0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
218
Okunma

KUAFÖRDE
Bir öykü düştü dilime.
Çiçek, pınar ve Eslem aynı kuaförde çalışıyorlardı. Ortak özellikleri hiçbiri liseyi bitirememişti. Çiçeğin diğerlerinden farkı birçok şeyi geç anlaması ve zor kavramasıydı. Onun için de sadece kabataslak temizlik yapıyor, getir- götür işlerine bakıyordu.
O gün yine kuaförde müşteri kalabalıktı. Diğer iki kız harıl harıl aralıksız çalışıyordu. Çiçekse elinde kimsenin ne olduğunu farketmediği bir şeyle meşguldü.
O gün kuaförde Bilgen öğretmen de vardı. İkinci kattaydılar. Aşağıdan bir ses duyuldu. “Çiçek kızım nerdesin. O kovadaki su ve paspas niçin duruyor. Onunla Pınar veya Eslem mi bir şey yapacak?” Çiçek içine kapanmış sesleri hiç duymuyordu. Aynı ses yine nazikçe cümlenin başına biliyorsun seni çok severim. Cümlesini de ekleyerek önceki cümlesini tekrar etti. O zaman Bilgen, çiçeğin neyle uğraştığına baktı. O da ne elinde oyun hamuru renk renk güller, laleler, çam kozalakları, gelinle damat heykelcikleri neler neler yapıyordu. Dış dünyaya kapanmış iç dünyasında eğleniyordu.
Ne işi vardı Çiçeğin paspasla, çiçeklerle, minik heykeller ve süslemelerle uğraşmalıydı. Yaptıkları gayet de güzel görünüyordu.
Bilgen, dayanamadı yanına yaklaştı. “Bunlarla ilgili belediyelerin kursları var bunlardan birine gitmelisin. Hem daha çok şey öğrenir , belge de alırsın.” dedi.
Çiçek boynunu büktü. “Annem babam izin vermez” dedi hüzünle.
Bilgen kuaförden çıktı kulağında dükkan sahibinin çiçeğe tatlı-sert uyarısı, çiçeğin önündeki güller, laleler daha bir sürü incelikle yapılmış objeler dans ediyordu. “ Keşke dedi kendi kendine: “ Tüm çocuk ve gençlerimiz, kabiliyet ve kişisel özelliğine göre eğitim alıp ülkem adına değerlendirilse keşke keşke...”
Öğretmenlik alışkanlık mıydı ne? ...
(DxG)
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.