0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
30
Okunma
Önce Medine devleti...
Peygamberle örtüşmek güzel yani önce medine devleti sonra o devletin şeriati...budur gölgesi olmak hz muhammedin...sunni olmak budur...peygamber gölgesi olmak budur...Allahın gölgesi olmak budur...Önce insanı değiştirelim sonra şeriatı...gölgesi olmak budur hz muhammedin..
Sünnetullah belli...sünnet-i rasul belli...ama zorbalıkçı olduk...
Sünnet-i Resul (veya Sünnet-i Seniyye), İslam peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Kur’an-ı Kerim’in emirleri dışındaki sözleri, fiilleri (eylemleri) ve sahabilerin davranışlarını susarak onaylaması (takrir) anlamına gelir. Müslümanlar için Peygamberin yaşam tarzı, ibadetleri ve ahlaki davranışlarını rehber edinmek, yani onu model almak deektir...öncelikleri bilmeyen zorbadır...sünni değildir...
Sünnet; Allah’ın insanlardan uyulmasını istediği bir hayat tarzıdır. Sünnet-i seniyye; Peygamber Efendimiz (asm)’ın ahvalinden, akvalinden ve efalinden ortaya çıkan bir hayat modelidir. Bu modelinin en üstün yönü ise; Allah’ın bundan memnun ve razı olmasıdır.
Sünnet, Allah Resulü’nün (asm) söz, fiil, emir, hareket ve takrirlerinin bütününü ifade eder. İslam dininin Kur’ân, sünnet, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukaha (fakihlerin içtihatları) olmak üzere dört ana kaynağı vardır. Sünnet, Kur’ân’dan sonra ikinci ana kaynaktır.
Allahın gölgesi ol Peygamberin gölgesi ol...ama Öncelikli sebebi yerine getirmeyen zorbadır ancak sunni sayma onu...önce insanı değiştirdi hz peygamberimiz sonra medineyi medenileştirdi...İnsanı değiştir...Kardeştir şehadetliler deme şehadetlinin şehadeti defolu...Kardeş yapma o iki insanı bu adilliğe terstir...Bu zulümdür adillik değildir...
"Kınalızade"nin dediği gibi, “İki nokta arasındaki doğru tektir; ama iki nokta arasından sonsuz sayıda eğri çizgiler geçer.” İşte Fatiha suresinde "sırat-ı müstakim" olarak ifade edilen bu tek doğru, Kur’ânda beyan edildiği gibi, “peygamberlerin, sıddıkların, şüheda ve salihlerin” yoludur...Salihlerin izine bas gölgesi ol...örnek al...ZORBA olduk sunnilik insanı değiştir de önceliğin insan olsun der..."Zinayı yasaklarsın alerci yapar...Faizi yasaklarsın alleri yapar önce insanı değiştir..."Tıp derki şeker bile zehir olur bünya bozuksa önce bedeni değiştir sıhhate kavuştur sonra şekeri öğütle der TIP İLMİ de...Sünnetullah eğitmeli mantığı-aklı...zorbalık mantığı olmamalıdır...Mantığın -aklın kimyasını ıslah et...sünnetullahla...ve insanı gönlü değiştir...ZORBA OLMAMALISIN...sunniyim diyenler günüm de sadece bir zorbadır...
“Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı yapışır ve uyarsanız asla dalalete sapmazsınız. Bunlar, Kur’ân-ı Kerîm ve benim sünnetlerimdir.” (Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 37) Vahiy ırkçı ve mezhebçi kibirli tefsir ederse bu tahriftir...sunnilik vahyi tahrif etti sünnetullaha esmalara gölge değil tefsirler...ve sünnet-i rasul dedikleri de tahrif...tahrifçi beyinliler euzusuz beyinler çünkü...Siyonizm tevratın tahrifi sunnilik de Kur’anın tahrifi haline dönüştü...nesh etmeliyiz bayat yemek zehirler çünkü...Sıhhate asi oldu sunnilik ve siyoniz...vaadedilen topraklar dediler zanileri için Gazzelinin evliyasını öldürdü Siyonistler...sunniler tahrifçi beyin zinayı yasaklama önce sebeblerini yasakla der vahiy sünnetullah ve sünnetullahın eğittiği akıl-mantık...
Zorba olma gölge ol...Allaha -rasulüne ve vasisine...Zina edenlerin üstünü ört der Mevlana...Gizle zinayı yeter...diyelim artık zinaya yasaktan hayır gelmez...önce insanı değiştir...zinaya soğuk baksın insanlar toplum ve Medine devletinin şeriati zorbalık olmaktan çıkarılmalıdır yani...Zorba olma...zinanın sebeblerini yok et...
"Doğrudan doğruya Sünnete ittibâ etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı hatıra getiriyor. O ihtardan, o hâtıra, bir huzur-u İlâhi hâtırasına inkılap eder. Hatta en küçük bir muamelede, hatta yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyyeyi müraat ettiği dakikada, o adi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor. Çünkü o adi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ittibaını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder. Ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan, Şâri-i Hakiki olan Cenâb-ı Hakka kalbi müteveccih olur. Bir nevi huzur ve ibadet kazanır." (Lem’alar, On Birinci Lem’a.)