13
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
717
Okunma
Düşünüyorum,
sorguluyorum;
bazen biliyorum, bazen bilmiyorum.
Yürek, kalp, akıl, fikir, zihin, beyin; soyut, somut…
Bu kavramlar hemen herkesin dilinde, neredeyse her metinde karşımıza çıkıyor.
Dünya, âlem, evren, kâinat, yeryüzü, gökyüzü de öyle.
Peki, herkes aynı kavramları kullanırken neden bu kadar farklı algılıyor?
Neden herkes bambaşka fikirler üretiyor?
Tam da bu noktada, yüce yaratıcının üstünlüğü kendini gösteriyor. Bu çeşitliliğe rağmen hâlâ inanmayanlara şaşırdığımı itiraf etmeliyim.
Farklılıkların olması neden iyi peki?
Herkes kırmızı ya da beyaz, yahut siyah olsaydı… Tekdüzelik harika olmaz mıydı?
Herkes her konuda aynı düşünseydi, ilerleyebilir miydik? Kendimizi geliştirebilir miydik?
Bu satırları yazarken, rahmetli Doğan Cüceloğlu aklıma geldi. Üniversite yıllarında, farklı görüşlere sahip arkadaşlarıyla tanışmaktan ve onlarla sohbet etmekten ne kadar keyif aldığından söz ederdi.
“Beni, benimle hemfikir olanlar değil; zıt görüşte olan arkadaşlarım geliştirdi,” demişti.
Ne kadar da haklıydı.
Ben de bu bakış açısıyla, daima benden farklı düşünen, zıt görüşte olan insanlarla tanışmayı ve konuşmayı tercih ettim. Amacım, hayata mümkün olduğunca 360 derece bakabilmekti.
Bugün din, dil, ırk, mezhep, eğitim, meslek, cinsiyet, maddi güç ya da statü fark etmeksizin pek çok insan tanımış olmam, beni ben yapan özelliklerin temelini oluşturuyor. Kendimi, onlardan öğrendiklerime borçluyum.
Bu nedenle, hayatıma dokunan ve beni dönüştüren herkese müteşekkirim.
Saygılarımla,
Dipnot: İçimden geldi; sadece karalamak istedim.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.