Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
Koray Kzlcan
Koray Kzlcan

8-Cebimdeki Cinnet/Aleksitimi

Yorum

8-Cebimdeki Cinnet/Aleksitimi

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

102

Okunma

8-Cebimdeki Cinnet/Aleksitimi

Her şeye kafa tutmanın bulaşıcılığına yakalanmıştım. İnsanların rahatlığı, vurdum duymazlığı mutlulukları gülmeleri,herşeyleri batıyordu bana. Kendimi dönüştürdüğüm"hiçlik" kâbusum olup çıkmıştı. İliklerime kadar iğrençlik doluydum. Yanımdan geçen lerin o sorgulayıcı bakışları dilimin ayarını bozuyordu sürekli.
"Ne ayaksınız lan siz"diye başladığım her sözün sonu karakolda bitiyordu. Aklımın bir köşesinde nöbet saatini bekleyen kriz yaklaştıkça ete kemiğe bürün müş ruhum tir tir titriyor, cebimdeki cinnetin varlığıyla kılıktan kılığa giriyordu.
İki aydır beni kendine esir eden bonzai denen illet, vücudumu günden güne söndürmüştü.
Avurtlarım çökmüş, boynumdaki damarlar şişmiş, ellerimin derisi kemiklerine yapışmış,bakışım,konuş
mam,hatta gülüşüm bile değişmişti.
Kendimi yok etme yolundaki uğraşlarım nihayetinde karşılık buluyordu.Kararlıydım,ya kendimi yok edecek tim ya da yok oldukça küllerimden yeniden doğacak tım...
Bazı anlar vardır, insanlar saklar o anları,yeri, zamanı
ve saati geldiğinde kullanmak için...Yeri gelmişken bu hakkımı kullanmak istediğim bir güne uyanmıştım.
Annem hâlâ daha uyuyordu. Benim gibi potansiyel bir bağımlının varlığında huzur içerisinde nasıl bu kadar rahat uyuyabiliyordu, aklım almıyordu ve bu beni hare kete geçirmek için yeterli bir tınlamamaydı..
Kırılışlarımın ağlama duvarı olan odamdaki o çerçeve siz aynada kendimi uzun uzun seyrettikten sonra, elime alıp kulağına sessizce fısıldadım:"ikimizinde birbirini son görüşü bu" dedim ve olanca gücümle duvara çarptım. Tuz buz olmuştu. Kırılışlarımın tek şahidini yok etmiştim. O gürültüyle yatağından fırlayıp yanıma gelen annem çocukluğumda yaptığı gibi sesini yükselterek beni kontrol edebileceğini sanıyordu,
büyük bir yanılgıydı bu ve cebimdeki cinnetten haber sizdi...Annemin bağırışları benim evdeki eşyaları kırıp dökmem nöbet saatini bekleyen krizi tetiklemişti. Gözüm hiç bir şeyi görmüyordu.
"Bana para ver çabuk, yoksa bu evi yakarım, vallahi yakarım, billahi yakarım"
"Efkan, bir sakinleş, tamam vereceğim, yeter ki sakin ol"
Annemin tamam demesi bile vücudumu ele geçiren krizi durduramıştı,iyice zıvanadan çıkmıştım.
Annem, uzattığı paraya ellerimin uzanışını büyük bir çaresizlikle izliyordu.
Ellerimin titremesi,sesimin tonu,vücudumun gerginliği saldırganlığım,ikna olmayışım,hepsi uyuşturucu krizin dendi.
"Sana müjdeli bir haber vereyim mi Anne, çakmak gazını bıraktım, dur dur hemen sevinme, artık bonzai kullanıyorum, bunun kafası daha güzel oluyor, nasıl sevindin mi bu habere"
Anneme olan öfkem dinmek bilmiyordu.Onun karşım
da çaresizce ağlamasından büyük keyif alıyordum. Çocukken çok ağlamıştım karşısında,bakmaya,anlama
ya,sevmeye tenezzül etmemişti o zamanlar. Gün gelir devran döner derler ya, günü de gelmişti devran da dönmüştü. Bu saatten sonra benim anlaşılmaya hiç ihtiyacım yoktu. Ben nasıl istiyorsam öyle anlaşılacak tım...
Annemi çaresizliğiyle bir başına bırakıp kapıyı tekmele yerek çıkmıştım.
Metruk binaya geçip tayfanın gelmesini beklemeye başlamıştım. Tufan, temin ettiği uyuşturucuyu mekana getirir parasını hepimizden eşit miktarda alırdı.
Selim,Çetin,Yavuz da mekana gelmiş, hepimiz dört gözle Tufan’ı bekliyorduk. Aslında hepsi iyi çocuklardı ve hepsinin hikayesi onları bu düzen içerisine mahkum etmişti. Selim’le o kadar çok benzerlerimiz vardı ki hikayelerimizde, bu sebepten kendimi ona daha yakın hissediyordum. Selimde kendimi görüyordum.
Çetinin hikayesi bambaşkaydı, anne ve babasını küçük yaşta kaybettikten sonra yetiştirme yurduna verilmişti akrabaları tarafından,12 yaşına kadar dayanabilmiş yurt ortamına, yaklaşık 3 senedir sokaklarda yatıp kalkıyordu,” sizin bir tane eviniz, benim yüzlerce evim var “diyerek hayatın gerçeklerini ti ‘ye alıp kendini kan dırıyordu. Yavuz ve Tufan belki de içimizde maddiyat olarak en rahat konumda olanlardı, uyuşturucuya keyif gözüyle bakıyorlardı. Onların uyuşturucu müptelalığı rahatlıktandı.
Nihayet sokağın başında görünmüştü Tufan.
Endişeli ve yüzü asıktı.
"Mal bulamadım oğlum,kanal’a ulaşamadım,
operasyon yemişler öyle söyledi çocuklar"
diyerek içeriye girmiş, yere bağdaş kurup oturmuştu. Bundan daha kötü bir haber olamazdı, hepimiz kriz deydik.
İlk defa kendimi bu kadar çaresiz hissediyordum.
Çakmak gazı soluduğum zamanlarda hiç çaresiz kalmamıştım,bonzai insanın nevrini döndürüyordu. Beklemenin hiç kimseye faydası yoktu, olmayacaktı da.
"Çok kötüyüm,bonzai bulmam lazım “diyerek metruk binadan çıkmıştım. Ayaklarım gideceğim istikameti tahmin etmiş olmalı ki Kuştepe’ye yönelmişti. Alev sokakta Eyüp’ü mutlaka bulmalıydım. Yalınayak koşturan çocukların, kül benizli kadınların, içtiği tütünün dumanında kaybolan ihtiyarların arasından
içi boşalmış bir gövde gibi duygusuz ve kaskatı geçiyordum. Adım attığım her yerden çürümüşlük fışkırıyordu.
Sokağın tam ortasına denk gelen o gecekonduyu görür görmez hatırlamıştım. İki ay önceki yıkılışım hala daha duruyordu duvar dibinde. Gecekondudan gelen tartışma sesinden Eyüp’ün evde olduğunu anlamıştım.
O keskin sesi unutmak ne mümkündü.
"Bu değirmenin suyu nerden geliyor sanıyorsun, eğer bir bedel ödenecekse de öderim. Sen karışma işime “sözüyle, babası nın Eyüp’ün yapmasını tasvip etme diği bir işi yapıyor olmasından duyduğu rahatsızlığa verdiği cevaba istemeyerekte olsa kulak misafiri olmuştum. Gecekonduda seslerin kesilmesiyle Eyüp sokağa atmıştı kendini.
Karşısında beni görünce tereddüt dolu bakışlarıyla yanıma gelerek "Efkan, ne işin var buradan olmuş böyle sana? İyi misin? “dedi.
Sadece "iyi değilim"diyebilmiştim.Eyüp’ün samimi yaklaşımı içimin dökülmesini kolaylaştırmıştı. Her ne kadar cümleler dolusu anlatamasam da içimdekileri, anlatabildiğim kadar anlatmıştım. Anlamış gibiydi beni, âmâ bonzai kullandığımı söylediğimde çok sinirlenmişti.
"Seni şu an öyle bir dövmek istiyorum ki" derken yumruklarını sıkıyordu,farketmiştim...
"Olan olmuş artık, önemli olan bundan sonrası"
"Ne yapabilirim ki"
"Bırakacaksın, içmeyeceksin bonzai,alkol iç,cigara iç,ne bok içiyorsan iç,bonzai içme, ha bir de çakmak gazı".
Eyüp konuşurken, titreyen vücudum artık kendini yere bırakmıştı, dişlerimin gıcırtısı yeni bir krizin öncüsüy dü.
Anlamıştı Eyüp...
O akşam ilk defa bir gecekonduya misafir olmuştum. Eyüp’ün krizi atlatmam için ne yaptığını hiç hatırlamıyordum. Hatırladığım tek şey cebimde her zaman halihazırda bekleyen bir cinnetin varlığıydı...

kızılcan/...

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
8-cebimdeki cinnet/aleksitimi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz 8-cebimdeki cinnet/aleksitimi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
8-Cebimdeki Cinnet/Aleksitimi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL