Fars türkle dostu Arab türkle dostu Kürt tükle dostu kardeşti ...Ezan ırkçılık şeytanını mezhebçilik şeytanını ceb putunu uçkur putunu kovmuyor artık
Ezanın okunduğu her yer terörsüz değil ve Bayram yeri değil bu gün.Ezanların cebi tam takır ezana şehadetlilerin cebi dolu midesi dolu...bu gün bayram ...ne kadar bayramsa...
Ezanlara şehadetliler ezanları güçsüz bıraktılar ezanlar şikayetçi olacak Allaha...ırklarına mezheblerine midelerine uçkurlarına vrdiği değeri vermediler ezana ...
Oruçlar tutuldu bu gün bayram
Oruca şehadetliler öksüz bırakıyor artık oruçları ve bayramını...Allaha şikayetçi bizden oruçlar ve bayramları...artık
Bu gün bayram ne kadar bayramsa...
Oruçlar tutuldu ne kadar tutulduysa veya oruç bizi tuttu ırkçılğa karşı mezhebçiliğe mideciliğe cebçilik putuna uçkur putuna karşı ...ne kadar tuttuysa...
Oruç ve Kur’an doğruyu eğriden ayırmamız içindi... gidilecek yolu görmemiz içindi...Oruca- Kur’ana şehadetlilere rehberlik içindi...paylaşımcı olamadık...mezhebçilikten ırkçılıktan kaçmadık uçkurculuk putunu kıramadık mide ceb putunu da..
Bayramlar bayram olur mu neden Oruca-Kur’ana şehadetliler Allaha tazimde kusurlusunuz ... ama orucu-Kur’ana şehadetliler...ırkına mezhebine bağlılıkta kusursuz...mideci ve uçkurcu...putçu...
Allaha şükürsüz-Putuna şükürlü bölgem...Hakkettiğini yaşatır yarattıklarına çünkü adillik ilkelidir Allah...Bölgem Ezanlı bölgem ...Ezan okunsa da bölgem cahiliye kabesi gibi yine...363 put vardı cahiliye kabesinde ve kıble seçilmemişti Allah kıble seçmemişti...Kabeyi yani...ve Mescid-i aksa seçilmişti kıble olarak...Osmanlı devrinde halife seçilen ırkım ...türküm diyen ırkım...türk halifeliğe üstünlüğe layık mı bu gün...Farsı seçerse Allah şaşama...İşte konusu oruç olan ayet ve tefsiri
﴾185﴿ O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor, güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, size doğru yolu göstermesinden ötürü Allah’ı tazimle anmanız için ve şükredesiniz diye (uygun hükümler gönderiyor).
Tefsir
Önceki âyetlerde orucun farz kılındığı bildirilmiş, bunun sayılı günlerde tutulacağı açıklanmış; yükümlüler, süre ve şekil bakımlarından yeni olan bu ibadete psikolojik olarak alıştırılmış, güçlük söz konusu olduğunda ruhsatların bulunduğu haber verilmişti. Bu hazırlık mahiyetindeki açıklamalardan sonra farz kılınan oruç ibadetinin ayrıntılarının bildirilmesine geçilmiştir; birbirini tamamlayan âyetler arasında bir nesih (birinin diğerini hükümsüz kılması) ilişkisi yoktur.
Kur’an-ı Kerîm’in Hz. Peygamber’e indirilmesi Mekke’de Hira mağarasında, milâdî 610 yılı Ramazan ayının 27. gününde başlamış ve Allah Teâlâ’nın uygun gördüğü aralıklar ve münasebetlerle yaklaşık yirmi üç yılda tamamlanmıştır. Âyette geçen “ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesi”nden maksat onun tamamının değil ilk âyetlerinin indirilmesidir; Bakara sûresinin başında olduğu gibi birçok âyette, Kur’an’ın bir parçasına da kitap ve Kur’an denilmiştir. Yüce mevlâ müslümanlara oruç ibadetini farz kılmayı murat edince bunun zamanının da ona uygun ve lâyık bir zaman olmasını istemiş, bütün insanlığa son rehber ve irşad aracı kıldığı kitabını vahyetmeye başladığı ayı oruç zamanı olarak seçmiştir.
Burada “şehide” fiili “görmek” değil “erişmek, hazır bulunmak” mânasındadır. Bu sebeple âyetin, “Ramazan hilâlini gören oruç tutsun” şeklinde bir mânası yoktur. Kamerî aylardan biri olan ramazanın giriş hilâlini görünce oruca başlanması, çıkış hilâlini görünce de oruca son verilip bayram yapılması, ayın bir engel yüzünden görülememesi durumunda bir önceki ayın otuza tamamlanması ve ertesi günün, yeni ayın biri olarak kabul edilmesi hükümleri âyetle değil hadisle sabit olmuştur (Buhârî, “Savm”, 5, 11; Müslim, “Sıyâm”, 4, 7, 8, 17-20).
1978 yılında İstanbul’da İslâm ülkeleri temsilcilerinin katılımıyla yapılan ilmî bir toplantıda ramazan ve bayram hilâllerinin, dünyanın herhangi bir yerinde görülebilir hale gelmesine dayalı hesaplar ve buna uygun takvim yapılmasına, ayrıca özel rasathânelerden gözetleme yapılarak hesabın kontrol edilmesine karar verilmiştir. O günden itibaren bu kararlara uyan ülkeler arasında birlik hâsıl olmuştur. Kararlara ve bunların dinî-ilmî gerekçelerine katılmakla beraber bu kararlara uymayan ülkelerde ise bazı yıllarda –hesaba göre– dünyanın hiçbir yerinden hilâlin görülmesinin mümkün olmadığı zamanda görme iddialarına dayalı ilânlar yapılmaktadır. Türkiye’de yaşayanlara, alınan kararlara titizlikle uyan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın takvimine uymalarını, etrafı dinleyerek kafalarını karıştırmamalarını tavsiye ediyoruz.
Hasta ve yolcu olanların orucu başka günlerde kazâ edebilecekleri yukarıda geçtiği halde burada tekrarlanmasının bazı tefsircilere göre sebebi, “oruç tutmakla fidye vermek arasında muhayyer bırakma” hükmünün bu âyetle kaldırılmış olmasından dolayı diğer ruhsatların da kaldırıldığı zannını engellemektir. Onlara göre “Artık ramazana erişen oruç yerine fidye veremez, oruç tutacaktır, ancak hasta ve yolcu olanlar başka günlerde kazâ edebilirler” denilmek istenmiştir.
Bize göre âyetler arasında nesih ilişkisi yoktur. Oruç tutmakta zorlananların fidye verme imkânları devam etmektedir. Burada iki geçici mazeretin tekrar zikredilmesinin sebebi, onların da neshedilmediğini, hükmün devam ettiğini anlatmaktır. Esasen bu mazeretlerin yukarıda zikredilmesi bir hazırlık içindir, hüküm ise burada verilmiştir.
Allah’ın ululuğunu gönülden benimseyip dile getirmeye tekbir denir. “Allahü ekber” cümlesiyle ifade edilen tekbirin mânası “Allah en uludur, en büyüktür” demektir. Bu cümle aynı zamanda Allah’ın birlik, teklik ve eşsizliğinin itirafıdır. Çünkü en büyük ve en uludan başkasında bir eksiklik, bir küçüklük vardır ve böyle olan bir varlık Tanrı olamaz. Namaza başlarken, rükûya ve secdeye giderken, kurban keserken tekbir getiren müminler, bununla ibadetin ancak Allah’a yapılacağını, ondan başkasının buna lâyık olmadığını dile getirmektedirler. Ramazan ayını oruçlu geçiren, kurban bayramında kurban ibadetini yerine getiren müslümanların bayram namazına giderken ve bayram namazını kılarken tekbir getirmeleri, bayram hutbelerinde hatibin tekbir getirmesi hep aynı mâna ve hikmete yöneliktir. Ayrıca kurban bayramlarına mahsus olmak üzere “teşrîk günlerinde” farz namazlardan sonra tekbir getirilmektedir (bk. Bakara 2/203).Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 281-283
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.