0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
61
Okunma

Bugün babamı kaybedişimin 58. günü.
Hızla geçti. İçim düğüm düğüm halen. Boğazımda sanki dikenli bir zakkum meyvesi var. Ömrünü uzatabilir miydim diye düşünüp duruyorum. İnsanın ömür uzatma gücü olmasa da belki biraz etki edebilir miydim ki?
Babam şuan toprağa karışıyor, çürüme son sürat devam ediyordur. O kadar çok yağmur yağdı ki, o kadar soğuk yaptı ki canım yanıp duruyor. 9 tahtanın altında kimsesiz yatıyor babam. Ne olurdu beraber gömülseydik? Babam entübeyken hep şunu düşündüm. Keşke ben ölseydim benim öldüğümü anlayamazdı. Ben de onun öldüğünü görmezdim. Ama Allah’ın takdiri böyle oldu. Hala yaşadığıma göre kaldırabiliyorum demek ki.
Yaşlı ve hasta vücudunu çıkartıp attı babam. Onun başını kıbleye ben çevirdim, ayaklarındaki düğümü çözdüm. Nasıl yapabildim bunları bilmiyorum. Can Yücel’in meşhur insan dostunu gömebilir mi lafını öyle iyi anladım ki. Çünkü babam benim dostumdu.
Babamdan sonra hiçbir şey değişmedi. Güneş yine doğdu, ay yine göründü, insanlar hayat mücadelesine devam ettiler. Hayret ki kıyamet kopmadı. Babam öldü diye diye nasıl delirmedim anlayamıyorum.
Yıllar önce 36 yaşında gazlayıp giderim diye düşünürken babam ben 36 yaşındayken öldü. Halbuki her şeyi yapmıştım gidebilmek için günde üç paket sigara, sağlıksız beslenme, spor yapmamak falan. Gitmek isteyen gidemiyor. Kalmak isteyen kalamıyor. Babam kadar yaşamayı seven bir insan tanınıyordum çünkü.
Şimdi 5 sene ölmemem mi gerekiyor üstüne gömülebilmem için? Hayatın nüktedanlığına bakarsak 5 yıl olmadan bir ücra mezarlığa da ben girerim herhalde.
Ah güzel babam, zaten yarım bir hayat kalitem vardı. Artık çeyrek.
5.0
100% (1)