0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
24
Okunma
Yersizler
Haritalar, sınırları kalın çizgilerle çizer. O çizgilerin ardında kalan insanları ise çoğu zaman silgiyle yok sayar. Oysa mülteciler, dünyanın görünmez nüfusudur; ne tamamen gittikleri yere aittirler ne de geride bıraktıkları topraklara dönebilirler. Onlar, politik kararların dipnotlarında kaybolmuş canlı trajedilerdir.
Bir ülke bombalandığında sadece binalar yıkılmaz. Çocukların uykusu, annelerin yarın fikri, babaların “eve dönüş” umudu da enkaz altında kalır. Savaş, televizyon ekranlarında bir istatistiğe dönüştüğünde, birileri çoktan sırtına bir çanta almış, tanımadığı bir yola düşmüştür. Mültecilik çoğu zaman bir tercih gibi sunulur; oysa gerçekte bu, hayatta kalmanın en ilkel refleksidir.
Politika, mültecileri sayılarla konuşur. “Kaç kişi geçti?”, “Kaçı sınırda durduruldu?”, “Kaçı geri gönderildi?” Bu soruların hiçbiri, denizde batan bir botta son nefesini veren çocuğun adını sormaz. Hiçbiri, tel örgülerin önünde günlerce bekleyen bir annenin ayaklarındaki yaraları saymaz. Devletler güvenlik der, ekonomi der, demografi der. İnsan ise bu kelimelerin arasında ezilir.
Mülteciler çoğu zaman iki kez cezalandırılır. İlkinde, doğdukları topraklarda: diktatörlükle, iç savaşla, yoksullukla, sömürülmüş kaynaklarla. İkincisinde ise sığındıkları yerde: yabancı olmakla, ötekileştirilmekle, “yük” olarak görülmekle. Kapılar kapandığında, vicdanlar da kilitlenir. Sınırlar sertleştikçe, insan hayatı ucuzlar.
Trajedinin en acı tarafı şudur: Mülteciler dünyanın krizinin sebebi değil, sonucudur. Ama suç onlara kesilir. Çünkü asıl sorumlular görünmez olmayı başarır; masalarda imzalar atanlar, silah satanlar, savaşları uzaktan yönetenler. Bedeli ise yürüyerek, yüzerek, saklanarak ödeyenler verir.
Belki de asıl soru şudur: Bir insanı yurdundan koparan şey gerçekten nedir? Sadece bombalar mı, yoksa adaletsizliğin küresel olarak örgütlenmiş hali mi? Eğer dünya, bazı hayatları vazgeçilebilir görmeye devam ederse, mültecilik bir “kriz” değil, kalıcı bir insanlık ayıbı olarak kalacaktır.
Ve bir gün, herkesin evi olabilir sandığı bu dünya, bazıları için sonsuza dek kapalı bir kapıya dönüşecektir.
5.0
100% (1)