8
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
61
Okunma
Acilen…
Evet, bu yazının başlığı tam da bunu söylüyor:
Acilen yapılması gerekenler var. Hem de vakit kaybetmeden.
Televizyon ekranlarında insan ve toplum ahlakını zedeleyen programlar derhal kaldırılmalıdır. Reyting uğruna kavgayı, şiddeti, yozlaşmayı normalleştiren yayınlar genç zihinleri zehirlemektedir. Bunların yerine eğitici, bilinçlendirici, topluma değer katan programlar getirilmelidir. Bu bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Bir diğer aciliyet: Güvenli internet.
Gençler kontrolsüz dijital dünyanın içinde kayboluyor. Ailelerle birebir iletişim kurulmalı, risk altındaki çocuklar için rehberlik ve ıslah mekanizmaları güçlendirilmelidir. Önleyici tedbirler gecikmeden hayata geçirilmelidir.
Özellikle televizyon dizilerinde ve filmlerde mafya kültürünü, silahı, sokak kabadayılığını özendiren içerikler gençleri yanlış bir “güç” algısına sürüklemektedir. Şiddeti cazip gösteren yapımların topluma verdiği zarar artık inkâr edilemez boyuttadır.
Okul bölgelerinde çocukları zehirlemeye çalışan yapılara karşı denetimler artırılmalı, gerekli kontroller hız kesmeden uygulanmalıdır. Gençler tuzağa düşmeden topluma kazandırılmalıdır. Kaybetmeden, geç kalmadan.
Toplumu gerçeklerden uzaklaştıran, olup biteni perdeleyen yayın anlayışından vazgeçilmelidir. İnsanlara doğru, şeffaf ve ileriye dönük bilgi aktarılmalıdır.
Bugün daha taze bir acıyla sarsıldık. Bir genç, bir öğretmeni hunharca katletti. Bu genç bu toplumdan çıktı. Aynı havayı soludu, aynı suyu içti. Peki ne oldu? Nasıl bu hale geldi?
Bu soruların cevabı aslında hepimizin bildiği ama yüzleşmekten kaçtığı gerçeklerde saklı.
Evlerimizin içine kadar giren şiddet içerikleri…
Kontrolsüz internet…
Bitmeyen stres…
Şehirleşme adı altında yapılan plansızlık…
Özellikle İstanbul gibi artık keşmekeşe dönüşmüş büyük şehirlerde hayat giderek zorlaşıyor. İnsanlar evlerinin önüne araç koyacak yer bulamıyor. Dakikalarca sokak aralarında dolaşıyor, metrelerce uzağa park etmek zorunda kalıyor. Otoparksız, kontrolsüz yapılaşma yıllardır sürüyor.
“Kentsel dönüşüm” adı altında binalar yıkılıyor ama aynı plansızlık yeniden inşa ediliyor. Otopark yok. Sosyal alan yok. Nefes alınacak alan yok.
Kaldırımlar araçlarla işgal edilmiş. Yayalar yürüyemiyor.
Bu stres insanları öfkeye, tahammülsüzlüğe, hatta canavarlaşmaya sürüklüyor.
Ne ara bu hale geldik?
Ne yedik, ne içtik de bu kadar zehirlendik?
Neden bu kadar kindar, bu kadar gözü kara olduk?
Eğer bir dönüşüm yapılacaksa, gerçek bir dönüşüm yapılmalıdır. Devlet elini taşın altına koymalı; insanlara planlı, otoparklı, sosyal alanlı yaşam alanları sunmalıdır. Aynı yere aynı hatayı tekrar inşa etmek dönüşüm değildir.
Yıkıp aynısını dikmek çözüm değildir.
Şehri yeniden düşünmek gerekir.
İnsanı merkeze almak gerekir.
Çünkü mesele sadece bina değil.
Mesele insanın ruh sağlığıdır.
Mesele toplumun geleceğidir.
Artık yeter.
Bu konuların üzerine acilen, ivedilikle ve samimiyetle gidilmelidir.
Çünkü bu meseleler ertelenecek meseleler değildir.
Hayati önem taşımaktadır.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (6)