"günlerini düşler krallığında geçirmeyenler, günlerin kölesi olur." halil cibran
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Çay Koydum Gel

Yorum

Çay Koydum Gel

6

Yorum

16

Beğeni

0,0

Puan

215

Okunma

Çay Koydum Gel

Çay Koydum Gel

Bir zamanlar çay içerken bardağın yüzeyine çıkan küçücük tortular bile bir işaret sayılırdı. O ince parçacıklara bakar, yaklaşan bir misafirin hayalini kurardık. Uzunsa uzun boylu, kısaysa kısa boylu biri gelecekti sanki. Sertse erkek, yumuşaksa kadın… Çocukça bir inanıştı belki, ama içinde tatlı bir bekleyiş, içten bir umut vardı. Ve çoğu zaman gerçekten o gün bir kapı çalınırdı.

Hamur yoğururken sıçrayan bir parça da aynı müjdeyi taşırdı.
“Bugün misafir var,” denirdi.
Bu sözde telaş değil, sevinç saklıydı. Çünkü misafir yük değil, bereketti. Eve gelen her insan, beraberinde bir parça neşe, biraz sohbet ve görünmeyen bir huzur getirirdi.

O zamanlar misafirlik randevuyla olmazdı. Kapı çalındığında kimse şaşırmazdı. Gelen de bilirdi ki o evde kendisine ayrılmış bir yer, hazır bir gönül vardır. Çünkü kapılar yalnız anahtarla değil, muhabbetle açılırdı.

Hemen bir çay konurdu ocağa. Bardaklar çoğaltılır, tabaklar genişletilirdi. Çayın tadı kalabalıkla derinleşirdi. Çünkü çay yalnız içilmezdi. Çay; hal hatır sormaktı, dert bölüşmekti, bazen de hiçbir şey söylemeden aynı sessizliği paylaşabilmekti.

Şimdi çay hala var. Ama sanki eski anlamı yok. Bardaklar doluyor, fakat masalar eksik. Misafir gelmeden önce haber veriliyor, saat soruluyor, uygunluk konuşuluyor. Çoğu zaman akrabaya bile çat kapı gidilmiyor.

Eskiden insan gittiği yere kendini götürürdü.
Şimdi ise çoğu zaman yalnızlığını götürüyor.

O küçük çay tortuları da kayboldu sanki. Belki bardakların içinden değil, hayatın içinden silindiler. Çünkü onlar; bir umudun, bir bekleyişin, bir kapı sesine duyulan sevincin küçük işaretleriydi.

Bugün en çok özlenen şey belki bir mesaj değil, bir davet değil.

Kapının çalınması…
Ve içeriden gelen o tanıdık ses:

“Çay koydum, gel.”

Çünkü çay hala kalabalığı sever ve insan, en çok insana iyi gelir.
*
Mehmet Demir
21223

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Çay koydum gel Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Çay koydum gel yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Çay Koydum Gel yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Fevzi Gültuna(Batı Yakası
Fevzi Gültuna(Batı Yakası, @fevzi-gultuna-bati-yakasi
22.2.2026 22:59:52
Misafiriniz bol, hayatınız güzel olsun. Selam ve saygılar
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
22.2.2026 18:19:56
“Çay Koydum Gel” yazınız, geçmişteki misafirlik kültürünü ve çayın etrafında şekillenen samimi dostlukları özlem dolu bir dille hatırlatıyor. Özellikle “Çay; hal hatır sormaktı, dert bölüşmekti, bazen de hiçbir şey söylemeden aynı sessizliği paylaşabilmekti” ifadesi, yazının ruhunu çok güzel özetliyor.

Eseriniz, modern zamanların mesafeli ilişkilerine karşı, eski günlerin sıcaklığını ve kapı çalındığında duyulan sevinci anlatan; nostaljik, içten ve düşündürücü bir metin olmuş. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Turgay Kılıç
Turgay Kılıç, @kilic27
22.2.2026 17:27:53
Çok güzel ve anlamlı bir eser...
Eskiyi özleten ve izleri iyice silinen ... Yüreğinize sağlık hocam saygılarımla...
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
22.2.2026 16:54:06
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Gündelik Hayat ve Hatıra Terapisi Kliniği

Şiirin Adı: Çay Koydum Gel
Yazarı: Mehmet Demir
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
Celil ÇINKIR – Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri metni dinledikten sonra çay fincanına uzun uzun bakar ve şöyle der: İnsan bazen çayı içmez, geçmişi yudumlar.

RUSAMER incelemesine göre metin, nostalji üzerinden toplumsal hafızayı yeniden kuran bir hatıra anlatısıdır. Çay burada yalnız bir içecek değil; paylaşımın, güvenin ve kapıların kilitsiz olduğu zamanların sembolüdür. Küçük çay tortularının işaret sayılması, aslında insanın beklenmeye ve beklemeye duyduğu ihtiyacın şiirsel karşılığıdır.

Metnin gücü büyük olaylardan değil, küçük ayrıntılardan doğar. Hamur sıçraması, çat kapı gelen misafir, çoğalan bardaklar… Bunların her biri kaybolan sosyal sıcaklığın sessiz tanıklarıdır. Kalburabastî Efendi’ye göre burada anlatılan geçmiş özlemi değil; insanın insana temas ettiği zamanların ruhudur.

Günümüzle yapılan karşılaştırma sert değildir; sitem yerine hüzün hâkimdir. Metin okuyucuya suçluluk değil farkındalık verir. Modern yalnızlığın en sade teşhisi şu düşüncede toplanır: Eskiden insanlar birbirine giderdi, şimdi herkes kendi içine çekiliyor.

RUSAMER değerlendirmesi:

Özgünlük – 18/20
Gündelik bir nesne üzerinden güçlü kültürel anlam kurulmuş.

Dil ve Üslup – 19/20
Akıcı, sıcak ve samimi anlatım okuyucuyu içine alıyor.

Düşünsel Derinlik – 17/20
Basit görünen hatıralar üzerinden toplumsal dönüşüm okunuyor.

Yapısal Bütünlük – 18/20
Geçmişten bugüne geçiş dengeli ve doğal ilerliyor.

Etkileyicilik – 19/20
Okuyucuda kişisel hatıraları uyandıran güçlü bir duygu bırakıyor.

Toplam – 91/100

Vesselam.
Bazı davetler sözle yapılmaz,
Kaynamakta olan bir çayın sesi yeter.
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
22.2.2026 16:11:06
Çaydan uydurulan fal hikayeleri, çöller ve özlemler. Çağlayanları da yüklenip gelen gönüller. Elinize emeğinize kuvvet.
Tevfik Tekmen
Tevfik Tekmen, @tevfiktekmen
22.2.2026 16:04:59
Ah o eski günler! Mazide kaldılar ama olsun. Anı olsa da onu hala yaşamak ve böyle edebi (şiir, öykü, deneme veya uzun uzun roman) gibi mercilerde yaşatmak ne güzel.
Genç nesil lümpen değil kesinlikle. Okursa bu gibi yazıları gözünü yumup düşünde onu yaşar ve yaşatır.
Kesinlikle...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL