1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
157
Okunma
On yaşında bir çocuktum. Ramazan ayının ikinci haftasıydı. İlk defa oruç tutmak istemiştim. Birkaç ay önce yetimhanemizi ziyarete Selvi diye bir ablamız gelmişti.
Beni çok sevmiş, evladı gibi göğsüne sarmıştı. Sonra ara ara ziyaretlerine devam etti.
Bir Ramazan ayının ikinci haftasında ilk orucuma niyet ettim. Akşam saatlerine doğru bahçeye büyük bir otobüs girdi. Tüm çocuklar etrafına toplandık. Yetimhane müdürü herkesi bir kenara topladı. Meğer Selvi ablam yetimhaneden kırk çocuğu iftara götürmek istemiş.
Onu görünce çok heyecanlandım. Çünkü ilk beni çağıracaktı, bundan çok emindim.
Yetimhane müdürü üstü başı temiz görünen çocuklardan seçmeye başladı. Çok kalabalık olduğumuz için görülemiyordum. On, yirmi derken umutlarım ölüyordu. Neyse, otobüs tam olarak doldu. Ben, sesim duyulmasın diye elimi ağzıma kapatmış ağlıyordum. Fark edilmemiştim.
Kalan çocuklar dağılırken ben otobüse doğru yavaş yavaş yürümeye başladım. Selvi ablam oradaydı. Otobüs merdiveninin ikinci basamağında. Ağlıyordum... Görsün istiyordum. Tam otobüs hareket edecekken Selvi ablam başını çevirdi ve orada ona bakarak ağladığımı gördü.
“Hakan!” diyebildi.
Yıllarca evladını görmemiş bir annenin özlemiyle koştu yanıma. Sarılışı, dünyanın tüm sevgilerini göğsüme dolduruyordu sanki. Elimi, yüzümü sildi; ben de onun yanaklarını sildim. Sonra müdür beyden bir kişilik daha izin alarak beni de otobüse bindirdi. Güzel bir mekanda, güzel bir iftar yemeği yedik, eğlendik, şarkılar söyledik.
Ve bana ilk orucum her Ramazan ayı Selvi ablamı hatırlatır. Söyleyenler ne güzel söylemiş:
Kutsal olan anneler değil, anneliktir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.