4
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
YILDIZLI TEPE
(Eski Bir Hikaye)
Fevzi Emir Yılmaz
Bir zamanlar, dağ yamacında bir köyde yaşayan iki genç varmış.
Birbirini en duru duygularla seven iki sevdalı yürek.
Yaşadıkları hayat köy hayatı olduğundan, devamlı çalışıp didindikleri için birbirlerine ayıracak fazla zamanları olmazmış.
Ama yine de her fırsat bulduklarında, adını “Yıldızlı Tepe” koydukları bir yerde buluşurlarmış.
Yıldızlı Tepe
Çıplak bir tepe imiş.
Etrafta gökyüzünü kapatacak ağaçlar olmadığı için, gökyüzü tertemiz ve net bir şekilde görünüyormuş.
Yıldızlar ise sanki ellerini uzatsalar dokunulacak kadar yakın gibi sarkıyormuş gökyüzünden.
Bu iki sevdalı yürek, her fırsatta buluşur, oturup dertleşir ve kısacık da olsa orada çok güzel bir zaman dilimini paylaşırlarmış.
Dedik ya, köy hayatı diye…
İnsanların gerçekten fakir olduğu zamanlarmış işte.
Birbirlerine hediye almak isteseler, ne kız oğlana bir mendil alıp işleyebilirmiş, ne de oğlan kıza herhangi bir hediye alabilirmiş; çünkü ikisinin de eline tek kuruş dahi geçmezmiş.
Oğlanın en değerli eşyası, babadan kalma köstekli bir cep saatiymiş; başka herhangi bir değerli eşyası yokmuş.
Kızın da ondan geri kalır yanı yokmuş; ikisi de fakirmiş.
Ama kızın up uzun altın sarısı saçları varmış; hele geceleyin ay ışığında parıl parıl parlayan saçlar.
Bizim oğlan kızı ayrı severmiş, kızın saçlarını ayrı… O denli yani.
Yine sıcak ve yıldızlı bir gece, buluştuklarında, tam ayrılacakları zaman, son son birbirlerine bakıştıklarında, ikisinin de aklından aynı şey geçmiş.
Kız, “Bir hediye almalıyım,” diye düşünmüş, oğlana bakarken;
Oğlan da aynı şekilde düşünmüş.
Ve ayrılmışlar.
Kız eve gidince, “Ne yapabilirim?” diye düşünürken aklına oğlanın cep saati gelmiş.
Demiş ki: “Bunun en değerli eşyası cep saati. İyisi mi ben o saate bir kılıf öreyim; hediyem bu olsun.”
Oğlan da boş durmamış tabii.
O da düşünmüş ve, “Bu kızın o altın sarısı saçları için ona güzel renkli tokalar alayım,” demiş ve gün ışır ışımaz pazara gitmiş.
O günün akşamında, bu iki sevdalı yürek yine Yıldızlı Tepede buluşmuşlar.
Ve sevinçle birbirlerine yaklaşıp, ellerindeki hediyeleri birbirine tebessümle uzatmışlar.
Fakat ortalık birden buz kesmiş.
Kız, oğlanın saatine ördüğü kılıfı, o up uzun altın sarısı saçlarını keserek yapmış.
Oğlan ise kıza pazardan aldığı tokaları, babadan kalma cep saatini satarak almış.
Birinin elinde cep saati kılıfı varmış ama ortada cep saati yokmuş.
Diğerinin elinde tokalar kalmış ama o tokaları takacak saçları yokmuş artık.
“Hayat hep böyle midir?” sorusu geliyor insanın aklına.
Cevap ise: Evet. Hayat hep böyledir işte.
Sizlerle paylaşmak istedim.
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.
5.0
100% (4)