Ey sevgilim! eğer bana karşı peçeni indirir benden örtünürsen bil ki ben zırh giymiş atlıları almakta ustayım.. antere
Hamdioruc
Hamdioruc

Allahtan kork

Yorum

Allahtan kork

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

28

Okunma

Allahtan kork

Allahtan kork

Allahın sopası var...Allahtan kork

Allah Allahtan korkmayan kavimleri helak etti der KUR’AN...tUFAN aLLAHIN SOPASIYDI nUH KAVMİNE kIZIL DENİZ fİRAVUNLUĞU BOĞDU...aLLAHIN SOPASI VAR aLLAHTAN KORK DER CEHENNEMİ DE VAR aLLAHTAN KORK DER kUR’AN.nEMRUDA ATEŞ VERDİ iSRAİLE NÜKLER VERDİ...iSRAİLİ MUSALLAT ETTİ GAZZELİYE...

Balığın karnına girdi hz Yunus...Görevden askerlikten kaçma...dünyaya sürgün etti hz Ademi..."A-Z"ye asiliğin cezaları var dedi Allah namaz kılmayana babası-devleti ceza veremez deme ey Fakih...Peygamber sahabeye ceza verseydi dağılıp giderlerdi bu tehlikeden dolayı ceza vermedi ...der Kur’an ceza vermemesi şarttır demez...Peygamber ceza vermedi sahabeye ama peygamberin efatından sonra cezalar yağdı sahabeye...der İslam tarihi...Acılarla TEVBEYE davet edildi sahabe de yani sütten çıkmış ak kaşık deme sahabeye...Beşer şaşar de...Adem bile şaştı ama şaşması af dairesindedir nuh kavminin şaşması tufanı hakketti.Adillik esaslıdır cezaları Allahın...Şehadetli cennete girecek ama cennet şehadetliye inecek genişliği var cennetin dolmayınce şehadetlilere gelecek sıra ama ilk giren hz Peygamberimiz olacak...adillik esaslı cezada da ödülde de Allah..Her acı-Kahhardandır tevbeye davetidir Allahın hz Eyyup "ak kaşıktı deme"der Kur’an...hz Adem "Ak kaşıktı deme"der.tevbeye muhtaçtı...hz Peygamber bile tevbeye muhtaçtı...İlme de esmalara da muhtaçtı...de...Zirveydi ama yaratılanların zirvesiydi de sınırsızdı deme esmalara göre sınırsız olan sadece Allahtır...hz Muhammedinde ilmi sınırlıdır de der Kur’an değilse vahye ihtiyaç olmazdı ...de düşüncen bu olsun sınırsızlık verme "Ya şefaat makamının sahibi"derken bile sınırsız şefaat sadece Allaha verilir der Kur’an ve Allahın izin verdiklerine Hz muhammedin şefaati var...de der...sınırsız esmalar sahibidir oğuldur dedi kilise Hz isa için...denktir oğul babaya demedi kilise ama ortaktır dedi...Sınırsızlık verme hz Muhammede...şehit 70 kişiye şefaat eder denilmiş hasdisi şerifler de"A-Z"yedir sıralamada yetkide şefaat makamları da...zenginlik Karuna verildi...hz Ebu bekre bir alt kat zenginlik verildi çok verilse belki şükür olmazdı zenginliği hz Ebu bekrin hikmeti var ki Kanun kadar zenginlik verilmedi...peygamber 21 evlilik verildi çok verilse belki hz Haticeye vefasızlık ederdi...Dağına göre kar veridi Allah çünkü vefada sınırsızdı hz muhammed deme der Kur’an sınırlılardandı hz muhammed de de der Kur’an...hz Vahşi de hz ama hz Ebu bekir kadar değil de der Kur’an farklılık ver sınırlılık ver der ur’an...sahabe denek değildi ortak değildi peygambere vahiy peygambere geldi de...Hz Ömer kur’anın 3 de birine gelmeden ayetler uygun duygu ve düşüncelere sahibti ama hz Ömeri tasdiken ayetler geldi ama hz ömere değil hz Muhammede geldi peygamberlikte ortaktı denkti...deme der Kur’an...Ortaklık ve denklik varlıkta mümkün değil zaten çünkü"Pramitoluşur" Mısırın pramitleri adilliğin sembolüdür...dağdan yüce dağ var hz Muhammet imamı yaratılanların...de"A-Z"yedir her piramit her dağ...Farkı yok görevve sadaktte deme hz Yunus görevdenkaçtığı için girdi balığın karnına...ama ayet nasıl manalandırılmalı de...İşte o ayetin tefsiri:
﴾285﴿ Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler.
﴾286﴿ Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!

Tefsiri

Sûrenin başında Allah’ın iyi kullarının gayb âlemine, doğru yolu göstermek üzere gönderilmiş Kur’an’a ve ondan önce gelen kitaplara iman ettikleri, namazı kılıp zekâtı verdikleri, Allah’ın verdiklerinden O’nun rızâsı için harcamalar yaptıkları, bu iman ve güzel ameller sayesinde Allah rızâsına uygun bir hayat sürüp iki cihan saadetine nâil oldukları zikredilmişti. Arkadan tafsilâta geçilmiş, daha önce gelen kitaplar, peygamberler, ümmetler, Allah’ın onlara bahşettiği çeşitli nimetler, nankörlükler, isyanlar anlatılmış, bunlardan ibret alınarak İslâm’ın getirdiği hidayetten sapılmaması pekiştirilerek istenmişti. Bu sûre, hicretin ilk yıllarında geldiğinde muhatapları büyük ölçüde Allah’ın rızâsına uygun bir hayat yaşıyorlardı. O’nun rızâsı için her şeylerini geride bırakarak Medine’ye hicret etmiş muhacirlerle onlara her şeyleriyle kucak açmış ensar vardı. Allah Teâlâ sûrenin sonunu getirirken bu kullarına bir mükâfat olmak üzere onlar hakkındaki hükmünü, onların kendi nezdindeki yer ve değerlerini bildirmek istemiş, böylece ilk müslümanların yolunu izleyecek olanlara da bir dinî hayat dersi, kul ile rabbi arasındaki ilişkiyi kurmanın yolu hakkında bir anahtar vermiştir: Resul ve çevresindeki müminlerin imanlarının ve itaatlerinin Allah tarafından tasdik edilmesi eşsiz bir iltifat, emsalsiz bir saadet vesilesidir. Bu tasdiki takip eden niyaz tâlimi ise kulluk yolundaki iniş çıkışları göstermekte, iyi niyetli kulların istemeden meydana gelen kusurlarını yüce mevlânın bağışlayacağına işaret etmekte, Hz. Peygamber’in ümmetine gelen en son ve kâmil dinin başta gelen özelliklerinden biri olan “kolaylık” temel kuralını dile getirmekte; esasen kulluğun güç olmadığını, çünkü Allah’ın kullarına güçlerini aşan yükümlülükler buyurmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Sûrenin başıyla sonu âdeta bir levhanın iki parçası gibi birbirini tamamlamaktadır. Nitekim ümmetin geleneğinde de hem özellikle okunarak hem de levhalaştırılıp itina ile duvarlara asılarak bu özellik hayata geçirilmiştir (peygamberler arasında ayırım yapılmamasının anlamı hakkında bk. Bakara 2/136).

Allah’ın, kullarını güçlerini aşan fiillerle ve davranışlarla yükümlü kılmayacağını ifade eden bu âyet, İslâm düşüncesinde ortaya çıkmış bulunan önemli bir tartışmanın çözümüne ışık tutmaktadır. “Allah’ın kullarına, güçlerini aşan bir görevi yüklemesi (teklîf-i mâlâ yutâk) câiz midir?” sorusu etrafında gelişen bu tartışmada, Allah’ın kudret ve iradesini sınırlar korkusuyla “câizdir” diyenlere karşı, O’nun hikmetine, adaletine, imtihan iradesine, dinî, ahlâkî, hukukî değerlerin, mükâfat ve cezaların mâkul bir temele oturması gereğine ağırlık verenlerin savunduğu “Câiz değildir, hakîm olan Allah böyle bir yükümlülük getirmez” diyenleri bu âyet teyit etmektedir.

İnsanların kader ve fiillerinde kendi rollerinin de bulunduğunu ifade eden “Lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır” cümlesi, “kaza, kader, irade, kudret, kesb” konularında asırlar boyu süren ve mezheplerin (ekol) oluşmasına temel teşkil eden bir tartışmaya açıklık getirmektedir. “İnsanların ortaya koydukları fiillerde ve davranışlarda kendilerine mahsus irade ve kudretleri yoktur” diyen Cebriyye ekolü; “Bu fiiller ve davranışlar, bağımsız olarak insanın irade ve kudretinin eseridir, fiilini yoktan var eden (îcâd) kuldur” diyen Mu‘tezile mezhebi; “Kulun fiili meydana gelirken Allah’ın irade ve kudreti yanında –etkisi bulunmaksızın– kulunki de vardır” diyen İmam Eş‘arî, bütün bu ekollerin karşısında yer alan Mâtürîdî mezhebi, diğer deliller yanında bu âyetten ışık ve güç almaktadır. Bu son mezhebe göre Allah Teâlâ kullarına irade ve kudret (güç) vermiştir. Bu irade ve kudret yaratılmıştır, hem hayır hem de şer için işler ve bu mânada “küllî” niteliklidir. Küllî irade ve kudretin, hayır ve şerden birine sarfedilmesi ise cüz’î niteliklidir; yani cüz’î kudret, cüz’î iradedir. Buna kesinleşmiş ve fiile yönelmiş azim (azm-i musammem) ve “kesb” de denir. Kesb fiilin aslını (yok iken var olmasını, yaratılmasını) değil, vasfını (hayır veya şer olmasını) etkiler. İşte beşerî sorumluluk da bu kesbe dayanır (genişbilgi için bk. Kemâleddin el-Beyâzî, İşârâtü’l-merâm, s. 54 vd., 248-263). Açıkladığımız âyette kulun fiiline etkisini açıkça ifade eden kelime, Türkçesi “elde etmek, kazanmak, hak etmek” demek olan “kesb”dir. Eskiden sıkça tekrarlanan “Kul kâsibdir, Allah da hâlıktır” veya “Kul kesbeder, Allah da halkeder” cümlesi bu gerçeğin vecizeleşmiş şeklidir (ayrıca bk. Bakara 2/7).

Yukarıda meâli zikredilen bir hadis, Muhammed ümmetinin unutma ve yanılma sebebiyle meydana gelen kusurlarının Allah tarafından bağışlandığı müjdesini veriyor ve burada geçen duanın kabul edildiğini belgeliyor.

Hıristiyanlık için de amelî geçerliliği bulunan Eski Ahid’de yeme, içme, temizlenme gibi konularda oldukça zor dinî kurallar, yasaklama ve sınırlamalar vardır. Kur’an-ı Kerîm’de bu âyetten başka yerlerde de aynı tarihî gerçek dile getirilmiştir (A‘râf 7/157). İslâm’ın ümmete getirdiği yükümlülükler ise fıtrata uygundur, insanların zorlanmadan hatta kolayca yapabilecekleri ödevlerdir. Şahsî ve özel durumlar sebebiyle zorluk baş gösterdiği takdirde de ruhsatlar vardır.

Aslında temel nitelikleri sıralanmış bulunan bu dine bütün insanlığın akın akın girmesi gerekirdi. Mümin aklı böyle düşünür, mümin gönlü böyle ister ve beklerdi. Fakat Allah’ın imtihan için kullarına verdiği akıl, irade, nefis, yine bu maksatla insanlara musallat olan şeytan milyarlarca insan için doğru yolun ve hak dinin engelleri olmuş, müminin beklentisinin aksine insanların hakkıyla şükredenleri, küfür ve nankörlük içinde olanlardan az bulunmuştur. Bu çokluk karşısında müminler, kendi güç ve gayretleri yanında ve ondan daha çok yüce Allah’ın yardımına sığınmak durumundadırlar:

“Sen bizim mevlâmızsın, inkârcılara karşı bize yardım et!”

Sûrenin bu son iki âyetinin fazileti hakkında birçok sahih hadis rivayet edilmiştir. “Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki bir gecede okuyana onlar yeter” meâlindeki hadis bunlardandır (Buhârî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 10, 27, 34; diğer bazı örnekler için bk. Şevkânî, I, 342 vd.)Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 454-456

Kur’an hz Peygamberimize sen fakirdin der...hz Süleymandın demezTarihe ilme bilme tesr bir öğreti sunmaz Kur’an...Hz Süleyman değildi ama İmamdı...Esmların tümünden emaneti vardı ve bu tolamda İmadı en öndeydi...emanetlerde nimetlrin toplamında imamdı en öndeydi...der Kur’anpeygamber efedimiz için...

Emanetler imtihan içindir de acılar sabır içindir de de...ama acılar Tevbelik eylemlri-hlleri duygular düşünceleri n göstergesi değil peygamberler cezalanmadı deme...Kahrı cezadır de ama her acı cezadı deme sabırlıya verdiği acı ödüllüktür...peygamberlere nekadar acı verdiyse o acılar ödülük oldu de...sabır sayesinde...İman sabır acıyı ödüllükleştircidir...de...peygamberlere verilen acılar üzmedi onlar da deme doğal varlıkardı peygamberler...hz Ebu bekir sevr mağarasında üzüntü ve tedirginlik yaşadı...cennette tedirginlik yok dünyada var...İmtihan can yakıcıdır dünyada...Kahır peygamberede var ebu cehilde ebu cehilin asiliğe tevbe etmez tevbesi cehenneme kalmıştır..hz Peygamber hemen tevbe etmiş cenete çevirmiştiro Kahrı..acele et tevbede...Gazzeli tevbede acele etse dünya kurtuluşu da acele gelir onu bulur...deme Hikmetli ise acı devam eder ve o acılar cennet makamlarına merdivendir...de...Hz Aişe validemizde peygamberimizin tevbe edişine şaştı...Beşer şaşar de...Teveye ve diğer esmlra muhtaçtır peygamberler de deçünkü ilimde sınışız Rahmanlıktasınırsız sadece Allah sahiblik ve esmalrda sınırsız olan sadece yüce Allahtır ...de...Esmların ortağı değilki hz Peygamberler onlar da emanetçisi esmlarn ve muhtaçlr...değilse hz Nuha gemi verilmezdi...geçici kanat verilirdi... yani teknolojiye peygamberler de muhtaçtır... de.mucizeler ihtiyaçtandır...ebu cehil hz peygamberden mucize bekledi hz Ebu bekir sıddıktı beklemedi ondan mücize...ihtiyacı yoktu ebu bekrin mucizeye çünkü esfel-i safilinlikten arındırıcıydı vahiyle gelen öğretiler...ilaçtı yani...Vahiyle aziz oldu sahabe...şereflendi hastalıklı toplumdular kardeş oldular...Şehadetliler tevbe edin cahiliye arbın yaşayışı günmün şehadetli toplumundan dahaesfel-i saflinlik eylmler haler duygular düşünceler değildi...tarihe bak ve karşılştır...cahiliyearabındanbir farkın olsun TEVBE farkın olsun...değle farkın yok.AB ülkelerinin hayatından haatın farksız Gel tevbe et bir farın olsun değilse sonun farklı olmayacak...ceaze namazı sen "Ak kaşık"yapmaya yetmez...ve namazın tevbe olsun orucun da Tevbeli ol...şeytanla hz Ademin tek farkı bu...hz Ademden ilimde secdede şeytan çok geride deme...Ateşte güzel toprakda Şeytan ateşten adem topraktan...sınır koyassan şeytanın nefsin güzel toprağını da sulaki gül bahçesi olsun çamur gibi pis kokan topraklı insanlar var toprak da üstün değil ateş de esmdan nimetlr manetlerir onlar güzelleştiren khrı da hoş sabreden hoş...ebu cehile hoş değl Kahrı da lütfu da ateşde hoş toparak da...esma emanetleri sayesinde...çok çamur pis kokar çok insanın eylemlerihalleri uyguları düşünceleri de aynı çok pis kokuyor öğünme toprak ouşunla TEVENLE sabrınla şükrünleöğün nmazınla orcunla değil TEVBENLE öğün.kıyamınla kıraatinle secdenle öğünme Sabra secdenle şükre secdenle ilme esmalara secdene öğün..Zekatnla hayrınla öğünme sabra katkınla öğün Zekatını zaniy verdn...dul kadına veren zekatını...öğnme zekatınla ekatının sabra katkısyla tvbeye sebeb oluşuya şükre sebeb oluşuyla öğn Kuran etini sarhoşlara kram ettin...Şükre katkıs yok kurbanının orcuun namzının İslamın beş şartı beş yıkık direk deprem yaşamış gönü saryın...Tevbenle öğn nmazınla tehccüdüne değl..sakalınl değl...çamura batmış sakalınl övüme tevbenle öğn...Irkınla öğünme İsrail zanisi için Gazzelinin evliyasnı ehit ediyor...Tevbedir övünüesi olansabırdır şüürdür bilinçtir ilimdir...


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Allahtan kork Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Allahtan kork yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Allahtan kork yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL