0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
133
Okunma
TOKMAK ALAN 10 ( HOCA ALİ)
Babaannemler köyde sekiz çocukla en fazla çocuk sahibi olan buna rağmen en sakin olan haneymiş. Köydeki ondört hanede hergün bir vukuat olurmuş. Kavaga dövüş hiç eksik olmazmış ailelerde. Ya karı koca kavgası, ya kaynana gelin kavagası yada komşu kavgaları olurmuş. Köyün en sakin eviymiş sekiz çocuklu babamların evi. Sabancı Hasan dedeme köy den birisi hergün gelip
’’Eee Hasan sende demek sekiz çocuk var’’ dermiş. O da
’’Evet sekiz çocuğum var’’ diye cevap veririmiş.
Diğer gün yine gelir
’’Eee Hasan sende demek sekiz çocuk var ’’dermiş. Dedem yine
’’Allah bağışlasın sekiz çocuğumu’’ dermiş.
Bunu söyleyeninde evinde hergün gıcılı kıyamet kopar, iki çocuk sürekli kavga eder, hanede gürültü şamata eksik olmazmış. Yine günlerden bir gün aynı kişi gelmiş. Hasan dedeme
’’Eeee Hasan demek sende sekiz çocuk var’’ demiş. Dedem de
’’Evet ben de sekiz çocuk var yok gibi, sende iki çocuk var bok gibi’’ demiş adam söylediğine söyleyeceğine pişman olmuş.
Dedemin en büyük oğlu Ali amcam çok zeki bir çocukmuş. İlk okul üçüncü sınıfa giderken öğretmeni o zamanlar açılmaya başlayan Köy Enstütüsüne KIzılçulluya göndermek için seçmiş çocuğu. Anne babadan izin alma sırası gelince babaannem ;
’’Çocuğumu uzaklara göndermem, onsuz duramam buralarda’’ diye tutturmuş ve göndermemiş Köy Enstütüsüne.
Ali amcam askerden geldikten sonra (onların zamanında askerlik dört yıl yapılıyormuş) İzmir de Yavuz yayınevinde çalışmaya başlıyor. Yayınevinin sahibi ile arkadaş olan Neyzen Tevfik ile tanışıyor ve tasavvuf ile ilgili ilk derslerini ondan alıyor. Daha sonra Ali amcam tasavvufa gönül veriyor. Bu alanda kendini yetiştiriyor.
Amcama " HOCA Ali" derlerdi. Engin bilgisi ve kendini tasavvuf alanında yetiştirmesi sonucu bir çok kişiye önderlik etmiştir.
ALİ AMCAMIN TASAVVUF ANLAYIŞI
Tanrıyı ifade etmek için mutlak varlık sözcüğü bile az gelir. Bir varlığın başka bir varlıktan kendisiyle birlik ve berberliği olmayan noktalarda ayrılmasına tevhitte yani tasavvufta taayyün denir. Mesala denize bir bakalım küçüklü büyüklü dalgacıklar, köpükler, serpintiler, damlacıklar denizin taayyün leridir. Ayrı ayrı bir varlıkları yoktur. Aynı şekilde Tanrı mutlak varlıktır .Hiç bir sıfatla ve taayyünle kayıtlı değildir. Kayıtlı değildir ama tanrı bundan da mutlaktır yani münezehtir. Onu anlata bilmek için başka bir formül ve kavram bulunmadığı için tanrıya mutlak varlık yani vucudu mutlak denir.
Bir varlık başka bir varlıktan kendisiyle birlik ve beraberliği olmayan noktalarda ayrılır.Tevhitte yani tasavvufta bu ayrılığa taayyün bu çeşit ayırma işine de tayin denir.
Bu tecellilerin ayrı ve husisi manası vardır. Tevhit ehline göre varlığın bir surete bürünmesi maddi ve manevi bir şekilde aklımızda veya duygularımızda anlaşılır bir hale gelmesi taayyündür. Mesala bir insan su,hava,rüzgar hep birer taayyündür ve bu aleme taayyünler alemi denir.
Tanrı ise vucudu mutlaktır mutlak varlıktır . Her şeyden mutlaktır hiç bir sıfatla hiçbir taayünle hiç bir suretle kayıtlı değildir. Hatta onun hakkında
mutlak varlık denilirken bile varlığı mutlak oluşla hiç bir şeyle bağlı olmayışla kayıtlandırmaktadır. Halbuki o bundan da mutlaktır. Fakat onu anlata bilmek için daha başka bir formül (kavram) bulunmadığından dolayı Allah’a vucudu mutlak denmektedir. Aslında taayyünler alemindeki bütün taayyünler onundur. Böyle olmakla beraber görünüşte ayrı varlıklar gibi görünen bu varlıklar gerçekte yoktur ve hepsi Allah’ın ilmindeki suretlerin zuhurudur. Daha doğrusu o suretlerin tamamı Allah’ın ilminde mevcuttur.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.