4
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
67
Okunma
Vuslat
Adı Leyla değildi, ama herkes ona öyle diyordu. Çünkü gözleri, o eski türkülerdeki gibi siyah ve derin, bakışları bir kuyu gibi insanı içine çekiyordu. Benim adım da Mecnun değildi, ama gönlüm onunki gibi dağlara vurulmuştu.
İlk karşılaştığımız gün, 2014 yazıydı. Bir sahil kasabasında, dalgaların sesi arasında. O, elinde bir kitap, ben elimde bir sigara. Göz göze geldik. O an, zaman durdu. Sanki evren, “Durun, bunlar birbirini tanıyacak” dedi ve sustu. Konuştuk. Saatler geçti. Gece oldu, yıldızlar indi denize. O gece birbirimize söz vermedik, ama kalplerimiz sessizce evlendi.
Sonra hayat araya girdi. Şehirler, işler, aileler, mesafeler... 2015’te ayrıldık. “Belki bir gün” dedik. O bir gün gelmedi. Yıllar geçti. Telefon numaraları değişti, adresler silindi, ortak arkadaşlar dağıldı. Ama hasret silinmedi.
Ben 12 yıl boyunca her baharda aynı çiçekleri kokladım, onun kokusunu aradım. Her yağmurda camın önünde durdum, “Acaba o da mı bakıyor?” diye düşündüm. Her yeni yılda aynı duayı ettim: “Allah’ım, bir daha göreyim onu. Ölmeden önce.”
O da bekliyordu, biliyordum. Bazen rüyalarımda görüyordum onu. Bir tren istasyonunda, elinde eski bir mektup, gözleri ıslak. “Neredeydin?” diyordu. Uyanıyordum, yastık ıslak.
2026’nın Şubat’ıydı. Kar yağıyordu, İstanbul’un gri sokaklarında. Bir kafeye girdim, sıcak bir kahve istedim. Oturdum. Karşı masada bir kadın vardı. Kitap okuyordu. Aynı kitabı, 12 yıl önce bana hediye ettiği kitabı. Kalbim durdu sandım.
Başını kaldırdı. Göz göze geldik. Zaman yine durdu. Aynı kuyu, aynı derinlik. Ama bu sefer gözlerinde yaş vardı, benimkilerde de.
Ayağa kalktım. O da kalktı. Adım attım. O da attı. Aramızda bir masa vardı sadece. 12 yılın ağırlığı.
“Sen hâlâ aynı kitabı okuyorsun,” dedim titreyen sesle.
“Sen hâlâ aynı sigarayı içiyorsun,” dedi gülümseyerek. “Ama saçların beyazlamış.”
Güldük. Ağladık. Sarıldık.
O an anladım: Vuslat, kavuşmak değil sadece. Vuslat, 12 yıl boyunca ölmemiş bir sevginin, hâlâ nefes aldığını görmek. Vuslat, “Ben seni unutmadım” demenin en sessiz hali. Vuslat, Allah’ın “Sabrettin, işte şimdi” demesi.
Elini tuttum. Soğuktu. Ama içim ısındı.
“Artık gitme,” dedim.
“Gitmem,” dedi. “12 yıl yeter.”
O gün, kar altında yürüdük. Konuşmadık çok. Sadece el eleydik. 12 yılın yükü hafifledi. Hasret bitti. Vuslat başladı.
Ve biliyordum ki, bundan sonrası da bizim. Belki yarın yine ayrılırız, belki hayat yine araya girer. Ama o an, o kavuşma anı, sonsuza kadar bizimle kalacaktı.
Çünkü vuslat, bir an değil. Vuslat, kalbin “Sonunda” diyebilmesidir.
Gazi Şahin
Kul Yorgun
5.0
100% (4)