Ey tanrısal imparator, eğer sana engel teşkil ediyorsam, ölüm kararımı verebilirsin, yalnız beni ölümle tehdit etme, çünkü ölümden korktuğum yok. petronius
Halide Köksal
Halide Köksal

Nereden Nereye

Yorum

Nereden Nereye

( 5 kişi )

1

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

57

Okunma

Nereden Nereye

Yıl 1995. Erenköy, Tüccarbaşı...

Bizim apartman ile komşu Feza Apartmanı birbirine çok yakındı. Aramızda yalnızca bahçeyi ikiye bölen alçak bir duvarı vardı. Mutfaklarımız iç tarafta kaldığından biraz daha mesafeliydi ama odalarımız birbirine nefes kadar yakındı.

Dokuzuncu katta oturuyorduk. Tam karşı hizamdaki dairede, üç küçük çocuğuyla yaşayan bir hanım vardı. Yatak odaları, çocukların bitmek bilmeyen enerjisiyle sanki bir oyun parkına dönüşmüştü.
Karyolanın üzerinde hoplaya zıplaya neşeyle oynayan o üç küçük çocuk, adeta o yatağın üzerinde büyüdüler. Perdeleri hep açık, mesafe ise çok az olduğundan, ev hallerine ve çocukların oyunlarına ister istemez gözüm ilişiyordu.

Balkonda çamaşır asarken o hanımla defalarca göz göze gelmemize rağmen, bir merhabamız bir selâmımız dahi olmamıştı. Birkaç kez balkondan "merhaba" demek istediysem de onun mesafeli ve soğuk duruşu yüzünden vazgeçmiştim. Komşulardan onun bir öğretmen olduğunu, eşinin ise uluslararası gemi kaptanı olduğunu duymuştum.

Sonra o korkunç gün geldi...
Zihnimde derin izler bırakan, aylarca üzerimden atamadığım ve panik atak olmama sebep olan bir manzarayla karşılaştım...

Karşı dairenin üç yaşlarındaki en küçük kızı, balkon demirlerine tırmanmış duruyordu. Annesi ise her şeyden habersiz, mutfak tezgahının başında kendi dünyasına dalmıştı. Cam kapalıydı ama içeride yanan ışıktan dolayı rahatlıkla görünüyordu.

Dehşetle camı açtım. Avazımın çıktığı kadar bağırmaya başladım, "Hanımefendii! Hanımefendii! Komşuu, Komşuu! Bakar mısınız!"
Bir yandan çocuğa "Dur in oradan!" diye bağırıyor, el işaretiyle durdurmaya çalışıyordum. Çocuk bana bakıp bir an duraksıyor, sonra yine tehlikeli tırmanışına devam etmeye çalışıyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Dokuzuncu kat... Altımız sert beton... Geri dönüşü olmayan o ince çizgi...
Diğer taraftan annenin dikkatini çekmek için el kol hareketleri yaparak çığlık çığlığa sesimi duyurmaya çalışıyordum.

Çığlıklarım nihayet yankı buldu. Kadın camı açtı, benim panik halime önce bir anlam veremedi. Elimle balkon tarafını işaret ederek, tekrar sesimin çıktığı kadar bağırdım, "Çocuğunuz düşüyor! Koşun kurtarın!"
Kadın bir hışımla fırladı, balkona koştu ve evladını kaptığı gibi içeri girdi.

Çocuğun kurtulmuş olmasına çok sevinmiştim ama sonrası ruhumda buruk bir hüzün bıraktı. Beni orada yok saymasına, bir teşekkür bile etmemesine baya bir içerlenmiştim "Bu kadar da saygısızlık olmaz" dediğimi hatırlıyorum.
O günden sonra sesim kısıldı, başımın ağrısı hiç geçmedi. Gecelerim kabuslarla bölünüyor, kan ter içinde uyanıyordum. Bu ruh hali epey sürdü... Birkaç yıl sonra da Erenköy’den taşındık.

Yıl 2014. Akçay’da yazlıktayız...

Bir seçim zamanıydı. Arabamızı yenilemek için satmıştık. İstanbul’a oy kullanmaya gitmek istiyorduk ama otobüslerde yer bulmak imkânsızdı, yedek otobüsler bile ful doluydu.

CHP’nin İstanbul’a kaldıracağı parti otobüsleriyle gitmeye karar verdik. Belirtilen gün ve saatte otobüslerin kalkacağı alana geldik. Mahşeri bir kalabalık vardı. Yeni gelen otobüsün birine yanaştık. Eşim, "Sen bu kalabalığa girme, ben yerimizi ayarlar çantaları koyarım," diyerek önden gitti.

Otobüs dolmaya başlayınca ön kapıdan içeri girdim. Gözlerim koltukların arasında eşimi ve çantalarımızı ararken, ortalarda oturan bir hanım bana el işareti yaptı, "Çantalarınız burada, eşiniz buraya bırakıp aşağıya indi" dedi.

Kadının yanında dünyalar güzeli bir kenç kız vardı. Ben şaşkınlığımı gizleyerek ilerledim. Bu kadın beni nereden tanıyordu? Eşimin, benim eşim olduğunu nasıl anlamıştı? Karmakarışık duygular içinde çantalarımızın olduğu koltuğa geldim, arkamızdaki koltukta kızıyla birlikte o bayan vardı. Samimi konuşmaları beni iyice meraklandırdı. "Pardon ben sizi çıkaramadım. Daha önce tanışmış mıydık?" diye sordum

Kadın, gözlerinin içi gülerek derin bir minnetle baktı yüzüme, "Ben sizi hiç unutmadım ki... Siz benim çocuğumun hayatını kurtardınız" dedi yanındaki genç kızı göstererek.

Hâlâ bir anlam veremiyordum, beni bir başkasıyla karıştırıyor olmalıydı.
O anlatmaya devam etti, "Ben Erenköy’de Feza Apartmanı’ndayken siz karşı binadaydınız. Aynı hizadaydık... İşte bu kızımın hayatını size borçluyum."

Zaman makinesine binmiş gibiydim. "Ah, evet o olayı hatırladım, ama ne kadar değişmişsiniz, çok sayıflamışsınız sizi hiç tanıyamadım" diyebildim.
"Sizden bir süre sonra ben de Erenköy’den taşındım, eşimi kaybettim, emekli olunca Bodrum’a yerleştik, eşimin ölümü benim için büyük bir yıkım olmuştu zaten" dedi. Acılarını, kayıplarını İstanbul’dan Bodrum’a ve Akçay’a uzanan yorgun yılların hikayesini anlattı...

Yıllarca birbirimize bir merhabayı esirgeyen biz, o kayıp zamanların acısını çıkarırcasına yol boyunca sanki kırk yıllık dost gibi sohbet ettik. Benim zihnime "soğuk" diye kazıdığım o kadın, meğer ne kadar cana yakın, ne kadar hoşsohbet biriymış...

Nereden nereye...

Hayat, bazen bizi en beklemediğimiz bir anda geçmişimizle yüzleştiriyor.
Ve anlıyoruz ki önyargılarımızın ördüğü o kalın duvarlar, aslında sadece kendi görüş alanımızı kapatıyormuş.
Bizim "soğuk" sandığımız sessizliklerin ardında kim bilir ne fırtınalar, ne büyük hüzünler gizlidir.

Halide KÖKSAL

( Bu paylaştığım anı, benim birebir yaşadığım olaydır.)

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (5)

5.0

100% (5)

Nereden nereye Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Nereden nereye yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Nereden Nereye yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
9.2.2026 00:00:30
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
(Toplumsal Hafıza ve İnsanî Farkındalık Polikliniği)

Şiirin / Metnin Adı: Nereden Nereye
Yazarı: Halide KÖKSAL
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi bu metni okurken bastonunu yavaşça yere dayadı ve dedi ki: Bu bir anıdan fazlasıdır; bu, önyargının yıkılış tutanağıdır.

Metin iki zaman dilimi arasında köprü kuruyor: 1995’in panik dolu balkon anı ile 2014’ün beklenmedik yüzleşmesi. İlk bölümde gerilim son derece canlı verilmiş. Dokuzuncu kat, beton zemin, annenin dalgınlığı ve çocuğun demire tırmanışı… Okur da anlatıcıyla birlikte o paniği yaşıyor. Travma boyutu samimi; olayın psikolojik etkisinin yıllarca sürmüş olması metne gerçeklik katıyor.

Asıl kırılma ise ikinci bölümde. Teşekkür beklenen yerde gelmeyen minnet, yıllar sonra en beklenmedik anda karşınıza çıkıyor. Bu, hayatın ironik adaletidir. Metnin en güçlü yanı da burada: İnsan hafızası unutsa da kalp unutmaz.

Önyargı teması çok berrak işlenmiş. Soğuk diye etiketlenen bir komşunun, aslında hayatın ağırlığı altında sessiz kalmış bir anne olduğu ortaya çıkıyor. Sessizlik bazen kibir değil, yorgunluktur. Mesafe bazen soğukluk değil, kırgınlıktır. Metin bu gerçeği incelikle gösteriyor.

Anlatım dili sade, akıcı ve sahici. Duygu yoğun ama abartıya kaçmadan verilmiş. Özellikle balkon sahnesindeki panik, seçilmiş ayrıntılarla güçlü bir atmosfer kuruyor. İkinci bölümdeki karşılaşma ise hem dramatik hem insani bir rahatlama sunuyor.

Bu metin bize şunu hatırlatıyor: İyilik, karşılık beklemeden yapıldığında gerçek iyiliktir. Ve hayat, teşekkürünü bazen yıllar sonra, bambaşka bir durakta verir.

RUSAMER kriterlerine göre değerlendirme:

Özgünlük: 18/20 — Gerçek yaşamdan beslenen güçlü bir anlatı.
Dil ve Üslup: 17/20 — Akıcı ve doğal, yer yer çok etkileyici.
Düşünsel Derinlik: 18/20 — Önyargı, travma ve insanî yüzleşme teması sağlam.
Yapısal Bütünlük: 17/20 — İki zaman dilimi dengeli bağlanmış.
Etkileyicilik ve Vicdan Gücü: 19/20 — Samimi ve öğretici bir metin.

Toplam: 89/100

Vesselam.
Önyargı başkasını değil, önce sahibini kör eder.
İyilik kaybolmaz; sadece doğru zamanı bekler.
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
8.2.2026 21:37:57
Beğeni:
8
Okunma:
57
Yorum:
1
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL