1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma
MÜZİK VE YAŞAM
Müzik, evrensel olarak çok büyük bir etkendir. Müziğin kendine has özel bir dili vardır. İlkel dönemde seslerden müzik oluşturmuş, Antik Çağ döneminde ise ilk kuramsal temellerini oluşturmuşlardır. Pisagor, müzik hakkında ilk deneylerini yapmıştır. Monokord adı verilen tek telli müzik aletiyle ses titreşimlerinin matematiksel oranla yayıldığını bulmuştur. Bu sayede, müzik teorisinin temellerini oluşturdu. Zamanla müziğin yaşamımızı etkilediğine dair çalışmalarda bulunmuşlardır. Altın Çağ’da İslam filozofları, bunun hakkında eserler yazmıştır. El-Kindî’nin, “Risâle fî al-mûsîqâ” (Müzik Risalesi) adlı eseri vardır. El-Kindî, müziğin insanlar üzerindeki etkisini üç temel duyguda açıklar: neşe, cesaret ve hüzün. Nağmelerde ve ritmik kalıplarda ikalar aracılığıyla harekete geçirilir. İka kelimesi, ritmik kalıp anlamına gelmektedir. Fârâbî ve İbn Sînâ da devrin önemli çalışmalarını yapmıştır. Osmanlı zamanına kadar çok çalışmalar olmuştur. Özellikle Osmanlı’da tedavi merkezleri bulunmaktaydı. Amasya’da 1485 yılında inşasına başlanmış, 1488 yılında tamamlanan Amasya Darüşşifası, müzikle tedavi yapılan bir merkezdi. Burada belirli makam sesleriyle insanları tedavi ediyorlardı. Örneğin rast makamı, sakinlik için kullanılırdı. Birçok makamın farklı psikolojik etkileri de mevcuttur. Günlük rutinlerimizde, farklı ortamlarda farklı müzik türlerini tercih ettiğimiz açıktır. Yürüyüş yaparken, ders çalışırken, iş yaparken belirli kategoride ayırdığımız müzikler vardır. Lo-fi ya da klasik müzik türlerini genellikle ders çalışırken dinleriz. Özellikle klasik müzikleri, loş bir ışık ortamında ve bir fincan kahve ile güzel bir keyif alanı oluşturabiliriz. Spor yaparken ise rock müziklerini tercih ederiz. Bunları farklı gruplarda sınıflandırabiliriz. Bilimsel olarak beynimizdeki sistem çok değişmektedir. Nükleus akumbensi aktif olduğu vakit beyinde dopamin ve serotonin gibi salınımları artırarak mutluluk hissi getirir. "Edebiyat, müziğe hem duygusal hem de anlatımsal düzeyde sözlü bir ifade gücü kazandırır." Müziğin de edebiyata yeni bir unsur katmıştır. Örneğin, aruz vezinlerinin ritmik bir yapısı vardır. Aruz vezni, uzun (—) ve kısa (․) hecelerin belirli kalıplar hâlinde dizilmesiyle oluşur. Bu yüzden şiirleri bestelemek için güzel bir usûldür. Kısacası, edebiyat ile müzik arasındaki bağ, “söz” ile “ses”in doğal bir bütünlüğünden doğmuştur. “Bir şarkı hayatımıza nasıl etki edebilir?” sorusuna yanıt olarak ise, geçmişten gelen veya yaşadığımız anılarla şarkıyı bir nevi entegre ederiz. Şarkı dinlerken âşık olduğumuz kişiyi hatırlarsak beyin burada doğal olarak köprü kurmuş oluyor. Sonraki süreçlerde ise artık bilinçaltımız çağrışım yapmış oluyor.
KAYNAKÇA
Öztürk, M. (2019). Şiir ve Müzik Arasındaki İlişki. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi.
Levitin, D. J. (2006). This is your brain on music: The science of a human obsession. Dutton.
Sacks, O. (2007). Musicophilia: Tales of music and the brain. Knopf.
Kaplan, M. (1990). Divan Edebiyatında Musiki ve Vezin. Edebiyat Fakültesi Yayınları.
Erdem, C. (2015). Edebiyat ve Müzik Arasındaki İlişki Üzerine Bir İnceleme. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Erdoğan, B. (2018). Aruz Vezni ve Türk Musikisi İlişkisi Üzerine Bir İnceleme. Türk Musikisi Araştırmaları Dergisi,
Yıldız, S. (2016). Müzik ve Edebiyat İlişkisi: Türkiye’deki Geleneksel Müzik ve Şiir İncelemesi. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 72, 231-245.
TUNAHAN HAKSEVER – 6 HAZİRAN 2025
5.0
100% (1)