Hayat tramvay gibidir... tam yer bulmuş, oturacakken bir de bakmışsın son durağa gelmişsin. camillo sbarbaro
KorhanKulce
KorhanKulce

Kırık

Yorum

Kırık

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

128

Okunma

Kırık

Kırık

İnsan bazen uzun süre hiçbir şey hissetmez.
Özlem yoktur.
Öfke yoktur.
Üzüntü yoktur…

Sadece ağır bir boşluk vardır.

Günler geçer, geceler geçer.
“her şey bitti” sanırsın.

Ama hisler bitmez.
Sadece derinlere gömülür…
Sessizce bekler.

Sonra uykusuz geçen bir gece, sabaha karşı ansızın çıkar o bastırılmış öfke.
Nefesini keser.

Bir cümle…
Bir hatıra…
Aklına düşen bir söz, bir davranış…

Ve bir anda patlar.

Zihnin durmadan aynı cümleyi tekrar eder:

“Ben böyle bir muameleyi hak etmedim.”
“Ben bunu hak etmedim.”

Gecenin o anında geçmişin bütün yaraları kanamaya başlar.

Görmezden geldiğin saygısızlıklar,
kulak arkası ettiğin yalanlar,
içine attığın kırgınlıklar,
sessizce katlandığın haksızlıklar,
haklıyken bile sırf o incinmesin diye özür dilediğin anlar...

Ve hiçbirinin kıymetinin bilinmemesi...

Hepsi bir anda gelir ve seni sarsar.

İnsan o an sadece kırık değildir.
Öfkelidir.

Kendine…
Yaşananlara…
Yaşatanlara…

Ama en çok kendine.

Ve gecenin karanlığında bir süreliğine bütün dünya ağır gelir.
Sokağa çıkıp bağırmak ister.

İçinde bir boşluk vardır,
ama aynı anda bir patlama da…

Öfkenin içinden yükselen bir sızı,
sızının içinden büyüyen bir hayal kırıklığı…

Sanki yıllardır biriken her duygu tek bir anda serbest kalır.

Ve o an şunu fark edersin:

Mesele tek bir olay değildir.
Mesele tek bir söz de değildir.

Mesele, hak etmediğin hâlde sana yapılmasına izin verdiğin bütün saygısızlıklardır.

İşte nefesinin kesildiği o anda anlarsın:

Bazı şeyler bir günde kırılmaz.

Bir sözle başlamaz her şey.
Bir bakışla da bitmez.

Kırılmak çoğu zaman yavaş yavaş olur.

Her görmezden geldiğin saygısızlıkta,
her içine attığın kırgınlıkta,
her “boş ver, geçecek” dediğin haksızlıkta…

Kalbin biraz daha yorulur.

Sen sabrettikçe,
o küstahlaşır.

Sen alttan almayı seçtikçe,
o saygıyı unutmaya başlar.

Sen sustukça,
o hırçınlaşır.

Sen anlamaya çalıştıkça,
o daha da çirkefleşir.

Ve bir gün insan şunu fark eder:

Senin sevgi ve hoşgörü sandığın şey,
onun gözünde istismara açık bir sabırdır.

Senin iyi niyet sandığın şey,
onun gözünde sadece zayıflıktır.

Sen daha iyi bir insan olmaya çalıştın,
o ise sadece zayıf olduğunu düşündü.

İçinde bir şey sessizce çatlar.

Ve çoğu zaman insan bunu o anda fark etmez.
Çünkü sevgi varken insan kendini kandırmayı başarır.

“Belki öyle demek istemedi.”
“Belki yorgundu.”
“Belki bir gün anlar.”
“Şu sıra zor günler geçiriyor.”

İnsan sevdiğinde
onun hatalarını değil,
kendi kalbini savunur.

Ama gerçek şudur:

Bazı insanlar sevgini değil, sabrını tüketir.

Ve sabır tükendiğinde geriye tek bir gerçek kalır:
Sen aslında çoktan kırılmışsındır.

Sabaha karşı gelen o nefesini kesen kalp ağrısı tam olarak budur.

İnsan birden geçmişe bakar…
Ve görür.

Sustuğu her anı,
yuttuğu her kelimeyi,
kendini küçülttüğü her anı.

O zaman kalpte iki şey aynı anda büyür:

Biri öfke.
Diğeri çok geç kalmış bir gurur.

Ve insan kendine şu soruyu sorar:

“Ben neden bu kadar sustum?”
“Ben neden bunlara izin verdim?”

Cevap çoğu zaman aynıdır:

Çünkü insan sevdiğinde güçlü değil, sabırlı olur.

Ama sabır yanlış kişiye harcandığında
insanı büyütmez.
Küçültür.

İşte o yorgunluğun içinden yeni bir şey doğar:

Sessiz ama kararlı bir duruş.

Artık insan aynı insan değildir.

Daha az konuşur.
Daha çok görür.
Daha az inanır.
Daha çok tartar.

Eskiden kalbini açtığı kapıları artık düşünmeden açmaz.

Çünkü bazı kırgınlıklar insanı yıkmaz.

Uyandırır.

Ve insan o uyanıştan sonra şunu öğrenir:

Sevgi güzeldir.
Ama önce saygı olmalıdır.

Çünkü insan kendini kaybettiği bir sevgiyi
ne kadar korumaya çalışırsa çalışsın,
sonunda geriye sadece hasar almış bir karakter kalır.

Ve belki de insanın içindeki gerçek olgunluk
tam da burada başlar:

Kırıldıktan sonra başkasını suçlamak değil,
kendi değerini bilmek.

Ve emeğini hak etmeyeni
sessizce hayatından çıkarmak.

Saygısızlık bir sınav değildir.
Tahammül göstermen gereken bir şey hiç değildir.

Saygısızlığı görür görmez arkanı dönmezsen
dozu her geçen gün artar.

Gün gelir başkaları onun gözünde senden daha önemli olur.
Herhangi birinin düşüncesi seninkinden daha kıymetli sayılır.

Senin söylediklerin dikkate alınmaz,
ama başkalarının söylediği her şey can kulağıyla dinlenir.

Çünkü sen, sana yaptığı her kötü davranışı sineye çekmişsindir.

Kıymet bilmeyen insan, yaptığı her saygısızlığı kabullenen birini zamanla değersiz görmeye başlar.

Yazan
Korhan KÜLÇE
11/03/2026 02:00

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Kırık Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kırık yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kırık yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL