"ey dostlarım, dünyada dost yoktur." (aristoteles)
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR
VİP ÜYE

Kapıname

Yorum

Kapıname

( 4 kişi )

2

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

51

Okunma

Kapıname

Kapıname

Efendim…

Bazı kelimeler vardır, söylersin geçer. Bazı kelimeler vardır, söylenince ardına bir ömür takılır. Kapı da böyledir. Herkes onu tahta, demir, menteşe, tokmak sanır; hâlbuki kapı, insanın hâlini ele veren en eski imtihandır. Kiminin kapısı açıktır ama gönlü kapalıdır; kiminin kapısı sürgülüdür ama içeri girsen rahmetle sarılırsın.

Kalburabastı Efendi Hazretleri der ki:
Kapı dediğin, duvarda açılmış bir boşluk değil; insanın içiyle dışı arasında kurduğu edeptir.

Onun için kapıyı yalnız marangoz yapmaz efendim…
Kapıyı bazen korku yapar, bazen umut yapar, bazen hasret kurar, bazen dua açar. Bir kapıdan eve girersin, bir kapıdan işe; bir kapıdan mahkemeye çıkarsın, bir kapıdan gönle düşersin. Kimi kapı ekmek verir, kimi kapı öğüt verir, kimi kapı ise adamın aklını alır da geri vermez.

Şimdi buyurun…
Tahtadan yapılan kapıyı değil, mânâdan açılan kapıları konuşalım. Tokmağı elde değil, sözü dilde; anahtarı cepte değil, hikmette arayalım.

Destur…
Kapıname şimdi başlar.

Kalburabastı Hazretleri bastonunu yere vurur ve şöyle buyurur:

Evlatlar! Kapı dediğiniz şey yalnızca evlerin ağzı değildir. Kapı, hayatın eşik yeridir. İnsan bazen bir kapıdan içeri girer, hayatı değişir; bazen de bir kapıdan çıkarken dünyası kapanır.

Bir düşününüz…
Bir çocuk doğar, ana rahminin kapısından dünyaya çıkar.
Bir genç askere gider, nizamiye kapısından geçer.
Bir adam iş arar, devlet kapısını çalar.
Bir derviş hakikat arar, tekke kapısına dayanır.
Bir gün gelir, insan can kapısından çıkar ve ahiret kapısına varır.

Yani efendim, insan dediğin varlık baştan sona kapılar arasında yürüyen bir yolcudur.

Kalburabastı Efendi der ki:
İnsan kapı çalmayı bilirse hayat açılır; bilmezse duvar sanıp başını vurur.

Kapının adabı vardır. Her kapı aynı şekilde çalınmaz.
Ev kapısı selamla açılır.
Gönül kapısı merhametle açılır.
Devlet kapısı liyakatle açılır.
Hak kapısı ise yalnızca tevazu ile açılır.

Tokmağı sert vuranın kapısı çok olur ama dostu az olur. Kapıyı edeple çalanın ise kapısı az olur ama kapısı açılınca rahmet eksik olmaz.

Hazret gülümser ve devam eder:

Kapı aynı zamanda imtihandır.
Bazı kapılar vardır ki seni içeri almak için açılmaz, seni denemek için kapalı durur. Sabreden bekler, acele eden gider. Sonra görürsün ki sabreden içeri girmiş, acele eden dışarıda kalmıştır.

Onun için eskiler şöyle demiştir:
Kapı sabrın terazisidir.

Şimdi biraz da işin mizahına bakalım efendim…

Bir kapı vardır ki masraf kapısıdır. Açtın mı kapanmaz. Cüzdanı içeri alır, bereketi dışarı salar.

Bir kapı vardır ki gönül kapısıdır. Ne tokmağı vardır ne kilidi… Ama en zor açılan kapıdır.

Bir kapı vardır ki devlet kapısıdır. İçeri giren kendini büyük sanır; ama kapının dışındaki halkın duası yoksa o kapı bir gün onun yüzüne kapanır.

Bir kapı vardır ki rızık kapısıdır. Onu açan anahtar alın teridir. Ter yoksa kapı açılmaz.

Kalburabastı Hazretleri burada sakalını sıvazlar ve şöyle der:

Evlatlar…
Kapı çoktur ama kapı gibi adam azdır.

Çünkü kapı gibi adam dediğin kişi sağlam olur. Üstüne yük binsе de gıcırdamaz. Rüzgâr esse de devrilmez. Gelen geçeni korur ama haksıza geçit vermez.

Ve unutmayın…

Kapılar yalnızca içeri almak için değil, bazen dışarı çıkarmak için de vardır.

Bir kapıdan günah girer, başka kapıdan tövbe çıkar.
Bir kapıdan kibir girer, başka kapıdan mahcubiyet çıkar.
Bir kapıdan dünya girer, başka kapıdan ahiret görünür.

İşte bu yüzden Kalburabastı Hazretleri son söz olarak şöyle buyurur:

Kapı dediğin şey evladım, duvarda değil insanın içinde yapılır.
İçi karanlık olanın kapısı kapalıdır; içi aydınlık olanın kapısı hep açıktır.

Şimdi destur diyelim…
Birer birer o kapıların hikmetine girelim.
Çünkü her kapı bir söz söyler,
Her eşik bir ders verir,
Her tokmak bir nasihat bırakır.

Haydi bakalım…

Destur! Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber!
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, az önce tavla kapısına uğradı, zarını attı ve dedi ki:
“Kapı bir eşiğin, iki âlemin, içle dışın, hâl ile hayalin arasındaki sır perdesidir.”
Buyurun şimdi, sırayla gidelim bu kapılardan; evvelinden başlayalım.

Kapı Sözcüğünün Etimolojisi
“Kapı” kelimesi Türkçedir.

Eski Türkçede “qapïġ” (kapug) olarak geçer. “Kapatmak” fiiliyle kökteştir.
Kapı; açılmak, kapanmak, korumak, göstermek, saklamak fiillerinin buluştuğu yerdir.
Türk devlet geleneğinde “kapu” bazen saray, bazen devlet merkezi anlamına gelir:
“Bâb-ı Âli” = Yüce Kapı = Osmanlı vezirliğinin merkezidir.

İlk Kapı Ne Zaman Yapıldı?

Arkeolojik veriler bize şunu fısıldar:

Göbekli Tepe (M.Ö. 9600 civarı)

Orada kapı mı var? Yok. Ama sınır var, eşik var.
İlk kapı? Muhtemelen bir çadırın, bir taş barınağın önünde bezden bir örtüydü.
Kapı, önce örtüldü, sonra tahtalandı, sonra kilitlendi, sonra kanatlandı.
Bugün bildiğimiz anlamda kapılar, M.Ö. 2000’lerde Mezopotamya şehirlerinde görülmeye başlanır.

Yine bu dönemde Kabe kapısının yapıldığını görmekteyiz milattan önce 1850’li yıllarda Hz İbrahim tarafından yapıldığı İslam literatüründe kayıtlı. Biz Kabe kapısının bilinmeyen sırlarını aralayalım kalburabastı Hazretlerinin himmet ve kerametleri ile tabii ki:

Kâbe Kapısı: Gülüşle Açılan, Gönülle Kapanmayan Kapı

Kâbe’nin kapısı…
Altından yapılmış denir,
Ama esas altını içine girenin kalbinden çıkar.
Yani o kapıya yüz sürenin alnı,
sadece secdeye değil,
aynı zamanda kendi içine açılır.

Kapı yüksek…
Bir merdivenle çıkarlar oraya.
Çünkü Allah’a yaklaşmak, hep bir yukarı çıkıştır.
Ama öyle her çıkan giremez;
çünkü o kapı, ayakkabıyı dışarıda bırakmakla değil,
kibri dışarıda bırakmakla açılır.

Bazısı der ki:
“Yahu bu kapının kolu niye hep yukarıda?”
Bilmez ki,
Kâbe’nin kapısı tokmakla değil, duayla çalınır.

Kimileri selfie çeker orada…
Oysa o kapının önünde en çok “ben kimim?” sorusu çekilmelidir.

Kimi gelir, ağlar…
Kimi gelir, güler…
Kimi gelir, sadece susar.
Çünkü orası her duygunun secdeye yattığı eşiktir.

Ve bakın, işin mizahı şurada:
Dünyada her kapıda zil var, tokmak var, bazen kart okutursun…
Ama bu kapıda?
Ne zil var ne tokmak ne şifre!
Sadece kalp sinyali aranır!
Gönülden bağlanmayan, bağlanamaz.

Ve yine bakın,
hiçbir kapı “bana doğru dön” demez...
Ama bu kapı öyle bir kapı ki:
Günde beş vakit, milyarlarca insan ona yönünü döner!

Mekân Mekke, ama bu kapı
Londra’da da açılır, Malatya’da da,
Çünkü bu kapıdan girmek için uçak bileti değil,
niyet bileti gerekir.

Kâbe’nin kapısı...
Altında dua, üstünde gözyaşı izleri…
Yanında umutlar bekler,
Kapısında kalpler sabahlar.

Ama en güzeli nedir bilir misin?

Bu kapı öyle bir kapıdır ki:
Çalınca değil, açılınca değil, içinden geçince değil...
Gülümseyerek yüzünü döndüğünde bile, seni sarar.

Yani…

Kimsenin yüzüne kapanmayan,
Ama sadece yüzü secdeye kapananlar için sonuna kadar açık bir kapıdır.

Uruk, Nippur, Babil… şehir surları, ana girişleriyle birlikte, kapı kültürünün temelidir.

Kapılar ve Kalburabastı Hazretleri’nin Yorumları

Hazret buyurdular ki, her kapı bir hikmettir. Başlayalım:

1. Ağa Kapısı
“Ağaya gitmek, beklemeyi bilmektir. Ya bir selam alırsın ya bir sopa. Kapısında sabır terbiye olur.”

2. Tavla Kapısı
“Şansın kapısıdır, ama her zar adaletli değildir. Tavla kapısında baht da devrilir, taht da.”

3. Mevla Kapısı
“Mevlâ’nın kapısı açıktır. Kilidi yoktur. Ama her yürek giremez; tevazu anahtardır.”

4. Paşa Kapısı
“İzzetli görünür, ama içeri giren eğer halkı unutursa, dışarıda ona tokmak bekler.”

5. Evliya Kapısı
“Yalnızca sadakatle çalınır. İçinden dua, dışından huşu taşar.”

6. Mide Kapısı
“İnsanın helâl-haram sınırıdır. Çok açarsan oburluk, çok kaparsan hastalık olur.”

7. Tekke Kapısı
“Eşikten giren nefsiyle vedalaşır. Orada söz değil, hal konuşur.”

8. Cümle Kapısı
“Her yana açılır, ama her gönülde kapanır. Cümle âleme selam buradan verilir.”

9. Mahkeme Kapısı
“Hak aranan yerdir. Fakat adalet içerideyse kapı ağırdır. Yoksa hafif açılır ama boş kapanır.”

10. Nizamiye Kapısı
“Düzenin hududu. Disiplinin duvarı. Asker selâmıyla geçilir.”

11. Masraf Kapısı
“Dikkat! Çok açarsan bereket kaçar. Bu kapıdan gireni denetim tutar.”

12. Günah Kapısı
“Kimse doğrudan çalmaz. Ayak kayar, göz kayar… fark etmeden içeri girilir.”

13. Efendi Kapısı
“Kibarlıkla çalınır. Edepsiz gelse de içeri girer; çünkü efendi olan kapıyı yüzüne kapatmaz.”

14. İnfak Kapısı
“Malı değil, gönlü verir. Bu kapıdan girenin kesesi değil, kalbi ağırdır.”

15. Mutfak Kapısı
“Evlerin gizli kahramanıdır. Açılırsa sevgi kokar, kapanırsa kıtlık ağlar.”

16. Hak Kapısı
“Zulüm oradan geçemez. Her kapı yalanla açılır, bu yalnızca adaletle.”

17. Sokak Kapısı
“Dış âlemle iç âlemin sınırıdır. Hangi niyetle açarsan, o niyetle dönersin.”

18. Ekmek Kapısı
“Alın terinin geçtiği yer. Helâl rızkın yolu buradan geçer.”

19. Kuzuluk Kapısı
“Köylerin serin nefesidir. Çoban girer, koyun çıkar; su sesiyle yıkanır gönül.”

20. Koltuk Kapısı
“Makam sevdasına açılır. Lakin koltuk geçicidir; kapının mazbutu değil, meczubu olan oturur.”

21. El Kapısı
“Gurbettir. Kendi kapısı kapananın, umutla çaldığı yerdir.”

22. Gönül Kapısı
“Ne kilidi vardır, ne tokmağı. Ama en zor açılan kapıdır. Allah dostları gönülden geçer.”

23. Dam Kapısı
“Köy evlerinde gecenin bekçisidir. Bazen yıldıza açılır, bazen çaresizliğe.”

24. Şeyhülislam Kapısı
“İlimle hüküm verir. Bu kapıdan geçenin sözü değil, fetvası dinlenir.”

25. Cehennem Kapısı
“Gafletle açılır. Kibirliler içeri girer. En çok duymazdan gelenler kapısına gider.”

26. Cennet Kapısı
“Tevbeyle çalınır, rahmetle açılır. Ana dua ederse içeriden melek çıkar.”

27. Geçim Kapısı
“Aza kanaat edeni sever. Çok isteyenin yüzünü ekşitir.”

28. Can Kapısı
“Hayatla ölümün arasıdır. Açılırken ağlanır, kapanırken susulur.”

29. Han Kapısı
“Yorgunun dinlendiği yer. Bir tas çorba, bir sıcak selamla açılır.”

30. Düşman Kapısı
“Kilitlidir. Açan, tedbirli olmalıdır. Bazen barış niyetiyle çalınır, bazen tuzakla.”

31. Ahiretin Kapısı namı diğer mezar.
“Dünyadan sonra açılır. Herkes bir gün çalacak, ama kimse dönüşte anlatamayacak.”

32. Usumuzun Kapısı
“Düşüncenin eşiği. Açılmazsa hikmet girmez.”

33. Serap Kapısı
“Var gibi görünür, yok gibi yitirir. Hırsla çalanın elleri boş kalır.”

34. Ak Ağlar Kapısı
“Beyaz örtüler içindir. Gelin girer, dua çıkar.”

35. Serasker Kapısı
“Komutanın, otoritenin kapısıdır. Yiğitlik ister. Söz orada emir olur.”

36. Erenler Kapısı
“Hakk’a yakınların eşidir. Her şey sorulur, cevap alınmaz; içe işler.”

37. Şer Kapısı
“Zulümle çalınır. Lakin sonunda kendi sahibini yutar.”

38. Ahır Kapısı
“Rızkın kokusu taşar. Kimi için geçim, kimi için sabır sınavıdır.”

39. Sınır Kapısı
“Devletlerin eşiği. Pasaportla geçilir, ama yürekte vatan izni ister.”

40. Hayır Kapısı
“Açıldığında bereket gelir. Kapatanın eli kurur.”

41. Ekâbir Kapısı
“Kibirle büyür ama tevazuyla açılır. Eşik yüksektir, eğilmeyen giremez.”

42. Şehir Kapısı
“Medine’nin, Kudüs’ün, Mardin’in, Sivas’ın eşiğidir. Taşta tarih, tokmakta destan vardır.”

43. Servis Kapısı
“Görünmez ama çalışır. Usta girer, iş biter; sessizliğin hizmetidir.”

44. Çıkış Kapısı
“Dertten çıkış, evden gidiş, dünyadan dönüş…”

45. Giriş Kapısı
“Niyetin aynasıdır. Ne ile girersen onunla karşılanırsın.”

46. Hacet Kapısı
“İhtiyacın secdesidir. Dua orada yankı bulur.”

47. Adalet Kapısı
“Yöneticinin namusudur. Kapı eğrilirse, devlet çöker.”

48. Devlet Kapısı
“Mülkün kapısıdır. Liyakatle açılırsa millet mesuttur.”

49. Kısmet Kapısı
“Her kapı açılmaz. Ama kısmetli olan, tokmak çalmadan da geçer.”

50. Hükümet Kapısı
“Milletin işini görmesi gereken kapıdır. Dilekçe girer, umut çıkar.”

51. Muhannet Kapısı
“Menfaatle açılır, ihanetle kapanır. Kapı değildir, tuzaktır.”

52. Ümit Kapısı
“Sabırla çalınır, dua ile açılır.”

53. Cömert Kapısı
“Açık olur. İçinden giren boş dönmez. Veren zenginleşir, alan doyar.”

54. Namert Kapısı
“Gölgesi geniştir, ama merhameti yoktur. Girenin ardına kapatır.”

55. Dost Kapısı
“Az çalınır, çok açılır. Gönülden geleni tanır, dıştan geleni tanımaz.”

56. Hudut Kapısı
“Toprağın son eşiğidir. Vatandır. Bayraktır. Gözyaşıdır.”

57. Umut Kapısı
“Gecenin en karanlık anında çalınır. İçinden güneş doğar.”

58. Komşu Kapısı
“Selamla açılır. Bir tas aş, bir çift sözle dostluk kurulur.”

59. Kuzu Kapısı
“Merhametin minik tokmağıdır. Çocuk gülüşüyle çalınır.”

60. Bey Kapısı
“Heybetlidir. Ama gönlü olmayan beyin kapısı olmaz.”

61. Saray Kapısı
“Altın tokmaklıdır. Lakin içerisi dilsizler meclisiyse, dışarısı dervişe yurt olur.”

İşte böyle Kalburabastı Hazretleri, her kapıya bir söz söyledi.
Zira kapı çoktur; ama “kapı gibi adam” azdır.
Son söz:

> Kapılar insan içindir; ama içi boş olanın çaldığı her kapı kendine kapanır.

Eyvallah efendim, HAZRET-İ ŞEYHÜLMİZAH SER FEYZLİZOF KALBURABASTÎ EFENDİ teşrif etti şimdi, hem de "kapı gibi" bir edayla geldi, arife tarif gerekmez dedik mi, celvetiyle güldürür, sohbetiyle düşündürür, en kalburabastı tonda… Buyurun efendim, “kapı” dediniz mi, artık o iş Şeyhimiz’in posta halısıdır, bastı mı geçer, açtı mı içeri girer, gösterdi mi dışarı gönderir. İşte karşınızda, Şeyhülmizah’ın “kapıname”si:

Bir şeyden kapı açmak
— Bir gün mürid dedi ki: "Şeyhim, aşk nedir?"
Şeyh cevabı bastı: "Kapı açmaktır evladım... Bir gönülden, bir dergâhtan, bir mushaftan... Sen yeter ki o kapıyı açık tut, gelen sevap olur, giden günahını bırakır."

Kapı alma, kapı yapmak
— Mürid, ev sahibi olmuş, “şeyhim kapı aldım” demiş.
Hazret sordu: "İç kapı mı, gönül kapısı mı?"
— "Alüminyum şeyhim!"
Hazret secdeye kapanıp dedi: "Evladım, gönül paslanmaz ama kapı pas yapar, sen gene kalbini kapı yap!"

Kapı aralamak
— Gönül fısıldadı, vicdan tık tık yaptı. Şeyh dedi: “Heh, işte o aralık! Melek girer oradan. Aman ardına kadar açma, şeytan da meraklıdır aralığa.”

Kapı dışarı etmek
— Müridin biri çok konuşmuş, sabır testisi taşmış.
Hazret: "Evladım, seni şimdi cümle kapısından değil, ahır kapısından dışarı edeyim, zira sözün yemlik bile değil!"

Kapı gibi
— “Şeyhim, bu adam adam mı?”
— “Evladım, o adam değil, kapı gibi adam! Açık, tok, biraz da gıcırtılı… ama adam.”

Kapı kadar
— “Şeyhim, bu yalan kapı kadar büyük!”
Hazret tebessüm etti: "Kapı büyükse ardında saklanan daha da büyük olur, hele dikkat et, arkasından dev çıkar!"

Kapı kapı dolaşmak
— Fakir derviş, kapı kapı dolaşır, çorba peşinde. Şeyhimiz ona bastonuyla nasihat etti: “Evladım, Allah’ın kapısı birdir, sen o kapıda sabit dur, diğerleri açılıp kapanır, orada sabır anahtardır.”

Kapı komşusu yapmak / etmek
— Mürid sordu: “Şeyhim, düşmanımı ne yapayım?”
Hazret dedi: “Evladım, onu kapı komşun yap! Gönlünün sınır karakoludur o, sabrı öğretir.”

Kapı tutmak
— Mürid dervişhaneye geldi: “Kapıyı tuttum şeyhim!”
Hazret şaşırdı: “Evladım, senin tuttuğun kapı değil, postacı kapısı... Gelen fatura, giden borç! Bir gönül tut da bak ne huzur geliyor!”

Dış kapıda, kapıda kalmak
— Mürid dedi: “Şeyhim, dualar kabul olmuyor.”
Hazret: “Evladım, dua ettin ama kapı zilini çalmadın. Elin cebinde, gözün başka yerde… Ev sahibi seni niye içeri alsın?”

Kapıdan çevirmek
— Bir kedi geldi dergâha, mürid “kovalım mı?” dedi.
Hazret gözlerini devirdi: “Kapıdan çevrilen her mahlûk Hızır olabilir. Hele sen önce aynaya bak, girmen caiz mi bakalım.”

Kapıdan kovsan bacadan girer
— Mürid dedi: “Şeyhim, eski sevgilim gitmiyor!”
Hazret gülümsedi: “Evladım, senin kalbinin bacası açık. Kapıdan kovsan da aşk tütsü gibi süzülür, yine girer. Kalp yalıtımı şart!”

Kapılar yüzüne kapanmak
— Mürid sızlandı: “Şeyhim, herkes beni terk etti!”
Hazret: “Evladım, demek ki Allah seninle baş başa kalmak istiyor. Bu da kapıların en kıymetlisi...”

Kapının ipini çekip gitmek
— “Evladım, öfkeyle kapının ipini çekip gidenler, sonra anahtarın içeride kaldığını anlar. Dönüp gelince de kapı pas tutmuş olur…”

Kapısı açık sofrası meydanda olmak
— Şeyhimiz der ki: "Kapısı açık olanın duası da açıktır, sofrası da. Yeter ki içeri giren terlikle gelsin, nankörlükle değil!"

Kapının köpeği olmak
— “Evladım, birinin kapısının köpeği olacağına, Allah’ın kapısının süpürgeci ol!”

Yumurta kapıya dayanmak
— Mürid sabaha kadar yatmış, ezanla uyanmış:
“Şeyhim, geç kaldım!”
Hazret bastı cevabı: “Evladım, yumurta kapıya dayandıysa artık kahvaltı yapacak zamanın yoktur!”

Kapıyı göstermek
— “Şeyhim, biri bana laf etti!”
Hazret bastonla yeri gösterdi: “Evladım, işte kapı. İçinden gir de adabıyla çıkmayı öğren.”

Rüşvet kapıdan girince iman bacadan çıkar
— Mürid pazarda gördüğü torbayla gelmiş:
“Şeyhim, bunu bağışladılar!”
Hazret gözlüğünü indirdi: “Evladım, rüşvetse o torba, içinde ne varsa seni kapı dışarı eder. Zira iman bacadan uçar, sen hâlâ torba sanırsın.”

Bu dünya iki kapılı handır
— Hazret postuna oturdu, baktı müride:
“Evladım, doğarken bir kapıdan girdin, ölünce birinden çıkarsın. Arada olan her şey, o iki kapı arası sohbetin kıymetidir.”

Ey gönül kapılarını her dertliye açmış, dilini ariflikle bileyip zülfünü hicivle taramış, söz sarrafı Celil’in kıymetli talebiyle huzura gelen Kalburabastı Efendi Hazretleri, nam-ı diğer Şeyhülmizah Ser Feyzlizof, buyurdu da yazıldı:

Kapı Deyince Şeyhimizin Dilinde Neler Olmaz ki!
(Bu işte arife tarif gerekmez, o zaten anahtar cebinde gezer.)

“Bir şeyden kapı açmak”
– Hemen açmazsan elalemin dedikodusu girer… Hele ki kaynana kulpuysa bu, menteşeyi söker içeri girer!

“Kapı alma, kapı yapmak”
– Hayattaki bazı insanlar vardır, onları kapı yaparsın, geçilir... Ama bazıları var ki, kapı gibi durur, geçit vermez! Onlar da genelde kayınpeder olur...

“Kapı aralamak”
– Ne olur ne olmaz diye hafiften açık bırakılır... Genelde gönül işlerinde, yahut misafir geleceği belli ama bulaşık yıkanmamış evlerde rastlanır.

“Kapı dışarı etmek”
– Bizde diplomatikçe “Hadi bir hava al” derler... Hava da yetmezse bacadan içeri geri döner, çünkü:
“Kapıdan kovsan bacadan girer.”

“Kapı gibi” / “Kapı kadar”
– Maaşlar için kullanılır. Ama emekli maaşını görünce kapının tokmağı kadar bile etmediği anlaşılır...

“Kapı kapı dolaşmak”
– İş arayanın, evlenmek isteyenin, düğün davetiyesi dağıtanın, icracının ortak eylemidir. Ayakkabı eskitmeden yapılmaz!

“Kapı komşusu etmek / yapmak”
– Düğün olmadan önce gülücüktür, düğünden sonra kapı çarpmasıdır... Komşu komşunun külüne muhtaçtır ama kül çok olursa yangın çıkar.

“Kapı tutmak”
– Hani bir iş bulursun da sabit maaş, sigorta, üç ayda bir çaylaklık ikramiyesi… İşte onun hayalini kurarken kapı kapatılır: “Biz size döneriz!”

“Dış kapıda” / “Kapıda kalmak”
– İçeri girenler mutlu, dışarıda kalanlar “Ben de gelecektim ama yer yoktu” modunda… Her düğün sonrası yaşanır.

“Kapıdan çevirmek”
– “Bir bardak su ver” diyen çocuğa “Aaa, senin annen evde yok mu?” diyerek vicdanın tokadını yemeye aday tavır...

“Birinin kapısını aşındırmak”
– Eskiden kısmet içindi, şimdi kombi tamiri için...

“Kapısının köpeği olmak”
– Bu mecaz bazen sadakat, bazen zavallılık belirtisidir. Hangisi olduğunu ancak kuyruk sallanma hızından anlarsın.

“Kapıyı göstermek”
– Yani “Al sana çıkış”, hem de harita çizmeden... GPS’siz yolculuk!

“Kapıyı kırıp odun etmek”
– Sözlü tartışmanın upgrade’i: Gerginlikten çıkan ısıyla kapıyı kalorifer gibi kullanmak!

“Arka kapıdan çıkmak”
– Yüzsüzlük derecesine göre bazen kaçış, bazen diplomasi… Hele ki misafirlikte çay gelmeden kaçanlar için ideal rota!

“Yumurta kapıya dayanmak”
– Evet, o ödev daha yapılmadı, yarın sınav… Ve sen hâlâ YouTube’da “Karpuz nasıl hızlı kesilir?” videosundasın!

“Yağlı kapıya konmak”
– Torpilin öz kardeşi, rüşvetin süt kuzusu… Tereyağ gibi kayar ama helalliği kayıptır.

“Kapısı açık, sofrası meydanda”
– Bu deyiş, misafirperverliğin şahıdır. Tabi arada kapıdan giren dilenciyse, ’sofra’ lafı hızlıca “kaldırın şu tepsiyi”ye evrilir...

“Dünya iki kapılı handır, gelen bilmez giden bilmez”
– Ama giderken ayakkabının teki kapıda kalır... Hatıra niyetine.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi’den Hikmetli Bir Nasihat:

“Her kapıdan geçilmez evlat! Bazısı meyhane, bazısı dergâh... Ama hepsinin anahtarı sende değil, bazısı gönülde açılır.”

BONUS: Kapı Üzerine Kalburabastı Felsefesi

“Kapı dediğin bazen gıcırtı yapar, bazen tok sesle kapanır... Ama unutma ki; gönül kapısı paslanırsa, hiçbiri işe yaramaz.”

Not: Devamı ansiklopedi şeklinde var.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri namı diğer Celil ÇINKIR Delibal

28 Haziran 2025.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Kapıname Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kapıname yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kapıname yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
seyide cinaloğlu doyran
seyide cinaloğlu doyran, @seyidecinalogludoyran
7.3.2026 01:08:17
5 puan verdi
Kapı gibi adam' olmanın, eşikte beklemenin ve gönül tokmağını edeple vurmanın dersini verdiniz. Emeğinize, kaleminize, nüktedan ruhunuza sağlık. Kapınız hep rahmete açılsın hocam. Siz yazın biz okuyalım.
gül peri
gül peri, @gulperi
7.3.2026 00:35:55
Bir kapı vardır ki devlet kapısıdır. İçeri giren kendini büyük sanır; ama kapının dışındaki halkın duası yoksa o kapı bir gün onun yüzüne kapanır.

Her biri birbirinden değerli ve dokunaklı sözler.
Kaleminiz daim gönlünüz var olsun. beğeniyle okudum.
Sağ olun var olun.Sağlıcakla mutlu kalın iyi geceler
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL