0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
214
Okunma
Başımıza gelen felaketler gökten inen ani bir kader değil; çoğu, kendi ellerimizin izi. Biz bu acıları başkalarının kılıcında değil, kendi parmaklarımızın arasında büyüttük. Onur ve haysiyetimizi korumak yerine mezheplerimizi, ideolojilerimizi ve alışkanlıklarımızı koruduk. Şimdi avuçlarımızda kanın, kalplerimizde pişmanlıkların izleri var. Biz düşmaların kurşunlarıyla değil, kendi ellerimizin açtığı yaralarla öldük.
Allah’ım!
"Tutucularımıza kavrayış,
kavramışlarımıza tutuculuk bağışla."
Kendi ellerimizle yaptıklarımız... Taha Cabir El Alvani’nin ifadesiyle Şia’nin imamet teolojisi, sünniliğin saltanat ideolojisi gönül coğrafyamızın başını yedi. El inzar vel intizar felsefemiz başımızda patladı.
Ellerimizle oluştuğumuz vazgeçilmez donktrinlerin duvarlarını korurken kalplerimizi koruyamadık. Haklı çıkmayı hakikatin önüne koyduk. Ne şiiler şiiliğinden, ne de sünniler sünniliğinden vazgeçti. Keşke ikisinden biri olmayı da hakkıyla becerebilseydik, o da olmadı.
Allah’ım!
"dindarlarımıza din bahşet."
Yüzyıllardır topraklarımızda epistemoloji daima ideolojilere yenik düştü.
Allah’ım?
"Alimlerimize mes’uliyet, halkımıza bilgi bahşet."
Allah’ım. dinimizi "İslam"(Ali İmran 19) biziyse "müslüman" olarak isimlendirdin.(Hac 78) Senin isimlendirmen bize yetmedi. Güzel sözü unuttuk, gelip geçici düşüncelerimizden ödün vermedik. "Allah’a da’vet eden, amel-i salih işleyen ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet 41/33) buyurmuştun.
Allah’ım!
"Sanatçılarımıza dert,
şairlerimize şuur,
araştırmacılarımıza hedef,
tebliğ edicilerimize hakikat bağışla."
Şimdi avuçlarımızda kan... Katledilen masum evlatlarımızdan önce biz hesaba çekileceğiz biliyoruz. Şiiler ve Sünniler cidden kardeş mi? Etle tırnak gibi yani. Tırnaklarımız koparılıyor, canımız acımıyor mu?
Allah’ım!
"Suskunlarımıza feryad,
kıskançlarımıza şifa
bencillerimize insaf bağışla."
Dönüp ellerimize bakmadık.
Ellerimiz!
Ellerimizde şefkat, merhamet, vahdet, fütüvvet adına bir şey var mı? Ellerimizde sevginin değil, kanın, kinin kıskançlıkların izleri...Ellerimizde mezhepçiliğin ince görünmez pisliği...
Allah’ım!
"Mezheplerimize vahdet,
"sevenlerimize edep bağışla"
Ellerimizle ilim insanlarını katledip sürgün ettik.
Gerçek ilim insanlarını dinleseydik elbette böyle olmazdı. Allah’ım ne olur, bu gözyaşı onların ahı olmasın.
Alim alemdi...Alemce ölüyoruz şimdi.
Alim gidince elem kaldı. Keder, kâhır, gözyaşı, kan...
"Müminin ferasetinden korkun. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar" Allah’ım yüzyıllardır tedirginlik, belirsizlik ve karanlığın içindeyiz. Allah’ım müminlerin hatrına karanlıklar bir aydınlık bahşet..
Topyekûn sürgündeyiz. Karanlıkta...
Adalet liyakat ve ferasettin sürgününde.
Gönül coğrafyamız yanarken mezheplerin dua virdlerinde uyuşturulduk.
Allah’ım!
"Uyuyanlarımıza uyanıklık,
uyanıklarımıza irade bağışla."
Büyük öğretmen Şeriati "Bir yerde/evde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa bil ki, bu bir hainin davetidir." demişti.
Allah’ım!
"kadınlarımıza bilinç,
erkeklerimize onur,
yaşlılarımıza bilgi,
gençlerimize asalet,
öğretmenlerimize inanç,
öğrencilerimize de inanç bağışla"
&&&&
"ey Allah’ım!
alimlerimize mes’uliyet,
halkımıza ilim,
dindarlarımıza din,
mü’minlerimize aydınlık,
aydınlarımıza iman,
tutucularımıza kavrayış,
kavramışlarımıza tutuculuk,
kadınlarımıza bilinç,
erkeklerimize onur,
yaşlılarımıza bilgi,
gençlerimize asalet,
öğretmenlerimize inanç,
öğrencilerimize de inanç,
uyuyanlarımıza uyanıklık,
uyanıklarımıza irade,
muhafazakarlarımıza hareket,
suskunlarımıza feryad,
yazarlarımıza güvenirlik,
sanatçılarımıza dert,
şairlerimize şuur,
araştırmacılarımıza hedef,
tebliğ edicilerimize gerçek,
kıskançlarımıza şifa,
bencillerimize insaf,
sevenlerimize edeb,
mezheplerimize vahdet,
halkımıza kendini bilme,
tüm milletimize,
samimiyet
himmet, özveri,
kurtuluşa yaraşırlık
ve izzet bağışla..."(Ali Şeriati)
Amin...
Abdulvahap Sert
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.