1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
31
Okunma
ORDA BİR KÖY VARDI KALPLERDE
(TOKMAKALAN) 4
Annemin hayıflandığı daha dün gibi hatırımda.
’’Şimdiki çocuklar çok yaramaz, ne laftan anlıyorlar ne çüşten. Biz küçükken Dedelerimiz gelirdi. Dede gelince bütün köy bizde toplanırdı. Öyle olunca biz çocuklara ne otu-racak yer kalır, nede yemek yiyecek alan. Ellerimize birer parça yiyecek verirler onları yer yemezde bizi odanın içinde bulunan yüklükteki yatakların üstüde oturturlardı. Biz oradan bütün gece olanları izlerdik’’ diye.
Dedeler daha çok kışın gelirmiş. SeyitAli dedem köyün en varlıklısı olduğu için annemlerde ağırlanırmış Dede. Dede gidinceye kadar her akşam bütün köylü SeyitAli dedemlerde toplanır yemekler yenir, semahlar dönülür, cem ayinleri yapılırmış. Yine annemin anlatmasına göre o gecelerde yemeğe her oturduklarında akşam yemeği duasını okurmuş Dedeleri.
Rahmetli anneannem de bazen ezbere okurdu bu dualarıı. Belli ki bize kulak aşinalığı sağlamak için yapardı.
’’Şehre geldik hiçbir şeyin beti bereketi kalmadı. Yoğurdu bakkaldan kilo ile alıyoruz. Peyniri pazardan. Köyde öyle miydi? kendimiz yapar kendimiz yerdik. Ne olacak artık ak-şam duaları bile okunmaz oldu. Betimiz, Bereketimiz yok o yüzden’’ diyerek söylenirdi anneannem ve eklerdi;
’’Semahlarımızı bile dönemez hale geldik’’ diye.
Annanem Kızılca köyünde doğmuş, büyümüş. Tokmakalan köyüne gelin gelmiş.
’’Babam kurtuluş harbinde kalmış. Savaşa gitmiş bir daha dönmemiş ben babamı hiç görmedim, hiç tanımadım" diye anlatırdı.
Babası ile birlikte harbe giden Hatçe karının kocasıda varmış köyde. İki tane ikiz çocuğu ile kalmış. Hergün kocasının yolunu gözlemiş. Tam yedi yıl . "Kocam gelsin iki çocuğum ölürse ölsün gam yemem" deyip dolanıp duruyormuş Bir gün haber gelmiş ;
’’Kocanı Tepeköye askerler bırakıp gitmiş, ayağından yaralan-dığı için köye yürüyüp gelemiyor’’ diye.
Hatçe karı koşa koşa gitmiş Tepeköye. Kocasını sırtladığı gibi getirmiş köye. O kadar yolu kocası sırtında yürümüşte, mıh dememiş. Kocasına kavuşmuş ya. Mutluluktan diyecek yokmuş keyfine. Bütün köylü toplanmış evine göz aydınlığına. Kocasıda başlamış savaş anılarını anlatmaya.
Savaşırken ayağının yedi yerinden yaralanmış sözüm ona . Muharebe alanında düşman askerleri dolanıp canlı birisi var mı diye postallarıyla yerde yatanTürk as-kerlere vurup canlı olup olmadıklarını kontrol ediyorlarmış. Hatçe karının kocasınında ayağına koca postallarıyla vurmuşlar ama ;
’’Allahtan sağlam ayağıma vurdular da gıkımı çıkarmadım, ölü numarası yaptım, yaralı ayağıma vursalardı bugün sağ olmazdım’ diye bahsediyormuş köy halkına.
Keyfi yerindeymiş her ikisinide ama, o yıl içinde ikiz çocukları hastalanıp ölmüşler. Sevinci kursağında kalmış. Kocasına kavuşmuş kavuşmasına ama iki çocuğundan olmuş, duaları kabul olmuş.
Anneanem SeyitAli dedemin ikinci karısı. Anneannem kuma gitmiş dedeme. Dedemin ilk eşi Bahar nine. Birinci eşinden iki teyzem ve iki dayım olmuş. Annem ikinci eşinden olma tek çocuk. Teyzelerim ve dayılarımla annemin anneleri farklı olsa da annem onları aynı anneden olma kardeş gibi seviyordu. Bizde hep öyle sevdik. Bize bu farklılığı hiç hissettirmedi teyzemler olsun, dayımlar olsun.
Anneannenim zaman zaman hayıflandığını bilirim.
’’Tek çocuk hiç çocuk’’ derdi .
’’Çocuğun bir tane olunca yüreğinde yağ kalmıyor, yüreğimin yağları eriyor ona birşey olacak " diye. Birde şu rivayeti anlatırdı böyle anlarda.
’’Evvel zaman içinde adamın biri amansız bir hastalığa tutul-muş. Gittiği Tabiplerin hepsi de tek bi umar vermişler. Anayın ciğerini pişirip yersen iyileşecen’’ diye.
Adam düşünüp taşınmış, dediklerini yapmaya gayıl olmuş. Anasını ıssız bir yere götürüp öldürmüş ciğerini çıkarmış, bi torbaya koymuş. Sonra elinde torbayanan tutmuş köyünün yolunu. Bu arada
’’Eyyimi yaptım, kötümü yaptım’’ diye düşünerek dalgın, dalgın yürürken ayağını bir taşa vurmuş.
’’Of anam’’ diyerek uğunmağa başlamış. Rabbimin işi torba-daki ciğer dile gelivermiş. ’’Çok mu acıyı yavrum. Getir ayağını öpeyim de geçsin’’.
Ana yüreği derdi anneanem.
’’Ana olacağıma dağa daş olaydım’’ derdi.
Arkası Yarın.