1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
55
Okunma
“Kutsal dini şiirlere allet etmeyin” derken sanırım şunu kastediyorsunuz:
Kutsal addedilen, ilahi kaynaklı kabul edilen dini şiirleri / ilahileri / naatları / tevhidleri vs. sıradan edebiyat metni gibi ele alıp estetik, biçim, dilbilgisi, mecaz açısından didiklemeyin, onlara laf yetiştirmeyin, “edebiyat” muamelesi yapmayın — çünkü onlar zaten “kutsal” kategorisindedir.
Bu çok yaygın ve anlaşılır bir hassasiyet.
Ama aynı zamanda edebiyatın sınırları ve din ile ilişkisi üzerine de düşündürüyor.
kısaca, sakin bir şekilde şu soruya bakalım:
Edebiyatın dini yeri neresidir?
Dini şiir / kutsal metin edebiyat mıdır, değil midir?
Edebiyatın tanımı gereği dinle çok iç içedirEdebiyat, insanın duygu, düşünce, inanç, hayal, korku, umut, aşk, ölüm gibi deneyimlerini dil aracılığıyla estetik bir biçimde ifade etme sanatıdır.
Din de tam bu alanların en yoğun yaşandığı yerdir: İnsan Allahı’ı nasıl sever / korkar / özler?
Ölümden sonra ne olur?
Günah, tövbe, cennet, cehennem…
Mucize, vahiy, peygamberlik…
Bunların hepsi edebiyatın en temel malzemeleridir.
Dolayısıyla din, edebiyatın en güçlü besin kaynaklarından biridir — belki de birincisidir.
Kutsal metinlerin kendileri edebiyat mıdır? Kur’ân-ı Kerim, Tevrat, İncil, Zebur gibi metinler öncelikle vahiy / ilahi kelam olarak kabul edilir. Ama aynı zamanda:Üstün bir Arapça (Kur’ân’da i’caz-ı belâgî),
Şiirsel ritim, secâvet, kafiye benzeri ses uyumları,
Metafor, teşbih, kinaye, istiare gibi bütün edebi sanatlar,
Hikâye anlatımı (kıssalar),
Hitap çeşitliliği (sen, siz, biz, ey insanlar, ey iman edenler…) içerirler.
Bu yüzden edebiyat bilimcileri kutsal metinleri “edebî metin” kategorisinde inceler, ama bu inceleme “sıradan bir roman veya gazel gibi” demek değildir.
“Edebî” sıfatı burada şu anlama gelir:
→ Dilin en yüksek estetik ve etkileyicilik düzeyinde kullanıldığı metin.Yani kutsal metin hem ilahi kaynaktan gelir hem de insan dilinin zirve örneklerini barındırır.
Bu ikisi çelişmez. Dini şiir (naat, ilahi, tevhid, tasavvuf şiiri) edebiyat mıdır?Burada ayrım yapmak lazım:
Tür
Kaynak / Amaç
Edebiyat mı?
Kutsallık derecesi (genel algı)
Kur’ân ayetleri
Vahiy
Edebî özellik taşır ama “edebiyat eseri” denmez
En yüksek (kutsal)
Hadis-i şerifler
Peygamber sözü
Bir kısmı şiirseldir ama edebiyat değil
Çok yüksek
Naat (Peygamber için yazılan)
İnsan tarafından yazılır, sevgi ve övgü
Evet, edebiyattır
Saygı duyulur ama kutsal değil
İlahi / nefes / devriye
Tasavvuf erbabı tarafından yazılır
Evet, güçlü edebî metinlerdir
Manevi değeri yüksek ama kutsal metin değil
Yunus Emre, Mevlânâ, Fuzûlî’nin dini şiirleri
İnsan yaratımı
Klasik edebiyatın zirveleridir
Edebi + manevi değer taşır
Yani insan eliyle yazılan dini şiir (ne kadar derin, coşkulu, ilhamlı olursa olsun) edebiyattır.
Onu estetik, biçim, kafiye, imge, duygu aktarımı açısından incelemek, “kutsallığına halel getirmez”; aksine onun gücünü daha iyi anlamayı sağlar.Sonuç olarakKutsal metinlere (Kur’ân, hadis vs.) “bu mecaz mı, bu teşbih mi, bu ritim güzel mi” diye estetik analiz yapmak elbette saygısızlık sayılabilir; çünkü onlar vahiy kategorisindedir.
Ama insanların yazdığı dini/tasavvufi şiirlere aynı estetik gözle bakmak, onları edebiyat tarihi içinde değerlendirmek saygısızlık değildir; aksine o şiirlerin neden asırlardır okunduğunu, ezberlendiğini, gönüllere işlediğini açıklamaya yarar.
Din, edebiyatın en derin damarlarından biridir.
Edebiyat da din duygusunu en güzel ifade edebilen sanatlardan biridir.İkisi birbirini dışlamaz; çoğu zaman birbirini yüceltir.
Ama “kutsal” ile “insan eliyle yazılmış güzel dini şiir” arasına ince bir sınır çizmek, hem saygıyı korur hem de edebiyatı hakkıyla anlamayı sağlar.
Bu yazım da eger hatam veya yalnış anlatım varsa beraber düzeltelim...
Saygılarımla şimdiden..
5.0
100% (1)