1
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
306
Okunma
Sevgi çekilince dünya ince bir buz kabuğuna dönüyor. Altında karanlık bir su var, uykusuz ve biraz da bana benzeyen. Üstünde yürüyorum, fazla dikkatli, fazla yalnız. Her adımımda içimde küçük bir kış kırılıyor kimse duymuyor. Zaten insanların çoğu başkasının içindeki kırılma seslerini duymak için yaratılmamış.
Bazen eğilip altımdaki suya bakıyorum. Sanki beni çağırıyor. Ama insan her çağrılan yere düşmez. Biraz gurur, biraz korku tutar yakasından.
Belki de ses dediğimiz şey yalnızca içimizde kırılan bir bardaktır. Kimse mutfağa koşmaz, kimse “iyi misin?” diye sormaz. Yerde biraz cam kalır, biraz kalp, biraz da çocukluk. Toplamaya kalkarsın, ellerin kesilir. Sonra anlarsın ki bazı şeyler kırıldığında toplanmak için değil, insanı kesmek için kırılmıştır.
O yüzden bunun tam bir kış olduğunu söyleyemem. Daha çok kalbin kenarında uzayan ince bir soğuk gibi. Dünya ağır bir kitap gibi yavaşça kapanıyor avuçlarımda.
Sayfaların arasından ince bir rüzgâr geçiyor. Sayfalar bana konuşma diyor. Çünkü bazı acılar yüksek sesle söylenince ucuzluyor.
Ben de susuyorum. Sessizliğin içinde kendi kalbimi dinliyorum. Ve anlıyorum ki insanın içi kırıldığında çıkan ses çoğu zaman yalnızca sahibine ait oluyor.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.