Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha güçlüdür. s. carnot
GÖKDERE Aşur Şahin
GÖKDERE Aşur Şahin

KİSE VE ZARÖ

Yorum

KİSE VE ZARÖ

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

184

Okunma

KİSE VE ZARÖ

KİSE (BEYAZ)
acilar hep birbirine benzer tabiki herkesin kanayan yeri farklıdır ama kan kirmizi gözyaşi tuzlu. Kisenin ataları isimler uzerinde yola çıkarsak çok eskiye dayaniy asurlular isim olarak aşur, ezediler idiris musa Meryem kısacası Mezopotamya daha horasanin ehlibeyt soyu ile içice yasamasi imam caferi sadik okulunda egitim almalarinin ardinda kendilerine verilen belge diploma anlamını tasiyan imam caferi sadık buyrurugu verilir buyruk sahibi olanlar bazı toplulukları
eğitmek kısacası yetkili kılmaktır. Serkan oglulari ile anilmaya başlarlar artık cocuklarina ehlibeyt isimleri koymaya başlarlar,ali,hasan,Hüseyin, Mehmet,rıza fatma gibi isimlerle bu güne taşınır, isimler ve yaşam tarzları genetige benzer.
ütopya da olsa rizalik şehiri veya ortak kolektif bir yaşama yardımcı olduklarindan dolayi baskıya ugrarlarlar kisenin ataları ister istemez belkide sürgün edilerek arzen şehrine sürgün edilir arzen ermenilerin yaşadığı bir şehirdir adını bir ermeni kadınından alır bugun ki adi (ERZURUM) erzurumdan barinamadikllari için yetmiş iki köy yani (oba) ile horasan ve Pasinler ovasinda yurt edilirler. Aile adına verilmiş belgenin adı imam caferi sadık buyruğu ,buyruk otuz santim genişliğinde yaklaşık birbucuk metre uzunluğunda üç bölümde oluşan üç dil ile yazılmış Arapça, farsca ve Kürtçü belge bir öğretmenlik belgesi gibi 72 pare köye sahip çıkma kendi kültürünü aktarma dayanışma ve kavga ve kuslukleri barıştırmak gibi görevler verilmiştir.bu aile hic bir ocağa bagli degil muatabi imam Rizadir buyrukda ki imza imam caferi sadik adini tasimaktadir...erzurumdan tekrar sürgün edilerek ifade ettiginiz gibi guzergahlari takip ederek erzincan Kemah Tercan gibi yerlere dağılmış osmanlinin döneminde zorunlu olarak amasyaya bağlı atabey çiftliğinde yerleştirilir, yerleşik yer sazlik bataklik,yılan ve sinek böceklerle dolu hayvancılıkla o uğraştıkları için bir çok hayvan telef olur,vebadan bireylerin de hastalanmasindan dolayi yaklasik 1700 yıllarında iki dağın arasinda bulunan bugun ki adi gökdere köyüne yerlesirler.osmanlini atabey çiftliğinden ısrarlı olmasi aileyi veba hastaligi ile imha etmekti, büyükler hep birbirlerine aktarmislar kapinizda at eşek eksik etmeyin onlar bizim göçü tasiyanlarimizdir,asker silahi zalimin emrinde zalimin zulümu bitmez bakarsin bir günde obani istila ederler,onlar daglara girmeyi göze alamadiklari icin güçümüzü hayvanlara yukleyip sürümüzu önümüze katarak en uygun guvenilir bir yer bulana kadar kervanimiz durmaz onun icin kapınıza at eşek eksik etmeyiniz.Hangi yerlesim yerinde bir yakinin kaybettiklerinde defin etkleri yerde bir kaç çakıl biraz toprak torbaya koyarak beraber götürürler ve yerlestikleri yere o torbayi gömerek bayram ve özel günlerde atalarını ziyaret ederler.
Yaklaşık 1700 yıllarında gökdere köyüne yerleşir ler beraberinde getirdikleri toprak ve çakıl taşlarını eve yakın büyük bir taşın altına gömerler yaşlı ata kutçede (kolik) özel günlerde bayramlarda atalarını niyaz edip ziyarette kurban keserler. Tabi ülke güllük gülistanlık degil adaletin olmadığı yerde her mezbahaneden farksızdır. Her ağanın beslediği bir çetesi veya eşkıya ağa ne derse onu yapmak zorundalar yörede üç beş kişi bir araya gelerek,ister çete ister eşkıya yol kesip köy basan ne zaman ne olacağı belli olmayan çete ve eskiyalar diğer tarafta ülkenin her yani düşman saldırısı altında, Süreç kurtuluş savaşına kadar devam eder,ülkenin kurtarılması için her yol denenir devler yetkililer çetelerle de iletişim kurar ,ülke elden gidiyor,Silah tutan ve nişancılar devletin ihtiyacı var orduya katilin,bir çok eşkıya kabul eder. Köy ve yerleşik yerlerini de bazen ağaya bazen de çetede ayrılan kişileridevlet adını muhtarlık ve sorumluluk verirler. Muhtar ve yetkili olan ağalar devletin görevlendirdigi zaptiyelerle iletişim halindedir kimin asker olacağını köylerde tespit edecekler. Muhtar veya ağa ile zaptiye bir araya gelerek asker olacakların isimlerini tespit ederler,ağa ve varlıklı olanlar çocuklarının askerlik yerine bedel öderler, Yoksul ve mazlum olanlarin çocukların yazarlar,varlıklı aileler çocuklarını karşılık zaptiyeye 50 adet Osmanlı altini verirler beli bir süre çocuklarını askere yollamazlar,bazı aileler de yoksul bir ailenin çocuğuna para vererek vekalet olarak komşu oğlunu gönderir. Daha sonra bedel ödeme ücreti 30 Osmanlı altinina indirilir. Bedel ödeyenlere bazen makbuzlu veriliyor bazen verilmiyor,zaptiye ve Muhtar ne derse itiraz eden olmaz,bir çok köyde makbuzsuz para toplama yaygındır kimse itiraz edemez. Muhtar ile zaptiye masayı kurarak yer içerler ardında kimi askere yazacağının hesabını yaparlar. Muhtarı ozellikle kendisini sevmeyen dikkate almayan ve hoşlanmadığı kişilerin çocuklarını listesine ekler.
Kise kardeşi huseyin için bir çok kez bedel öder,ağbi yeter benim için çok bedel ödedin bu Muhtar zaptiye ile ortak bizim aileye düşman gibi davranıyor yani benim için artık bedel ödeme geride bir aile var para biterse onlara nasıl bakarsın? Sonuçta huseyin askere yollanır 1914 yılında 23 yaşında hayatını kaybeder. Kise bu kez kardeşi ali çin bedel ödemeye başlar zaptiye ile Muhtar doymak bilmez,bunlar çete makbuz verselerdi agbi bugun burada olurdu. Ortalık gittikçe kötüleşiyor ben de askere gidecem o çetelere para vermeni istiyorum dese de kise ödemeye devam eder. Zaptiyenin canı ne zaman isterse o zaman yanına üç beş jandarma alarak Muhtarın eve misafir olur masa donatilir yer içerler. Muhtar kiseye haber gönderir kise kardeşin alinin ödemesi geldi fakat yanımızda makbuz yok bir sonraki makbuzlar beraber ikisini de veririm,kise itiraz eder muhtar ve zaptiye ile tartışır şikayet edecek bir mercih yok. Zaptiyenin her gelişinde kiseyi ya şu parayı vereceksin ya da kardeşin aliyi listeye ekleyeceğim tehdit eder gibi kise bana kızma bu devletin emri benim hiç bir yetkim yok aha devletin adamı jandarması burada ve sonucta kise para ödemez Ali de askere gider. Zaman o kadar hızlı akıyor ki.
Zaptiye yine köye gelir muhtarın eve yerleşir kiseyi yine çağırırlar kise devlet çok zor durumda eli silah tutanları orduya çağırıyor oğlun huseyini yazacağız, sizde hiç utanma,vijdan yokmu iki kardeşim gitti biri öldü diğeri nerde bilmiyorum oglum Hüseyin daha 16 yaşında oğlumla beni tehdit ediyorsunuz size o parayı vermiyiyecegim size zehiri zıkkım olsun yazın...1916 da Hüseyin de askere alınır. Arada çok zaman geçmez zaptiye muhtarın evinde masayı kurar kiseye jandarmalar kiseyi alıp getirirler, kise yüreğinde bir sızı ,odaya girdiğinde muhtar ile zaptiye içki içiyorlar, zaptiye gülerek kise başın sağ olsun kardeşin ali ile oğlun Hüseyin şehit oldular. Allah sizin belanızı versin yeni 17 yaşına girdi diyerek yere yığılir.. Kendine geldiğinde bu yediğiniz içtiğiniz fitil fitil burnunuzdan gelsin ve çeker gider. Kise bir hayli yoksullaşti birkaç tane koyunu önüne katarak pazara götürür, hayvanları sattiktan sonra çay içmek için kahveye gider, kahveci kisenin omuzuna vurarak şu köşede oturan bir bana baksın kise dönüp baktığında hey kise beni tanıyormusun ben kimim?kise sesinde tanir sen itin itisin,zaptiye kahkaha atarak kise kalkar köyüne döner. Muhtar eski sanatına bırakmaz köyde hoşlandığı eşi askerde olan eski eşkıya arkadaşının eşini önünü keserek öpmeye çalışır, kadın izin vermez Muhtar buna icerlenir, kadını nerede görse önüne geçip taciz eder. Kadının eşi yakın bir ilde görevlidir ,kadın birsekilde eşine haber yollar. Eşi haberi alınca komutan bana bir at ver eşim bana haber yolladı biri eşimi rahatsız ediyor. Komutan izin verir ata biner gece evine gider on bilgi alır,muhtar komşu köyde bir vatandaşa faizli para vermiş fakat vatandaş ödeyemem demiş seni öldürürüm diye tehdit etmiş.asker bu olayı duyunca gece o vatandaşın evine gidiyor, bak köylüm sen muhtardan para almışsin seninde param yok ödeyemem demişsin seni tehdit etmiş, sana biraz para verecem benimle köye gel gece muhtarı çağır deki senin paranı verecem de dışarı çıkar ben onu vurup öldüreyim der. Atlara binerek köye gelirler aske tam kapıda çıkacağı yeri giren yere pusu kurara,komşu harman yerinde Muhtar Muhtar diyerek çağırır Muhtar pencerede kim o hayırdır benim ben sana olan borcumu getirdim der,muhtar kapıya cikar çıkmaz asker beşliyi ateşler ve Muhtar yere yigilir,köylü köyüne kaçar asker de birliğine gider.komutanina tekmil verir sizde bir isteğim daha var bizim şehirde bir zaptiye var milletten haraç alıyor bunu görevden alsınlar der,komutan alaya haber verir zaptiye görevden ihraç edilir. Muhtarın öldürmesine,kise sevinir kolik’a kurban kesecem,birkaç koyun aip tekrar ilçe hayvan pazarına gider hayvanlarini sattiktan sonra çay içmek için kahveye gider ,kahveci senin adını bilmiyorum ama geçen sana takılan o zahireci varya varya çok namussuz o piç memur maaşıyla o kadar serveti nasıl edindi kimse biliyor bayağı almıştı oğlu da kendisine benziyor. Oğlu evli olmasına geçen hafta komşusunun kızını kaçırmış,kızın kardeşleri dükkanlarını basarak elagacı vura vura ikisini de oracıkta öldürdüler. Kise yeniden doğmuş gibi ayağa kalkarak kahveciye sarıldı benden herkese çay kahve ver,hey allahim sana kurban olayım zalimin zulümu yanına kar kalmıyor.
Kise (beyaz)ekonomik olarak hali vakti yerinde fakat kurtuluş savaşı sırasında kardeşi
ve oğlu için çok bedel ödediğinden dolayı ekonomik olarak zor duruma düşer. Devletin atadığı
muhtar ve zaptiye uyumlu çalışırlar,köylerde muhtarların her dediğini yaparlar muhtar
sevmediği veya kendilerine karşı gelenleri devlet emiriymiş gibi baskilar yaparlar muhtar ve
zaptiye birlik olurlar yanlış işlerden dolayı karşı çıkan şahıslara elinde geldiği her türlü zulmü
yaparlar.
Diğer köyde bir babanın iki oğlunu askere alırlar ve şehit olurlar, muhtar iki oğlunu
kaybeden babaya haber yollar devlet zor durumda eli silah tutanı askere alacak senin diğer
oğlunu da askere yazdım. Baba isyan eder iki oğlum gitti bunu feda edemem hem küçük deli
bir çocuk ama fayda etmez bu devlet emiri yarın oğlunu askerlik şubesine götür, götürmezsen
zorla gelip götürürler. Baba oğluyla şubeye gider şubenin önü anne, baba ve çocuklarla dolu.
Baba oğluna dönerek burada benim dediğimi yaparsan beraber köye döneriz şayet beni
dinlemezsen gidip dönmeyeceksin abilerin gibi öleceksin başka çare yok.
Git rütbeli askerin kapısının önünde pantolonunu indir tuvaletini yap oğlu itiraz eder
olaz, oğlum ya ölüm ya kalım ölmek istemiyorsan bunu yapmak zorundasın. Oğluna tarif ettiği
odanın kapısına bırakır kendisi dışarı çıkar. İçerde ki gürültüyü duyunca koşarak içer gider
rütbeli bağırıyor kim yaptı bunun babası anası yok mu? Baba bu benim oğlum ben muhtar ve
zaptiyeye söyledi benim oğlum deli dedem ama beni dinlemediler getir dediler. Çabuk şu
pisliğni temizle oğlunu da al götür Baba başındaki takkeyi çıkarıp pisliğe kapatıp alır ve siler
oğluyla kolkola girerek köyüne dönerler.
Kise ekonomik olarak zorda olduğu için çoğu kez darı ekmeğini yerler oğlu hasanı
evermeye karar verir varlıklı bir ailenin kızına talip olur kızın ailesi olumlu karşılar,ailesi birgun
geliriz evinizi ocağını ziyaret ederiz karar veririz der. Kise başka köyde dost dediği varlıklı bir
aileye durumunu anlatır bana bir kaç çuval buğday ver, evimi görmeye gelenler gittikten sonra
buğdayını geri getiririm der. Kise buğday alıp evin içindeki küçük ambar’a boşaltır,görücüler buğday ekmeği pisirir,
eve gelirler sorarlar arastirdigimiza göre siz hep darı ekmegi yiyorsunuz, kise itiraz eder bazen
darı bazen buğday ekmeği yiyoruz diye cevap verir. Görücüler kalkip giderken kapının
girişindeki küçük ambara yumruk vurarak ooo ambarin dolu kapağı hafifçe acar buğdayı görür
kiseye dönerek gelin kızı isteyin,kise fazla gecikmeden kızı ister Nişan düğün gecikmeden
gelinini evine getirir bu gelin kiseye umut olur ışık olur yaşadığı acıların üzerine sanki merhem
sürmüş gibi köyde yine varlıklı bir aileye dönüştü insanı ayakta tutan zeka ile cesarettir.kise oğlu hasani everdokten sonra hasan isimi yörede zarö olarak bilinir Kürtçü de sarı anlamına gelir, zaro zeki calikan ailede ki bireylere yaştasın is dağılımı yapar soyad kanunuda Şahin soyadın alır,hasan Şahin değil kimsenin etine sütüne karışmaz serçe soyadı daha çok yakışır,hali vakti yerinde zeki ve korkak bazen söyle söylerdi oğlum bir insanın testisi dolu ise boş testinden uzak durmalı ikisi bir araya geldiğinde dolu testi kırılır boş testinde akacak bir damlası yoktur tedbirli olmak gerekir.Bir yere gidecekse cebinde çok para olursa eşeğin üzerindeki çulun alt bölümünde cep yapmıştı orada saklardi ,şehire gitmek tabi ki zor Bi hayli yol aldiktan sonra araç bulmak mümkündü, evdeki ihtiyaçları temin etmek için şehre giderken tabi ki cebinde para olmasi gerekiyor, hasan yeni elbiselerin uzerine eski ve yamalikli ve yırtık elbiseler giyer şehire vardığında eskileri çıkarip yenilerle şehirde gezer, alış verişini yapar ozellikle zenginlerin uğrak yeri olan ermeni sarkisin magzasidir, hasan tornu için bir takım elbise almak ister ama boyu genişliği önemli tam o sıradan bir çocuk geçer boyo posu tornunun aynısı, sarkis çocuğu çağırır hasan beğendiği takım elbiseyi giydirirler takım tam uyum sağlar, hasan sarkisi döner bu takım elbise iyi bunu alıyorum, sarkis çocuğun üzerindeki elbiseyi çıkarmasını ister fakat çocuk çıkarmaz ve ağlar, hasan çıkarma o elbise onada yakıştı o da benim tornum sayilir parasini ben veririm der, aynı takımda bir elbise alir, çocuk aglamayi keser ve üzerindeki elbeseler elleriyle düzeltir sevinerek koşarak ayrılır,arada yarım saate yakın birkaç çocuk gelir takım elbise vermiyormuşsun yok oğlum oye bir şey yok dese de çocuklar inanmaz,sarkis hatırlar tamam anladım o elbiseyi alan adam gitt çocuklar kendi aralarında tartisirlar oğlum elbise oyun oynamaktan daha iyidi oyunu birakalim dedim oyun bitsin diye inat ettiniz, sarkis iskonto olarak kendisine gelen şapkalarıdan çocuklara birer tane şapka verir ve çocuklar üzülmeden gider.A.SAHİN
HASAN AĞA( ZARÖ)

Zamanımız hayırlı ola hasan ağa.
  Sağ olasın Hamdullah hoş geldin hayırdır bu soğukta ne işin var?
  Hayır ağa evde yöygü bitti bir yaymalık almaya geldim. 
Üşümüşsün eşeği ahıra çek ere( kaçe )sana çay yemek indirsin bende geliyorum hanimina ere diye hitap eder hamdullah üşümüş bacaya birkaç kütük at ısınsın çay yemek yap bende geliyorum.

    Daha önce neden gelmedin bu soğuk günü seçtin.
Ağa söylemesi ayıp bizim dağsaray ın adamı çok iyi her konuda güvenilir sadece borçlarına kötüler yusufa on gün çalıştım ha bugün ha yarın vereceğim dedi hala vermedi darda kalmazsam bu soğukta tilkiler bile bakır sıçar yoksa gelir miydim.
Bizim köyde bakkal yok oluz köyü gibi değil deli yunus oluz un adamını harmana kadar idare ediyor bizim öyle bir şansımız yok geçen gün evde çay şeker tütünüm bitti şaştım hasan Mecitözü ne gidiyordu cebimde altı liram vardı iki kutu çay iki kilo şeker birazda tütün ısmarladım içinde kağıt bile yok şimdi kuruşum yok
Hamdullah benim işim var yemeğini çayını iç bir çuval yaymanı ere versin şu on lirayı da kendine harçlık yap duymuşsundur musa efendi burada cumalıkları yaptık bu gece büyük cemimiz var onun hazırlıkları var
  Bizim köyün de haberi var ağa çoğu gelecek.
  Ağa bizim bu etekatımız çok güzel hele her Perşembe akşamları teknedeki ekmekten tenceremizde pişen yemeği muhtaç komşumuza ikram etmeden sofraya oturmayışımız cuma günleri çifte çubuğa gitmeyişimiz öküzleri dinlendirmemiz dünyanın hiçbir yerinde yok.
  Geçen gün kurbani nin hanımı vefat etti aksilik düğünde vardı düğün yeri boşaldı davulcunun parasını verdiler gelini sesiz sedasız gelin ettiler herkes yasa tuttu allah rahmet eylesin çok iyi bir hanımdı yeri cennet olsun,
Ağa biz yedi tane Hızır orucunu tutuyoruz on iki muharrem üç tane de öksüzlerin yası için tutuyoruz kırk sekiz tanede Cuma tutuyoruz bu oruçları tutmayan cemde düşkün sayılıyor bir yılda elli iki Cuma var neden kırk sekiz tutuyoruz?
  Hamdullah Kuranda oruç yazar biz aleviler kırk sekiz cumayı tutarız dört cuma ramazana denk düşer yani alevi olan ramazanı tutmaz hata biz erken sahura kalkarız erken iftar yaparız yani biz aleviler emevi Abbasi ve yezidin zihniyetinde uzağız kuran ne emrettiyse onu yaparız muhammed ve ehli beyit izinde gitmeliyiz.
  Ağa rızanın kirvesi evli kadını kaçırırken rıza yardım etmiş doğrumu rızanın musahip de benim hiç haberim olmadı diyor.
Hamdullah bu gece rıza hanımı kirvesi musahibi halk divanına çıkacak yani rıza kirvesine yardım edip zorla kadını kaçırmasına yardım ettiyse rıza karısı ve musahip de yargılanacak bu suç işlenirken rızanın karsı engellemeliydi senin yüzünde ben halk divanına çıkmam aynı şey musahip içinde geçerli zaten musahibin anlamı kötülüklerden pis işlere bulaşmaya engel olmaktır.
  Sana şunu söyleyeyim rıza bu işi bulaştıysa üçü de yalın ayak içi köz dolu kızgın sac da yürütülecek gelecek cemede kurban kesmeden tarikata girmez ya cezaya razı olur yada dışlanır kirvesinin afı beratı yok.hem rızada gelini de davacıymış dövüyormuş.
 Kemalin oğlu Halil in sınırına saban tutmuş,derviş duranın oğlunu dövmüş,bayramin oğlu Ahmet in ekinini gütmüş,Mahmut ile  Mustafa konuşmuyorlarmış oluzlu keremin musada alacağı varmış yani bu gece sabaha kadar mahkeme var.cezaya itiraz edenler konu komşu ile ilişkisi kesilir hayvanlarıni bile kendi hayvanlarına katmazlar,ya cezaya razı olur yada köyden göçüp gider.
  Allah musa efendinin yardımcısı olsun başımızda eksik etmesin çok onurlu bilgili bir dirhem hakkula da almıyor on gündür evini barkını terk etmiş Allaha selametlik versin.
  Haksızlığa tahmülü yok her gece başkasına misafir oluyor sürekli birine misafir olursa yargılamaya dedi kodu düşer,biri birine hizmet götürdüğü zaman mutlaka bir karşılık bekler,musa efendide bu yok hata hakulaya karşıydı adalet ve dinin içine çıkar girdimi adalet olmaz derdi yargılayanın gözü görmemeli derdi,köylü severek topluyor.
Hakula toplama işini bir fakire veriririz onun da katkısı olsun diye bir eşeğin üzerine heybe atıyoruz arpa verenden arpa buğday verenden buğday hem hakula tasını beraber taşır herkesten eşit şekilde alınır!
  Neyse hamdullah sohbete doyum olmaz geç kalma hava daha çok soğumadan sende kalk git yolun açık olsun sorana selam söyle.
  Baş üstüne ağa allah sana sağlıklı uzun ömür versin cenabı Allaha ağzımızın tadını bozmasın borcumu da harmanda öderim elin ne zaman rahatlarsa verisin güle güle.     Aşur ŞAHİN  05.08.2011
HUSEYIN (GADO)
Hüseyin kuzu çobanlığından koyun çobanlığına terfi eder köyde bir çok ailenin koyunların güder en son köyün sığırını güder yaşı da altmışı geçer.doğal bir yapısı var hayvanlara nasıl hitap ettiyse insanlarla da o şekilde konuşur bu arada içinde küfürü yok içinde geldiği gibi apaçık söyler,alevi kültür ile büyüdüğü için etikatina düşkündür okuryazarlığı olmadığı için türkçe kelimeleri bazen kürtçeyle karıştırarak anlatır.Köyde bakkal olmadığı için dört km uzaktaki köyde ihtiyaçlarını karşılar bakkala gitmeden ben oluza gidiyorum bir eksiği olan varmı diyerek dellal gibi bağırır.Kimi çay,sıgara, gazyağı kimi lamba camı ısmarlar ve bakkaldan çıkarken köylüler cuma namazında çıkarlar köyün muhtarı la hüseyin buraya gel sana bir soru soracağim bilirsen bir kilo lokum alacam,huseyin cevap verir sor muhtar,islamın şartı kaç?Hüseyin elini açarak parmaklarını sayar en son zafer işareti yapar gibi iki nasil der ve herkes kahkaha atar,şöyle bakayım neymiş?Haram yemiyeceksin yalan söylemiyeceksin ,olmadı bilemedin der,cami görevlisi aferin hüseyin çok doğru yalan haram olduktan sonra beş şartın bir anlamı yoktur ,muhtar sen kaybettin huseyinin lokumunu al muhtar bir kg lokumu alır,bu arada ahmet bu hüseyin’e bir oyun oynayalım bu deyüs hepmi dogru yoksa bizimi kandırıyor?Hüseyin senin kapinda hayavan gübresi var römörk başına elli lira vereyim kaç römörk çıkarsa çıksın oğlan yarın gelip götürsün der ve anlaşırlar.Hüseyin köye varır herjesin isteklerini teslim eder.Akşam köyde cem vardır herkes evinde bulunan yiyeceklerden beraber götürürler hüseyin de beraber o lokumu götürür,cem de bir çok konudan sonra dört kapı kırk makam işlenir ardında soru cevaplar bölümüne geçilir,huseyin el kaldırır dede bugün oluzda bana islamın şartını sordular bende parmaklarımı sayarak iki nasıl deyince cami hocası beni tebrik etti.
Hüseyin şimdi biz dört kapı kırk işledik kaç kapı vardır?
Hüseyin yine parmaklarını sayar iki nasıl der, tabi herkes güler,şöyle bakayım, cennet kapısı cehenneme kapısı aferin huseyin sen iki demeye alışmışsın.
Ertesi gün huseyinin hayvan gubresini römörke yükler, huseyin amca senin dört römörk gübre çıktı sen babama beş römörk çıktı de.
Huseyin etesi gün yine oluz köyüne gider gübreyi alan şahıs sorar kaç römörk gübre aldılar dört römörk götürdüler ama oğlum beş römörk çıktı ,yok bana dört dedi ,huseyin al şu parayı bir çuval da şeker versinler helali hoş olsun yolunuz açık olsun. Hüseyin Gado biraz saf ve dobra biri,agbisi ali oğlunu Çoruma bağlı bir köyde everir,arada hayli zaman geçtikten sona gelinin babası Hüseyin haber gonderi, ben hastayım kış yaklaştı gel ormanda birkaç yük odun getir, Hüseyin eşeğe biner geçmiş olsun dünür haberini aldım geldim yarın ormana giderim der.huseyin saba ormana gider eşeğe odunu yüklerken ormancı yakalar Hüseyin durumu anlatsa da ormancı Nuh der peygaber demez odunu bırak baltayı da ver birde sana ceza yazayım aklin başına gelsin diyince Hüseyin yaz lan ben Amasya gokdere köyünden Hüseyin demirdag arada bul..yıllar sonra gokdereye bir başçavuş iki asker bir sivil memur bizim muhtar İsmailin evine geler, muhtar biz geldik köyde az işimiz var der,İsmail hayırdır neyin nesi desene birsey söylemezler, muhtar yahuu uzun yolda geldiniz Bi çay icin yemek yeyin işinizi hallederiz der. Muhtar hanim şurada Bi tavuk kes kızar misafirler ac, yemek hazırlanır muhtar sofraya kaçak yapilmiş büyük bir şişe rakı sofraya kor,muhtar dubleleri dolduru şerefe şerefe diyerek rakıyı içerler muhtar her gün içen aşkındır, jandarmalara da dışarıdan birer bardak içerir,gelen ekip kafayı bulurlar ,muhtar sorar hizmetiniz nedir söyleyin, sizin köyde Hüseyin demirdag için geldik ormanda kaçak odun kesmiş icraya geldik der ,muhtar dışarı çıkar Hüseyinin evine haber gönderir icracilar gelmiş bir odaya bir kat yatak atın bu burada çoban deyin malı mülkü yok diyecegiz,muhtar jandarma ile memurun kollarına girerk Hüseyinin eve giderler,oğlu pirim memur bey Hüseyinin malı mülk yok burada çoban bak bir kat yatağı var burada yatıp kalkıyor diyince Hüseyin eşolleşekler siz ne zaman mal sahibi oldunuz öküzler koyunlar kimin der bu arada memur kendinden değil yahuu muhtar sen bize ne icirdin bizi zehirlediniz muhtar gülerek ben sizden daha çok içtim ne zehiri senin zayifligin kaçak rakıya dayanamadım, muhtar memura dönerek bak bu adam saf biri bir sürü çocuğu var saf biz malı mülkü yok diyoruz o kendini ihbar ediyor,yani bir çoban malı mülkü yok diyerek dilekçeniz doldurun memur tekrar sorar muhtar sen bize ne yaptın uçar gibiyim kafam çok güzel uyuyasım geliyor, memur bey huseyinin yatağı yorgan hazi biraz uyu,sagolun muhtar hersey çok güzel, bascavus askerlere dönerek sizde mi içtiniz evet komutanim muhtar bu ilaçtır diye bize verdi, tamam tamam biz birdaha muhtara geliriz, asker iyimisiniz evet komutanim çok güzel keşke birer bardak daha verseydi...A.Sahin

ANADOLU KADINI

Bir kadını överken hep anadolu kadını deriz.
Osmanlı sefere çıktığında altın mücevher ve fiziki olarak güzel kadın ve kızları da ganimet olarak beraber getirirler aslında bu tür savaşlarda hep yapılır.
Güzelve genç kadınları önce padişaha vezirine şehzadelere cariye olarak sunulur diğerlerini mutfak temizlik gibi yerlerde iş verirler.
Güzel zeki kadınlar zirveye ulaşmak söz sahibi olmak  için kadinisi ve zekasını kullanarak sultanliğa bile yükselirdi. 
Esas övgüye layık olanlar anadolu kadınıdır.
Her türlü yoksulluğa kitliga acıya baş eğmeyecek kaşar onurlu eşine işine aşina sadık üretimde yerini alırdı.
Bebek doğurur büyütür, koyun sağlar süt yoğurt peynir yapar yün eğilir Kilim dokur çeşmede şu çeker çamaşır yıkar kibritin bile olmadığı dönemlerde ocakta ki yanan ateşin sönmemesi için közleri külede saklardi konu komşuyu da düşünür komşunun ateşi sönerse külede sakladığı ateşi bile paylaşır onun için komşu komşunun külüne muhtaçtır kül olmadan ateşi tasiyamazsin koruyamazsin .
Mağdur muhtaç olana evinde pay ayırır hastaya morel verir ,ölüye saygılıdır yas tutar.
Eşine sadık büyüğüne karşı yaşmak tutar şu içerken yemek yerken başka erkekler görmesin diye yönünü çevirmek ağzıni saklardi bir büyük varsa çocuğunu bile utanarak seveni.
Yokluğu bildiği için eski yırtılmış eskileri biriktirip atmazdi,her eskiyenin yerine yenisini almaya ihtiyaç duyduğunu alma imkanı yoktu.
Elif tam bir Anadolu kadiniydi bu anlattıklarımı tamamı kendisinde mevcuttu.
Tutumluydu küçük parça kırıntı ekmekleri boşa vermezdim tarlada çobanın dağarcığı ile gelen ekmekler için çorba yapardı çorbayı överdi kuru ve küçük kırıntıları kim yerse zengin olur yanmış siyah ekmeği yiyen karanlıktan kormaz diye reklaminiyapardi arta kalan da köpekgin yalina ve hayvanların yemine katardi.
Yırtılmış eskimiş gömlek iç çamaşırı entari yani yumuşak kumaşları yastık palto pantolon gibi kalın kumaşları yer minderi yapardı düğmelerini toplar bir torbaya kordu,bir ata sözümüz var sakla samanı gelir zamanı misali,
Mevsimi ilkbahar kuşla civilcivil etraf yemyeşil mehmedin koyunları kutlamış artık ilkez yeşillikler ile  buluşma zamanı gelmiş Mehmet beş yaşlarındaki kızı ile kuzuları çıkarırlar kuzular durmaz deliler gibi sağa sola koşarlar Nazmiye de terliklerini çıkarıp kuzularla koşmaya başlar arada eğilir rengarenk çiçekleri koparıp demet yapar demet yaptığı çiçekleri babasına götürür baba bana bir( entari)fistan)elbise alirmisin?tabi alirim ne zaman alırsın? Şehire gittiğimde alacam Nazmiye hiç unutmaz her aklına geldiğinde babasına sorar ne zaman alacaksın der.Tabi Şehire gitmek sonbahari bulur, sonuçta Mehmet Şehire gider dönüşü kolay değil Nazmiye arada dama cikar babasini gözler sonuçta baba gelir nazmiyenin tam istediği gibi bir elbise almış ve Nazmiye elbiseyi giyer giymez çok sevdigi sultan hala dediği komşuya koşar, sultan deli dolu bir kadın çoğu kez hasta bazen çocukların sesinden başı ağrısı yüzünde kovar bazen de ciğerine koyar gibi sever ama Nazmiye bu davranışından hiç etkilenmez,Nazmiye kanatlı kapıdan içeri girer ve bağırır bak babam bana elbise almış, hava da biraz soğumuş sultan tenekeden yapılmış kuyruklu sobaya ayrık otu koyarak  ısınıyor sobada o kadar yanıyor ki bazı yanları nar gibi kızarmış, Nazmiye üşümesin diye biraz ayrık daha sobaya kor Nazmiye sobaya çok yanastigi için elbisenin sobaya değdiği kısımi yanar,Nazmiye ağlamaya başlar doğru evini koşarak gider elbiseyi çıkarır ağlayarak uyur.
Nazmiyenin annesi şaşar ne yapacağını bilemez en son Elif komşusu aklına gelir ,elbiseyi aldığı gibi Elif halaya gider durumu anlatır bu yanan elbiseye nasıl bir yama buluruz? Elif yastığın birini yere döker elbiseye  benzer bir yama bulamaz ikinci yastığı döker ondanda benzerini bulamaz diğer yastığın ağzını açıp dökerler tıpkı nazmiyenin elbiseni gibi gece o bulunan yamayı bir ustalıkla yama yaparlar elbise eski halini alır . Nazmiyenin annesi elbiseyi Nazmiyenin başucuna kor,sabah olur annesi kızım elbiseni giymiyormusun Nazmiye elbise bakar yine ağlar annesi yalvarır kızım ağlama Elif hala torununa elbise almış o elbise torununa büyük gelmiş sana gönderdi al giy Nazmiye usulca elbiseye dokunur yanan yeri arar evirir cevirir annesine inanmış gibi ayağa kalkar elbiseyi giyer ve sevinir bu elbiseyi artık bayramda giyeceğim bir daha sobaya yanasmiycagim diyerek annesine sarılıp elbiseyi koynuna koyup yatağına girip uyur..

KOYDE MUHTARLIK SEÇİMİ

Muhtarlık seçimi yaklaşınca Dursun  birbirlerine hallaoğu diye hitap ettikleri Ahmeti Mustafayi ve pirim ile bir araya gelir, ben muhtarlığı adaylığımı koyacagim şayet kazanırsam dört hallaoglu şehire gidip yiyip içeğlenelim nelim der. Dursun boylu poslu sırtına paltosunu ve deri çizmelerini giydiginde bir general gibi yolda yürürken çözmenin arkasındaki halkalar topuğu değdiğinde tak tak sesler çıkarırdı tam bir general hallaoglari da mazlum kimsenin etine sütüne karışmaz kendi hallerinde mütevazi insanlar yıl 1960,1965arasi nüfusu 232 ,seçmen sayısı 80
Dursun muhtar seçilir dört hallaoglu şehirde yiyip içerler akşam olur handa uyumaya geldiğinde iri yarı bir şahıs hanın girişine boylu boyunca uzanmış, Dursun hemşerim ayaklarını çek geçelim der şahıs hiç oralı olmaz,çözmenin ucuyla tekrar dokunur şahıs yine oralı olmaz,sertçe bir daha vurunca şahıs ayağa kalkar yaka paça birbirlerine girerler handa ki müşterilerin geneli şahısın köylüleri cikar dört hallaoglunun kimi kolunda kimi başında yaralanır üstbaşları yırtılır.,köye döndüklerinde Komşusu Hüseyin colak sorar hayırdır bu ne hal Ahmet durumu anlatır Mustafa devreye girer keşke ahmedin yerine benim kolum sargılı olsaydı ceketim yirtilmasaydi ceketi yeni aldım her yeri yırtıldı hele bitanesi vardi bagiriyordu leğa leğa onlrda kurtmuş.Hüseyin söyle der musa dede geçen cemde  söyledi zengin dayakda fakir ise üst başı yirtilmasinda korkar neyse geçmiş olsun Allah zalime fırsat vermesin .
Dursunun ilk icatati Köyün içme suyu dağsaray köyü arazisinde(pörnek)yani kiremit boru ile geliyor,dağsaray köyünde genelde mandalar yaygın, göklere köyü muhtarı Dursun manda sahiplerine rica eder  bazen de uyarmış su gözlerine manda girmesin su bulanık akıyor dikkat edin der.Bu uyarıları dikkate almayanlar oluyor çoğu kez sular bulanık akıyor.göklere köyü kürt alevisi dagsaray köyü de alevi fakat Kürtçü bilmezler, muhtarı dursun çok kızdığında arada Kürtçü de olsa  küfür savurup rahatladı.kiş günlerinde cem yapılırdı iki köye de  aynı dede gelirdi. Dağsaray da Cem yapılırken muhtar dursun hayvan sahiplerini dedeye şikayet eder suçları sabit olduğu için hayvan sahiplerine ne tür bir ceza verilmelidir diye  Musa dede Köyün ileri gelenlerle beraber ceza vermek için hak divanına çıkmalarını ister,Yusuf ile halil ayağa kalkip dedenin huzuruna çıkarlar, dede halile sorar halil senin kaç manda var?Dede benim üç tane, üç mandadan ne kadar süt alıyorsun bazen  bir buçuk bilemedin iki litre, kaç kere su gözdesine girdiler iki kez,Yusuf sen altı gün sağdiğin süt sağani olmayana bir damla ziyan etmeden götürüp teslim edeceksin,bir itirazın var mi yok eyvallah,bundan sonra aynı suçu islersen cezan ikiye katlanır, Halil senin kaç tane manda var beş tane ,kaç kez gözeye girdi    bir kaç kez deyince muhtar söz hakkı ister dede en çok hallin mandalları giriyor,en az beş altı kez, muhtar yalan söylemez, halil günde ne kadar süt aliyorsun ikisi sağilmiyor günlük beş litre olur,senin cezan ise yarın yapacağımız ikinci Cem’e bir Koç al kes cemde fakir fukara yesin.halil bir itirazın var mi, hayir dede yok eyvallah, dede muhtar dönerek bu cezaya sen ne dersin razimisin razıyım eyvallah kalkın kucaklasin hellallesin.
Dursun hakkıyla muhtarlığıni yapar tekrar aday olmaya karar verir fakat bu kez hala oğlu dediği Ahmet ve pirimin akrabası da aday olur,Dursun seçim çalışmalarına başlar evlere misafir gider oyunuzu bana verir der, dursunun eş nazi geçtiği kadinlara akrabaları gezerek ne olur eşime oy vermeyin,yukarı köylerde aşağı köylerde kim gelirse gelsin çağırır gel yolcu açmışsın susuzmusun gel bir lokma ye Bi su iç zaten devletin memuru jandarması bitmiyor, yemek çay yapmaktan bulaşık yıkamaktan bıktım ne olur Dursun oy vermeyin.secim yapılır Dursun az bir oyla seçimi kaybeder olup bitenlerden haberi olmadığı için hallaogllarindan şüphe eder bu sefer oylari sağa gitt diye tebessüm eder,Dursun bir gün sonra olup bitenlerin öğrenir bu kez (kara marka) lastik ayakkabılarını giyip dam yapıya cikar  primin babası huseyin gado ilkinde güneşine yönünü dönmüş damda dursunu görür, Dursun girerler memiko diye hitap eder eyyyy memuko senin yüreğini buza çevirdik mi? Dursun cevap verir siz kimsiniz ki benim yüreğimi buza cevireceksiniz ben kalenin içinde vuruldum sen bilmezsin kalenin içinde vurulan hiç bir kimse başarı elde edemez bunu bilmen gerekir 1964
REKLAM VE ILAN

Anadoluda sabah kahvaltısı,tarlada,bahçede ve çobanın dağarcığın da artakalan kurumuş ekmekler büyükce bir tasa doğranmiş yer sofrasina konmuş bulgur çorbasınin İçine aktarılmış çocuk başına birer tane tahta kaşık sofraya konmuş beş altı tane çocuk baba anne çocuklar gelin gelin size bir çorba yaptim ki kaymakam duysa çorbaya yetişmek içi atını bile çatlatir,çocuklar koşarak gelirler ama her zaman yedikleri çorba kaşıklar kapışılır beş dakikada çorba biter acele edemezsen aç kalirsin acele edersen ağzın,dilin bazen miden bile yanar,kalabalık ailede yetişenlerin geneli yemegini acele yer kurumlarda çalışanlarda köyden farkı değildir mesaiye geç kalma korkusu,koyun çobanı aranmaktadır çoban adayları gelir ,hoş beşden sonra sofraya davet edilir yemeğini bir çocuk gibi yavaş yavaş yiyorsa ,ağa oğlum sen geç geldin biz çoban bulduk cebine küçük bir harçlık verip yolcu ederler tabi ki ağır ağır yemek yiyenin yapacağı işlerde ağır olacak kanısına varırlar acele eden agaya yavaş yiyen kendine çalışırmış A.sahinHer insanın iki karekteri vardır,biri iyi diğeri kötü hangi karakter güçlü ise diğerini çoğu kez bastırır,bu gün insan psikolojisi hava durumuna dönüşmüş günde dört mevsimi yaşıyor, biri ile muhatap olurken neden nasılsın diyoruz? Halbuki morelin nasıl demek gerekir, hangi mevsimdesiniz diye sormak lazım eğer senin bulunduğun mevsimde değilse uzak durun, 2026.A.şahin

REKLAM VE ILAN

Anadoluda sabah kahvaltısı,tarlada,bahçede ve çobanın dağarcığın da artakalan kurumuş ekmekler büyükce bir tasa doğranmiş yer sofrasina konmuş bulgur çorbasınin İçine aktarılmış çocuk başına birer tane tahta kaşık sofraya konmuş beş altı tane çocuk baba anne çocuklar gelin gelin size bir çorba yaptim ki kaymakam duysa çorbaya yetişmek içi atını bile çatlatir,çocuklar koşarak gelirler ama her zaman yedikleri çorba kaşıklar kapışılır beş dakikada çorba biter acele edemezsen aç kalirsin acele edersen ağzın,dilin bazen miden bile yanar,kalabalık ailede yetişenlerin geneli yemegini acele yer kurumlarda çalışanlarda köyden farkı değildir mesaiye geç kalma korkusu,koyun çobanı aranmaktadır çoban adayları gelir ,hoş beşden sonra sofraya davet edilir yemeğini bir çocuk gibi yavaş yavaş yiyorsa ,ağa oğlum sen geç geldin biz çoban bulduk cebine küçük bir harçlık verip yolcu ederler tabi ki ağır ağır yemek yiyenin yapacağı işlerde ağır olacak kanısına varırlar acele eden agaya yavaş yiyen kendine çalışırmış 1960 .A.sahin

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Kise ve zarö Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kise ve zarö yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KİSE VE ZARÖ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL