4
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
136
Okunma
İnsan bazen kalabalıklar içinde dağılır.
Sözü çoğalır, anlamı eksilir. Dünya gürültüsünü artırdıkça, kalp kendi sesini duyamaz olur. İşte tam o yerde başlar bu yürüyüş. Bir anlatma çabası değil; toparlanma niyetiyle… Çünkü Allah’ın güzel isimleri, O’nu tanımaktan önce insanı kendine döndürür. Her isim, kulun üstündeki fazlalığı alır; geriye daha sahici bir hâl bırakır.
Yürüyüş Er-Rahmân ile başlar. Rahmet, daha adım atmadan kuşatır insanı. Hak etmeden verilen, sormadan ulaştırılan bir şefkat… Ardından Er-Rahîm gelir; rahmetin kalıcı hâli. Yalnızca dünyayı değil, düşeni de kapsayan. El-Melik hatırlatır: Sahip sandıklarımız emanet, hüküm sandıklarımız gölgedir. El-Kuddûs ile kirlenen niyetler arınır; Es-Selâm ile kalp, kavgasız bir yere davet edilir. Bu ilk adımlar, kulun korkusunu değil, güvenini inşa eder.
Sonra izzet ve emniyetle yüzleşir insan. El-Mü’min, güvenin kaynağının insan değil Hak olduğunu fısıldar. El-Müheymin, her şeyin gözetildiğini; kaçış olmadığını ama sahipsizlik de bulunmadığını bildirir. El-Azîz kudreti öğretir, El-Cebbâr dağınık hâlleri toparlar, El-Mütekebbir ise kibrin yalnızca Allah’a ait olduğunu hatırlatır. Bu noktada kulun boynu eğilir; ezilmekten değil, yerini bilmekten.
El-Hâlık, El-Bârî, El-Musavvir ile insan kendine bakar: Şekliyle değil, maksadıyla yaratıldığını anlar. Ardından gelen El-Gaffâr, El-Kahhâr dengesi sarsıcıdır. Affın genişliğiyle hükmün ciddiyeti yan yana durur. El-Vehhâb karşılıksız verişi öğretir; Er-Rezzâk rızkın telaşla değil, tevekkülle çoğaldığını… El-Fettâh kapıları açar, El-Alîm haddini bildirir.
Bu yürüyüşte ilim, kulun yükü olmaz; edebi olur. El-Kâbıd daraltır, El-Bâsıt genişletir. İnsan anlar ki her ferahlık bir imtihan, her darlık bir davettir. El-Hâfid, Er-Râfi‘ düşüşle yükselişin aynı elden olduğunu öğretir. El-Mu‘izz, El-Muzill izzetin de zilletin de sebepten ibaret olmadığını gösterir. Es-Semî‘ duyulan duaları, El-Basîr görülen niyetleri hatırlatır. El-Hakem hükmü koyar, El-Adl teraziyi şaşırmaz.
Buradan sonra kalp yumuşar. El-Latîf inceliğiyle dokunur, El-Habîr derinleri bilir. El-Halîm acele cezalandırmaz, El-Azîm büyüklüğüyle suskun bırakır. El-Gafûr, Eş-Şekûr affeder ve azı çoğaltır. El-Aliyy, El-Kebîr yükseltir ama kibir vermez. El-Hafîz korur, El-Mukît yetirir. El-Hasîb hesabı üstlenir; kul rahatlar.
El-Celîl heybetiyle durdurur, El-Kerîm lütfuyla utandırır. Er-Rakîb gözetir, El-Mucîb cevap verir. El-Vâsi‘ genişliğiyle nefes aldırır, El-Hakîm her şeyi yerli yerine koyar. El-Vedûd sevilmenin değil, sevmenin kıymetini öğretir. El-Mecîd yüceltir, El-Bâ‘is diriltir. Eş-Şehîd şahitliğiyle insanı kendine tanık kılar.
Ve yürüyüş sona yaklaşırken kalpte teslimiyet yerleşir. El-Hakk gerçeği sabitler, El-Vekîl yükü alır. El-Kaviyy, El-Metîn güç verir ama gurur vermez. El-Veliyy yakınlığıyla korkuyu siler. El-Hamîd övgüyü kendine toplar, El-Muhsî hiçbir hâli zayi etmez. El-Mübdi‘, El-Mu‘îd başlatır ve döndürür. El-Muhyî, El-Mümît hayatı ve ölümü aynı ciddiyetle öğretir. El-Hayy, El-Kayyûm diri ve diri tutandır.
Sonunda El-Vâcid, El-Mâcid, El-Vâhid, Es-Samed ile kul yalnızlığın aslında ihtiyaç olduğunu anlar. El-Kâdir, El-Muktedir gücü gösterir; El-Mukaddim, El-Mu’ahhir zamanı ayarlar. El-Evvel, El-Âhir, Ez-Zâhir, El-Bâtın her yönden kuşatır. El-Vâlî, El-Müteâlî hükmü bildirir. El-Berr iyiliği yayar, Et-Tevvâb dönüş kapısını açık tutar. El-Müntekim, El-Afüvv, Er-Raûf adaletle merhameti dengeler. Mâlikü’l-Mülk her şeyin sahibidir. Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm celâl ve ikramın buluştuğu yerdir. El-Muksit adaleti dağıtır. El-Câmi‘ toplar. El-Ganiyy, El-Mugnî muhtaçlığı öğretir. El-Mâni‘, Ed-Dârr, En-Nâfi‘ fayda ve zararın hikmetini bildirir. En-Nûr aydınlatır. El-Hâdî yol gösterir. El-Bedî‘ hayrete düşürür. El-Bâkî kalanı öğretir. El-Vâris geride kalanı üstlenir. Er-Reşîd istikameti gösterir. Es-Sabûr aceleyi alır.
Ve kul, bu yürüyüşün sonunda anlar:
Anlatacak bir şey kalmamıştır.
Söylenecek tek söz vardır.
“Ey İsimleriyle beni bana getiren…
Beni bana bırakma.
Yürüttüğün bu yolda,
adımlarımı Sana bırakıyorum.”
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (10)