Kişilik, kendi öz düşmanını kendi öz yuvasında barındırır. bergson
Tigem0663
Tigem0663
VİP ÜYE

Lanetlenen gül şehri

Yorum

Lanetlenen gül şehri

( 6 kişi )

1

Yorum

12

Beğeni

5,0

Puan

205

Okunma

Lanetlenen gül şehri


Berat gecesinin hürmetine affet bizleri

Bu gece acziyetle, yöneldik Rabbim sana
Çekilen zikirleri, kabul eyle Ya Rabbim
Dualar kabul olsun, affet, sen kullarına
Temizlensin günahlar, Miraç ile Ya Rabbi

Alıntı

Ziya Hoca mübarek berat gecesinde ailesinide almıştı yanına ilk önce bir abdest aldılar hanımı zehra sultan ona su ikram ne güzel bir ikramdı abdest alırken eşinizin size yardımcı olması ziya hoca
yüzüne suyu çarpınca yüzünden günahlar silindi gitti zehra teyze sonra aynı temizlik ve serinlik veren suyu ziya hocanın eline tuttu sanki bu su bizlere gökten inşirah olarak indirilmiş nereye dokunsa serinlik
veriyor küçük mehmetin başını okşadı ziya hoca ve bak ey saray gibi olan şu hanemin ve ailemin güzel insanları Mevlâ bizleri güzel bir öğüde hikmetli bir yola çağırıyor işte bu yol Kuraan yoludur sonra
mukabeleye oturdular Kuraan okunan evler o güzel kokan cennetlere benzer diyen zehra sultan kızı makbuşun getirdiği Kuraanı azimüşşanı 3 defa öpüp mukabeleye başladı Hak Teala hazretleri
Nahl suresi ayet 125 te buyuruyor ey Resulüm insanları Rabbinin yoluna islama hikmet ve güzel öğütle çağır işte bu berat gününde bir aile oturmuş kuraan bülbülü olmuş kuraanın gül kokusuna konmuştu
ve ziya hoca kuraan cüzünü bitirip ailesine döndü zehra sultan şunu dedi berat yükten kurtulmak ve bağış isteyip günahları hafifletmektir Ya Rab zikirlerimi kabul et bu gecenin hürmetine dualar kabul olsun sen kullarını affet inşAllah

Akı karayı en iyi Allah biliyor



Ey, hüsnün, çilenin, sabrın sesi Sıcak çöllerin ılık nefesi Efendiler birer gül sen GÜLLERİN EFENDİSİ Topraktan ateşe gül düştü, gülden ateşe yaş düştü, Sonunda bizim payımıza Ateş gibi yanan gül düştü

Gül Şiirleri
İskender Pala


Ziya hoca hem gül yetiştiriyor hemde kendi evini bir mektep bir okul biliyor ilk sözü kendisine söylüyor sonra ailesine nasihat veriyordu ona göre çağrılacak en güzel yol güzel öğüt ve nasihatti hatırlat çünkü hatırlatmalar müminlere fayda verir diyen takkeli hacı rıfat ağa ise nerede bir bahçe varsa kendisine parseller çiçeklerin kokusunu sadece kendisine saklardı kimse koku almasın Bahçesinde küçük makbuşa elif bayı öğreten Ziya hoca Allahtan ancak onun alim kulları korkar diyip Allah korkusunun ilk belirtisi onun verdiklerini saklamak değil paylaşmaktır paylaşarak çoğaltırsın Ah dünyadan gül kokusu gelecekte insan saklamayı bilirse paylaşmayı severse takkeli rıfat ise oğlu muhsine oğul dedi saklamayı ve korumayı bileceksin senin yolun her zaman doğrudur yoluna çağır Takkeli Rıfat dilinde zikir dilinde iman elinde 99 luk tesbih ile cafer emmiyi yolda görünce sordu borcunu ne zaman teslim edeceksin teslimatını ve ödemeni hızlı yerine getir yarın ziyaretime gel yoksa en kısa zamanda evine haciz memurları gelecektir cafer emminin çiçek bahçesine haciz memurlarını gönderip en düşük fiyattan satın aldı sakalını sıvazladı çiçekler ağlarken Takkeli rıfat Allah Allah diyor Allah ise akı karayı en iyi o biliyordu




Dünyaya iman edenler yargılanacaklar

pek düşünmedin belli ufacık bir hareketin böyle bir büyük yıkım yaratacağını
yoksa göze alamazdın yaratılmış her bir insanın hayatını baştan yaratmayı

Black_sky
@black-sky1

Lale hanım düşünmezdi ufacık bir kanat çırpışının nice hayatlara etki edeceğini bilir fakat bilmezlikten gelirdi zaten bilgisizlik genelde görmek istememekten kaynaklanır insan bilerek cahil kalır
Takkeli bak dedi sana güzel bir çiçek buketi yaptırdım ve mübarek olsun bereket getirsin diyip yeni bahçenin anahtarını ona verdi işte bu bahçeye çiçekler ekecek güller yetiştireceksin
Yüce Allah hüküm verecektir zulm ile gül bahçesine fidan ekilmez tohum serpilmez yarın her ümmet mahkemeye toplu olarak gelir diyen ziya hocanın aksine takkeli rıfat mahkeme yeri bu dünyadır diyor
parayla satın aldığı insanlara danışıyor sizlere ne yapacağınız öğretildi her insanı öncelikle iknaya çalışacaksınız ikna edip elindekini alamadığınız insanlara iftira atıp mahkemeye çağıracak iftira yükü
göklerden ağırdır lale hanım severdi klasik gülleri parlayan ayçiçeklerini ve her türlü güzel çiçeği insan hayatlarında büyük yıkımlar sonucu kurulan bu bahçenin çiçekleri mis değil zakkum kokuyordu
Lale hanımın yanına gelmişti cafer emminin haczedilen malları için zehra sultan ve dediki siz bu dünyaya inananlar hiç düşünmediniz değil mi ufacık bir hareketin büyük yıkımlar yaratacığını o halde yarın ilk siz yargılanacaksınız

Gül ek gül dik nefsini yetiştir

Ne ağla ne kız gül Güllü
Hep gül gibi gülümse
Bahar güllü, yaz Güllü
Yanakların gül kokar

Gül Şiirleri
İskender Pala

Ziya Hoca gül bahçesinde güller yetiştirir her söylediği yarını düşünelim ve sözü insanlar ne desin diye değil arkamızda yapmadığımız halde bize cömert desinler diye amel işlemeyelim diyordu İlim öğrenelim ve bu elde edilen ilimle Allahın rızasını kazanmaya gayret edelim yarın mahşer günü ilim sahiplerinin halini sordu küçük rıza ziya hoca cevap verdi yarın insanlar ne yapsın diye yaptığınız
her amelde sorguya çekileceksiniz diyip oğlum dediği öğrencilerine gül dikmeyi öğretti bakın bu güller güzelliğin sembolü aşk ve sevginin simgesidir kokusu son Resülün terinden gelir o yüzden kıymetli
olan bu gülleri diktikçe ilk önce nefsinizi arındırmalısınız kim güzel bir amel yapar ise onun yüzü gül kokar ne çok ağlayın nede çok gülün insanlara gülümseyerek gül kokusunu toplayın ve orta yolu tutun
Ve haydi çocuklar bugün o gül bahçelerini ziyaret etmeye gidecez yarın sizlerde ilim sahibi olacaksınız dünya hayatında her görülen gül bahçesi mutlaka kurur siz bu dünyanın gülüne gülüşüne aldanmayın
Ve Küçük Mehmeti makbuşu alıp zehra sultanı da yanına alan ziya hoca hiç bir şey zekâyı seyahat etmek kadar geliştiremez insan öğrenmek için seyahat edip öğrenmeli dünyayı dolaşmalı ilim için koşmalı yorulmalı insan diyordu ziya hoca

Kötülüğün hakkı ölü doğan bebek

Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi...
"Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu."

Kırmızı Pazartesi
Gabriel Garcia Marquez


Zehra Sultan bir hışımla çıktı Takkeli rıfat beygilin evinden bak dedi lâle hanım bu laleler çiçekler baharın yıldızlarıdır binlerce açan çiçek önce Allahın ayetlerini okur bizlere sonrada bahardan müjde
verir ama ne yazıkki senin yüzünde ve şu binlerce çiçek ekip yeşertemediğin bahçende fokurdayan bir gözyaşı var işte bu rıfat beyin arkasına aldığı hükümet ve iktidar güç ile sahip olmak istediğiniz
fakat gözyaşından başka hiç bir şeyine sahip olamayacığınız insanların arz ve şikayetidir laleler yeniden doğuşun ümidin başlangıcıdır ancak niyeti kötülük olan bahçede hiç bir çiçek boy vermez
temiz çiçekler temiz bahçelere lâyıktır lale hanımın yıllardır tek isteği kuru bir çeşmeden su akıtabilmek sağlıklı bir nesle sahip olmaktı ancak o son düşükten sonrada rahim kanalları kurumuş
doktor söylemişti bir daha bu çeşmeden su akmayacağını yüzü kötülüğe dönük olsada lale hanım gitgide çürüyor elindeki son umut olan şu lâle bahçeside solup kurudukça lale hanımın yüreğinin içindeki
fokurdayan gözyaşlarının sesi  duyulabiliyordu doktorlar sezeryan ameliyatı ile önce bebeği rahimden kesip ayırmaya çalıştılar ancak bebeğin çıkışı mümkün olmadı yapılan kötülüğün hakkı ölü bir bebeğe sahip olmaktı belkide





Kıçımızdaki donu bile haciz ediyorlar


En büyük acı dostların ölümünü duymak oluyor.Yüreginizde bir kor ateşi ıslatıyor sizi acının göletinde

serdal şahiner - alanya
@serdal-sahiner-alanya

Muhsin takkelinin metresi dul avrattan doğmuştu ilk eşi lale hanım bu kuma avratlık olayına hiç ses çıkarmadı herif değilmi helbet erkek çocuk ister biz veremedik eller versin yeterki tarlanın suyunu kesmesin tarla dediği sürekli eline geçen paralardı akşam 5 çayı unlu kurabiye festivali derken karanfil açmayan gül kokmayan hobi bahçelerine rıfat beyin verdiği keş para sayesinde sahip oluyordu Muhsin baba dedi biz karanfillerin kıvrımını kesiyoruz onlar yeniden yaprak açıyorlar desede şehirde ziya hocanın diktiği fidanlar gitgide büyüyordu cafer emmi çiçek hoş bahçelerde ne güzel tohum verir desede bir gün takkeli muhsin onu borçlarından dolayı haciz ettirdi namussuzlar bu devirdeki insanı donuna kadar hacz ediyorlardı cafer emminin kıçındaki donu bile haciz ettirdi takkeli muhsin cafer emmide bir gece vakti kendini Allaha teslim ederek caminin çınar ağacına astı onu sabah ezanında gören ziya hoca şunu diyecekti En büyük acı dostların ölümünü duymak oluyor Yüreginizde bir kor ateşi kalıyor geride hayat aniden sonlanıyor geride ise inci ve mercandan yapılan gözyaşları kalıyor


Ateşe verilen gül bahçesi

Yeryüzündeki bütün yaratıklar arasında Şeytanla hemen uyuşan, anlaşan tek yaratık insan idi.

Cengiz Han’a Küsen Bulut
Cengiz Aytmatov


Yeryüzünde insanla şeytan arasında bir iş ortaklığı vardır insanın neler yapabildiğini bilsek ya seyirci kalır yada onların kötülüğünü engellemek isteriz ancak şeytanla uyuşan tek varlık insandır
Misal cübbeyi giyipte kötülük yapan şu takkelilere bakın din ile kandırır camide en ön safa geçer ancak onların ettiği iman biz kulları kandırsada mizanda en aşağı kata düşecek zelil olacaklardır diyordu
Zehra Sultan takkeli Rıfat ve ailesini kastederek makbuş dedi bak güneş açmış yeni bir bahar gününde şu açan gülleri toplayıp halka sunmanın zamanı gelmiş demekki makbuş tüm zamanların en
güzel çiçekleri arasında sayılan gülleri dererken onu gören hükümet adamları demekki nasıl bir güzellikten bahsetmiş ise muhsinin aklını çeldiler zaten şeytan ile ortaklıkta sınır tanımayan Muhsin
şeytanla uyuşup anlaşarak 15 yaşındaki kızı gülleri ile konuşurken yakaladı eski çağlarda insanlar 15 yaşına gelince evlilik çağına gelmiş sayılır ve güzel bir rüyanın belirtisi olarak gül dikmeye başlardı
küçük kız güllerine şunu diyordu siz dünyanın en güzel çiçeklerisiniz ve en güzel kokuyu siz vereceksiniz desede Muhsin reddedilince dayanamadı o çiçek açan güzelliğe ve küçük bahçede iken gül bahçesini yok etmek için ateşe verdi





emek vermeyenin seyretme hakkı yoktur


Gözüm yolda, sözüm darda, dilim bana küstü Elim ermez muradıma, yazım bana dar geldi Aşk kapısı yalan imiş, başım taşa çar geldi Bu sevdanın ateşi közlendi küle geldi

Alıntı

Ziya hocanın öğrencilerindendi rıza ilçede acı bir feryat duyunca gözü insanlara takılmıştı kimileri sessiz şeytan kesilmişti ulan dedi diliniz size mi küstü boşuna mı taşırsınız dilinizi sükut yarın sizi ateşte köze çevirir küle gelirsiniz dilinizin size küsmemesi elinizi murada erişmesi için şu ilçeden gelen feryat sesine koşturun köz haline gelinceye kadar yanan ateşi seyretmeyin desede kimse oralı olmadı herkes ya pantolununu ya saçını kaşırken rıza ateşin yanına koştu ziya hocanın öğrencileri ateşine girer eli ile dili ile o ateşi söndürmeye çalışırdı ailenizi ateşten koruyun desede bu haktan gelen bir sözdü Hakkı inkâr edene duyuramazdınız ilçenin en güzel gül bahçesi şimdi tutuşmuş yanıyordu izleyen çoktu söndüren yoktu ve ziya hocanın kızı makbuş bir zalime kıyama kalkıp
cihat ettiği için güzelliği açmadan soldu gül bahçeleri o yıldan sonra ilçede bir daha koku vermedi çünkü Cenabı Hak sanki şunu diyordu bizlere güzellik tohumu ekilirken onda emeği olmayan insanların onu seyretmeyede hakkı yoktur en güzel tohumlar elimizde açmadan solarken bunun sebebi yine bizleriz

İnsanı para değil amel kurtarır

Tilkinin deliği var,Kuşun yuvası;
Fakat benim hiçbir sığınağım, durağım yok,Ve gözlerimden akan yaşlar, tuzlandırıyor yarım kalmış şarabımı/

Demir Ökçe
Jack London


Lale hanım artık binlerce hizmetçiye sahip olsa gökyüzüne göz yaşı kulesi inşa etsede takkeli rıfat lale hanım amansız dermansız Allahtan başka hiç kimsenin reçete yazamayacağı bir astım hastalığına
yakalanmıştı evde her şey otomatik vede yapay zeka ile idare ediliyordu peki bir evdesiniz ancak küçük bir arıza çıktı ve yardıma gelecek kimseniz yok sesinizi duyacak yardıma gelecek kimseniz yok ise ölüm ile yüzleşebilirsiniz o günde 27 saatten fazla bir süre lale hanım apartmanın en yüksek yerinde mahsur kaldı ve o gün anladı şunu dedi ben tilkiden beter işler yaptım kuş yuvalarını kendi elimle bozdum şimdi nefesim beni sıkıştırırken evim bana kapalı bir mağara olurken artık iyice anlıyorumki tilkinin deliği kuşun yuvası var benim ise hiç bir sığınağım yok insana ancak kendi eliyle diktiğinin kazancı vardır Lale hanım tohumunu ekmemiştiki gülünü toplasın kimsenin sesini duymamıştıki bir Allah kulu onun feryadını işitsin bugün kimin sesini işitirseniz yarın sizi işitecek olan ancak o olur ve iyice nefessiz kaldığı
anda 22.kattaki binanın kırılmaz camına tüm azmanlığı ile vurdu fakat cam çelik olunca kırılmaz paraya değil amellerinize güvenin yarın sizi sadece amelleriniz kurtarır ve göz yaşı gökdeleni azrail oldu lale hanım nefessiz kalıp can verdi




Lanetlenen gül şehri

Nasıl anlaşılır ki, bilinmeze son sefer?
Dedim, yoksa geldi mi, demir almanın vakti! Bitti mi gözlerdeki, ufka bakan en son fer?

halilşakir
@halilsakir

Her insan için mutlaka bilinmeze doğru yapılan bir sefer önemli limandan nasıl demir aldığınız ve sessiz geminin rotasını ne yöne doğru hareket ettirdiğinizdir bu hikayenin sonunda yalan ile riya ile
yaşayan takkeligiller ailesi bir felakete  sürüklenirken ufuk fenerinin sönüşü onlar için feci oldu muhsin babası rıfat efendi hastalanınca ona bakmak yerine parasını kendi üstüne geçirdi ve babasını
zehirleyip ondan kurtulmayı tercih etti babası yapma oğul derken sebep olduğu gözyaşları onun gözlerinden dökülmeye başladı üvey anne dul avrat tam zengin koca buldum derken açamayan bir gül
gibi kurudu soldu muhsin ise kendisi iktidara güce sırtını dayadı iktidar düşünce o da koltuğundan vazgeçmedi ve belediye çöplüğünde çöplük soytarısı olarak yaşamaya devam etti fakat şehir
halkı yine uyanmadı Cenabı Hak bir deprem ile şehir halkını uyardı ziya hoca ve 40 çerisini yanına aldı artık kim uyana kim öle kim kala attığınız adımlar bir uyanış vesilesi değil ise o adımı hiç
atmayın Allah, küfürdeki inatları yüzünden o şehirdeki insanların iktidar düşkünleri koltuk severlerin kalp ve kulaklarına mühür vurdu ve şehir lanetli bir şehir olarak anılmaya başladı oysaki herkes gül eker gül toplardı bir zaman şehirde soldu






Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Lanetlenen gül şehri Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Lanetlenen gül şehri yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Lanetlenen gül şehri yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Romantik.Şair.41
Romantik.Şair.41, @romantik-sair-41
11.2.2026 17:56:26
EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK KALEMİNİZİN MÜREKKEBİ EKSİLMESİN ÜSTADIM 🖐️ SAYGILARIMLA
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL