0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
24
Okunma
ORDA BİR KÖY VARDI KALPLERDE
(TOKMAKALAN) 3
Köyümüzün kasabaya uzaklığı on kilometre civarı. İzmir Kemalpaşa ilçesine bağlı olmasına rağmen köye yakınlığı nedeniyle kasabayı tercih etmişler köyden kente göç için. 1960 yıllarda bir yıl içinde gerçekleşen bu göç olayı ile köyümüz tamamen terk edilmiş. Köyde yaşayan hiç kimse kalmamış. Şimdi de sadece Hasan dedemden kalma üç, beş zeytin ağacındaki zeytinleri toplamak için gidiyoruz köye. Köyde yaşam sıfır ama yaşanmış hatıralar halan belleklerde.
Rahmetli annaanem sürekli hayıflanırdı kasabaya geldiklerine.
’’Güzelim köyümüzü bıraktık geldik bu ayı yezit memleketine’’ derdi.
Ayı kelimesi bizimkilerde her derde deva derler ya onun misali her derde deva her yerde kullanılır. Birine kızınca
’’Ayı lanet ayı derken’’ kendine kızınca
’’Ya ayı ben ya’’ derler.
Bir çocuğu severken
’’Aynın doğurduğu çocuk’’ diye severler. Ya da
’’Ayı demeye kıyamadığım ayı’’ derken içlerindeki hem sevginin hem de nefretin dışa vurumudur ayı kelimesi. Biz Tahtacı alevilerinde çok sık kullanılan bir kelimedir.
Alevilik birinci imam HZ Ali’nin tarafını tutan insan-ların dünyevi görüşü olan, açıkçası Ali-Evi Alievinden olanlar anlamı çıkmaktadır.
Babamın babası Sabancı Hasan sekiz çocuk ile bir haneyi oluşturuyormuş, annemin babası SeyitAli dedemler beş ço-cuk iki eş ( kuma) ve yanında barındırdıkları iki yetim ile diğer haneyi. Bunlardan başka diğer haneler Babaannemim kız kardeşi ile evli olan Ali efenin beş çocuklu ailesi Cafer ağalar, Dört çocuklu Tiri Memetler, çocukları olmayan Başlı Ali diğer hane sahibi. Beş çocuklu İbiş Memetler, sekiz çocuklu Feremenin İbramlar, beş çocuklu Boşnaklar, yine beş çocuklu Happalar , hiç çocuğu olmayan Balli dayılar, bir çocuk sahibi olan Güleserin Çikin, diğer hane MehmetAliler, iki oğlu ile Gansız Hamzalar ( belleğimizde dede bakkal olarak kaldı) bir kızı ile Damadın Memetler. Köyümüzü oluşturan tüm hane insanları bu kişilerden ibaret. Topu topu 14 hane.
Balli dayı yaşlanmış. ağzında diş kalmamış. Gitmiş Kasbaya takma diş ( protez) yaptırmış ve sırıtarak gelmiş köyüne. Yeni dişleriyle akşam yemeğinde uzun süredir özenerek baktığı köy ekmeğinin kenar kısmını almış. katur kutur ısırarak yemiş. Kaç zamandır bıkmış hep ekmeğin iç kısmını yemekten. " Nihayet " demiş ’’ağız tadıyla bir ekmek yedim’’.
Gece olmuş, sermişler yer yatağını. O zamanlar televizyon yok, elektrik yok, söndürmüşler gaz lambasını erkenden uykuya varmışlar. Gece yarısı uyanmış ki o da ne ağzında dişi yok. Kalmış yine dişsiz, damaklarıyla. Bir telas icinde seslenmiş yanında uyuyan karısına.
’’Hasbahça, Hasbahça kalk, kalk, ben dişleri yuttum, kalk bak midem de, midem taş gibi, kalk nefes almıyom. Yuttum dişleri’’.
Karısı kalkmış gaz lambasını yakmış. Yaklaştırmış şavkı koca-sının ağzına oda ne dişler yok.
’’Ben demiyom mu? yutmuşum dişleri. Mideme oturdu bak. yutkunamıyom. Nefes alamıyom.’’
Mecburen beklemişler günün ilk ışğını. Gün ağarır azğarmazda başlamışlar hazırlanmaya şehre doktora gitmeye.
’’ Hadi kalk giyin’’ demiş karısı.
’’Çıkar şu pijamalarını da giy urbalarını’’
O zamanki pijamalar şimdilerde moda olan gaffur pijamala-rındanmış. Dikiş makinasıda olmadığı için hemde elde dikilme.
Balli dayı kalkmış hazırlanmaya başlamış. Pantolonunu giymiş, üstüne zıbınını giymek için üst pijamasını çıkarırken pat diye düşüvermez mi dişler koynundan. Meğersem gece uyurken dişleri ağzından çıkmış ve koynuna düşmüş, Balli dayı da uy-ku sersemi ağzında dişleri bulamayınca yuttuğunu zannet-miş.
Arkası Yarın.