1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
70
Okunma

Sen bana beklemeyi öğrettin. Hem de öyle acele etmeden, öyle telaşsız… Bir taş gibi. Su üstünden akıp giderken bile yerinden kımıldamayan, zamanı kovalamayan bir taş gibi. O günden sonra hiçbir şeye yetişme derdim kalmadı. Çünkü anladım ki insan en çok sevdiğine geç kalmaktan korkuyor, en çok da o yüzden yoruluyor.
Kalbimde bir yer var şimdi. Kimsenin bilmediği, kimsenin dokunamadığı bir kıyı gibi. Hep senin geçtiğin, hep senin izinin ıslak kaldığı bir yer. Sessiz. Tenha. İçimde konuşan ama dudaklarıma hiç ulaşamayan bir bekleyiş var orada. Bazen geceleri o kıyıya gidiyorum. Sen hiç gelmesen bile gelmişsin gibi oturuyorum. Çünkü yokluğun bile bir varlık gibi artık.
Sen güldüğünde içimde kopan bütün fırtınalar duruyor. Sanki dünyanın her yerinde çıkan yangınlar bir anda denize düşüyor. Sanki insanlar yeniden barışıyor, çocuklar yeniden gülüyor. Ama sen sustuğunda… işte o zaman içimdeki kuyular kuruyor. En derin olanlar bile. Sesimi attığım hiçbir yer yankı vermiyor. İnsan bazen birinin susmasıyla bu kadar yok olabilir mi, bunu seninle öğrendim.
Bir gün ellerini ellerime bırakırsan, sana her şeyi anlatacağım. Denizleri, rüzgârları, özlemleri… Hangi dalganın hangi kıyıya kavuşamadığını, hangi rüzgârın hangi saç telinde kaybolduğunu. Sana kendimi anlatacağım aslında, ama bunu doğrudan söylemeye cesaret edemediğim için denizleri bahane edeceğim.
Ben seni sevmeyi bir nehir gibi öğrendim. Önce korkarak, ürkerek. Sonra büyüyerek, çoğalarak. Sonra da önüne ne çıkarsa alsın götürsün diye gözü kararmış bir akıntı gibi. Artık duramıyorum. Artık geri dönemiyorum. Çünkü bazı sevgiler başlar ama bitmez; sadece insanı başka birine dönüştürür.
Şimdi her gece sana doğru boğuluyorum. Kimse fark etmiyor. Çünkü dışarıdan bakınca yaşıyorum sanıyorlar. Gülüyorum, konuşuyorum, yürüyorum. Oysa içimde su yükseliyor. Oysa her gece biraz daha derine iniyorum.
Ve en acısı ne biliyor musun?
Ben hâlâ nefes alıyor gibi görünüyorum. Ama aslında çoktan… sana ait bir yerde, çoktan susmuşum.
5.0
100% (2)