7
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
109
Okunma
“Dertliyim” diyerek feryat eyleme…”
“Benim gibi çekmeyince belli olmaz.”
(Bu söz bir alıntıdır. Ne zaman duysam içimde derin bir yankı uyandırır; bu söz çok hoşuma gider. Çünkü insanın kendi acısını merkeze koyma zaafını bir cümlede terbiye eder.)
İnsan en çok kendi yarasını bilir.
En çok kendi sızısına ağlar.
Çünkü acı, sahibinin kalbinde büyür; başkasının yüreğinde aynı ağırlıkta hissedilmez.
Lakin unuttuğumuz bir hakikat vardır:
Her dert en büyük dert değildir.
Ve her feryat, en ağır yükün sesi değildir.
“Dertliyim” diyerek feryat eyleme…
“Benim gibi çekmeyince belli olmaz.”
Kendini kederli sanırsın; oysa dünyanın bir yerinde sabaha bombayla uyanan çocuklar vardır.
Mesela Gazze…
Çoluk çocuk demeden tepelerine ateş yağan o topraklarda, bir annenin çığlığı göğe yükselirken senin kırgınlığın hangi terazide tartılır?
Bir evin eşyası değil, hayatın kendisi yerle bir olurken; senin sitemin hangi boşlukta yankılanır?
Yetim kalmış bir çocuğun gözlerine bak.
Enkazın başında susmayı öğrenmiş minicik bir yürek düşün.
Onun gecesiyle senin uykusuzluğun bir olur mu?
Onun kaybıyla senin incinmişliğin aynı kefeye konur mu?
“Dertliyim” diyerek feryat eyleme…
“Benim gibi çekmeyince belli olmaz.”
(Bu alıntı bana hep şunu hatırlatır: İnsan, kendi acısını tek sanmamalı.)
Dünyanın dört bir yanında haksızlık kol gezerken,
adalet kimi yerlerde sadece kitaplarda kalmışken,
kıyıma uğrayan, yurdundan sürülen, kimliğinden ötürü hor görülen insanlar varken;
sen burada neyin derdinin peşindesin?
Elbette dert küçümsenmez.
Hiçbir gözyaşı sebepsiz değildir.
Ama her gözyaşı aynı yangından doğmaz.
Belli olmaz…
Senden daha dertlileri vardır ama susar.
Gece başını yastığa koyduğunda dua ile konuşur, gündüz tebessümle dolaşır.
Divaneler vardır; derdini kula değil, Yaradan’a anlatır.
Yükü ağırdır ama sesi hafiftir.
Bir hastane koridorunda bekleyen babayı düşün.
Bir mahkeme kapısında adalet arayan mazlumu.
Bir çadırın içinde yarını bilmeden uyuyan mülteciyi.
Onların derdini tartmadan kendi yükünü dağ sanma.
“Dertliyim” diyerek feryat eyleme…
“Benim gibi çekmeyince belli olmaz.”
Belki senin sızın da gerçektir.
Belki kalbini acıtan şey küçümsenmeyecek kadar derindir.
Ama unutma:
Dert, kıyasla değil; bilinçle terbiye edilir.
Şükürle hafifler, isyanla ağırlaşır.
En ağır yükü taşıyanlar çoğu zaman en sessiz yürüyenlerdir.
En derin yarayı alanlar, en az konuşanlardır.
Ve bazen en büyük çile, dilde değil kalpte saklanır.
O yüzden biraz dur.
Biraz düşün.
Biraz şükret.
Sonra yine konuşacaksan konuş;
Ama bilerek konuş.
Yüreğini başkasının yarasına değdirerek konuş.
Çünkü gerçekten…
“Benim gibi çekmeyince belli olmaz.”
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (7)