11
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
147
Okunma

İnsanlara hakir gözle bakma…
Kimin ne olduğu belli olmaz.
Bir bakarsın, yanından geçip gittiğin, selamını bile esirgediğin o kişi; Allah katında senin bütün ömrün boyunca ulaşamadığın bir mertebenin sahibidir. Sen dışını görürsün, O içini bilir. Sen kıyafetine, konuşmasına, makamına bakarsın; Cenâb-ı Allah kalbine bakar.
Ne gariptir ki insan, en çok kendini büyük sandığı anda küçülür.
Bazen bir sokak köşesinde, bazen bir cami avlusunda, bazen de bir iftar sofrasında görürsün onu. Sessizdir. Gösterişsizdir. Hatta çoğu zaman fark edilmez. Sen bakarsın da “Sıradan biri” dersin. Ama belki de o, geceleri secdede gözyaşı döken, kimse bilmeden dua eden, kalbi kırık ama dili sabırlı bir kuldur. Belki de senin hakkında bile hayır dua ediyordur.
İşte o an anlarsın:
Kimin ne olduğu gerçekten belli olmaz.
Ramazan ayı bu hakikati insanın yüzüne daha bir sert vurur. Açlık mideyi terbiye eder ama asıl terbiye edilmesi gereken nefistir. O nefis ki, bir “ben” kelimesini diline dolamış, gururdan kendine saray yapmıştır. O sarayın duvarları kibirle örülüdür. İçeride bir ses sürekli fısıldar: “Sen daha iyisin… Sen daha bilgilisin… Sen daha üstünsün…”
Oysa bir bakarsın, o çok konuştuğun yerde susması gereken sensin.
O çok bildiğini sandığın yerde asıl cahil olan sensin.
Bir gün gelir, öyle bir insanla karşılaşırsın ki; yüzünde nur, sözünde sükûnet vardır. Sana bir şey öğretmeye çalışmaz ama hâli sana ders olur. Sen kendini anlatmaya çalışırken o sadece dinler. Sen gururla cümleler kurarken o tevazuyla susar. Ve o susuş, senin bütün cümlelerini susturur.
İşte o zaman içinden bir şey kırılır.
“Ah!” dersin, “Ne hata etmişim…”
Belki eve dönersin, seccadeni serersin. Secdede alnın yere değer ama asıl eğilmesi gereken kalbindir. “Allah’ım affet…” dersin. “Ben kimim ki kullarına tepeden bakıyorum? Ben kimim ki senin yarattığını küçümsüyorum?”
Çünkü Cenâb-ı Allah’ın öyle kulları vardır ki, dilsizdir ama hakikati haykırır. Fakirdir ama gönlü zengindir. Sade yaşar ama kalbi arş kadar geniştir. Sen bakarsın da görmezsin; ama Allah görür. Ve belki de senin imtihanın, onu fark edip edememektir.
Gurur…
Ah o gurur…
İnsanı kendi içinden çürüten görünmez bir kurt gibidir. Başkasını küçümsediğini sanırsın ama aslında kendi değerini azaltırsın. Kibrin altında ezilen hep sen olursun. Çünkü kibir, insanı Allah’tan uzaklaştırır; tevazu ise yaklaştırır.
Tevazu ne güzel kelime…
Eğilmek değil; bilmek.
Küçülmek değil; hakikati kabul etmek.
Ramazan’ın ruhu işte tam burada başlar. Aç kalmakla değil, “ben”i azaltmakla. Sofraya oturduğunda önündeki bir lokmanın bile sana emanet olduğunu hatırlamakla. Bir yudum suyun bile rahmet olduğunu idrak etmekle.
Belki de asıl oruç, dilini başkasını küçümsemekten alıkoymaktır.
Asıl iftar, kalbindeki kibri bırakmaktır.
Kimse senden büyük işler istemiyor. Kimse senden mucizeler beklemiyor. Sadece biraz yumuşamanı, biraz içeri dönmeni, biraz kendinle hesaplaşmanı bekliyor hayat.
Bir dur.
Kendine bir hesap aç.
Bugüne kadar kaç kişiye tepeden baktın?
Kaç kalbi küçümsedin?
Kaç insanı sadece görüntüsüne göre tarttın?
Ve sonra şunu sor kendine:
“Ya yanıldımsa?”
Ya o “sıradan” dediğin kişi, Allah’ın veli kullarından biriyse?
Ya o sustuğun sandığın insan, sabrın zirvesindeyse?
Ya sen konuşurken o, Allah katında suskunluğun edebini yaşıyorsa?
İnsân-ı kâmil olmak bir anda gerçekleşmez. İnce ince olur. Ufak ufak. Bir bakışta başlar belki. Bir özürle devam eder. Bir secdede derinleşir. Bir gözyaşında olgunlaşır.
Kendini boşluğa bırakmak istemek vardır bazen; “Ben ne yapmışım?” diye haykırmak istersin. Ama o boşluk aslında rahmettir. Çünkü insan en çok düştüğünü sandığı yerde toparlanır.
Gururunu bırak kardeşim.
O çivili zırhı çıkar üzerinden.
Çünkü Allah seninle beraberse, büyümene gerek yok.
Çünkü O’nun huzurunda herkes eşittir.
Belki de bu Ramazan, sana verilen en büyük fırsattır:
Kendini yeniden tanımak.
Kibrinden arınmak.
Kalbini yumuşatmak.
Ve sonunda şunu diyebilmek:
“Meğer ben kimmişim ki…”
İşte o cümle, yükselişin başlangıcıdır.
Çünkü insan, kendi küçüklüğünü fark ettiği anda büyür.
Unutma…
Kimin ne olduğu belli olmaz.
Ama bir şey kesindir:
Tevazu insanı Allah’a yaklaştırır, kibir ise insandan uzaklaştırır.
Gel, bu ayın hürmetine kalbimizi hafifletelim.
Gururun ağırlığını bırakalım.
İnsanlara yukarıdan değil, yan yana bakalım.
Belki de aradığımız hakikat, tam da küçümsediğimiz bir kalbin içinde saklıdır.
ALİ RIZA COŞKUN
Sizden Gelenler..
Zaman ahir zaman, zordur işimiz,
Devayı bulmak zor, dert belli değil.
Kiminle selamet bulur başımız?
Namertten kaçmak zor, mert belli değil.
Dermanı sunan yok, yara kanıyor!
Hainler yüzünden ülke yanıyor!
Her kesim kendini haklı sanıyor(!)
Toplumun temeli, fert belli değil.
...hasoğlu
5.0
100% (13)