6
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
82
Okunma

Sayfayı kapattım. Sahaf, eski kitaplar ve bir kedi… Kalan buydu aklımda.
Kapıdan girerken çalan o ince zil, sanki buraya ait olmayan tek şeydi. İçeride zaman daha kalındı; yavaş, tozlu ve itirazsızdı. Raflara dizilmiş kitaplar okunmayı beklemiyordu artık, sadece var olmaya çalışıyorlardı. Bazılarının sırtı kırılmış, bazılarının adı silinmişti. Hepsi biraz unutulmuştu, ama tam olarak terk edilmemiş. Her cilt, birinin parmak izini saklıyor; her sararmış sayfa, bir başka ömrün nefesini içinde tutuyordu. Kitaplar burada sadece kağıt değil, birer emanetçi gibi yan yana susuyordu.
Kediyi ilk başta fark etmedim. Eski bir ansiklopedinin altında, güneşin tam düştüğü yerde yatıyordu. Sahafın gerçek sahibi oymuş gibiydi; kim girerse girsin, dünyayı ciddiye almadan uyumaya devam ediyordu. İnsanların sayfalar arasında aradığı anlamların, onun bıyıklarının ucuna bile takılmadığı belliydi. Belki de o, bütün bu satırların toplamından daha büyük bir hakikati biliyordu: Sadece ’olmanın’ huzurunu.
;Bir kitabı elime aldım. Daha önce kimlerin tuttuğunu, kimlerin yarım bıraktığını düşündüm. Bazı hikâyeler okunmazdı, sadece devredilirdi. Kapakları kapanmış olsa da sitemleri suda yunmuş, hüzünleri raflara sinmişti. Ben de devraldım, kısa bir süreliğine. Sonra, her zamanki gibi, kapattım.
sayfayı kapattığımda içeride bir şey kapanmadı. Sahaf aynı sessizlikte kaldı, kitaplar eskimeyi sürdürdü, kedi uykusundan vazgeçmedi. Belki de sahaf, dünyanın gürültüsünden kaçanlar için bir mola yeri değil, bir yüzleşme durağıydı. Dışarıda dünya aceleyle akıyordu; içeride ise hiçbir şeyin acelesi yoktu. Belki de bu yüzden insan bazen bir sayfayı değil, kendini kapatıp çıkıyordu oradan. Çıktığımda cebimde bir hikâye yoktu ama ruhumda, o tozlu rafların vaat ettiği o derin sükutun kokusu kalmıştı.
Sahaf Eşiği
Eski bir kapının zili yorulmuş,
Zaman bu kuytuda durulmuş gibi.
Raflarda cümleler yan yana gelmiş,
Dünya defterleri dürülmüş gib.
Toz konmuş isimsiz her bir kapağa
Kök salmış hikâye dönmüş yaprağa.
Sözler ki çekilmiş kara toprağa
Sükûtun tahtına kurulmuş gibi.
Güneşin düştüğü sarı bir kitap
Altında bir kedi uykusu bitap.
Ne bir ses duyulur ne bir öz hitap
Her şey bir hesaptan ayrılmış gibi.
Elimde bir sayfa yarım bir masal,
Kim bilir kimlere olmuştu uysal.
Ruhumun içinden geçti bir kutsal
Varlık bu boşlukta gerilmiş gibi.
Kapattım sayfayı çıktım dışarı
Sokaklar gürültü dünya haşarı.
İçerde bıraktım bütün efkârı
Kendimden bir perde serilmiş gibi.
Ferdaca