Korku zalimliğin akrabasıdır. james ar fraude
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR

DEFTERNAME

Yorum

DEFTERNAME

( 6 kişi )

6

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

119

Okunma

DEFTERNAME

DEFTERNAME

TAKDİM

Aman ha… Kapıdan girerken ayakkabıları çıkarın, aklı kapının dışında bırakmayın.
Burası RUSAMER… Yani Ruh ve Us Sanatları Araştırma Merkezi.

Ben evvela burayı bir evrak dairesi sandım. “Defter varmış” dediler; zannettim ki içinde dilekçe, bordro, imza, pul vardır. Meğer burada tutulan defter, insanın kendisiymiş.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi der ki: “Yanlış yere girersen, doğru şeyi bulursun bazen.”

RUSAMER’e yanlış anlayarak girdim; ama doğru defteri buldum.

Bu elinizdeki defter; ne muhasebe defteridir, ne banka defteri, ne de kimin ne kadar borcu var onu yazan kara kaplı defter…

Bu defter, yazanın aklını dinlendiren, okuyanın gönlünü yoklayan, bazen susarak anlatan bir defterdir.

Burada yazı süs değildir, kelime vitrin malı değildir. Burada yazı, dertle temas hâlindedir.

Kalburabastî Efendi’nin bildiği bir şey vardır: Her defter kâğıttan yapılır ama her defter kâğıt gibi okunmaz.

Bazı defterler vardır; açarsın, içinden rakam çıkar. Bazısı vardır; açarsın, içinden insan çıkar.

İşte bu defter, o defterdir.

RUSAMER’in çatlaklarından sızan hikâyeler, bu defterde toplanmıştır. Çünkü biz biliriz ki: çatlak yerden ışık sızar, defter orada konuşur.

Okuyan, kendini arar. Yazan, kendini bulur. Ve bazen de defter, sahibini yazar.

Kalburabastî Efendi der ki: “Defterini hor gören, kendini eksik yazar. Defterini tanıyan, kendini temize çeker.”

Buyurun… Defter konuşuyor.

Aman ha cemaat-i kiram, gelin yaklaşın, Kalburabastı Efendi anlatacak…
Bugün size öyle bir nesneden bahsedeceğim ki; ne bir lüle taşı ne de bir nar tanesi…
Bugün mevzu defter!

Evet, evet, o bildiğiniz gibi görünmeyen ama bilmediğiniz kadar derin olan defter. Sakın ola onu sadece kâğıttan sanmayın, çünkü o kâğıttan çok daha evvel bir niyettir, bir hatıradır, bir ihtiyattır!

Bakın şimdi, bu defterin adı Arap diyarında “daftar” olmuş, Fars diyarında “daftan” kökünden türemiş; Yani yazmak, kayıt tutmak, belleğe kazmak... Bizdeyse defterhâneler kurulmuş adına, devletin aklı orada toplanmış, Tahrir defterleriyle padişah yurdu saymış, ruznamelerle günleri mühürlemiş.

Ama gel gelelim asıl hikâye şimdi başlıyor… Çünkü bu defter artık RUSAMER’in elinde! Orası öyle bir yerdir ki; aklı biraz çatlamış olanı hor görmez, çünkü bilir ki çatlak yerden ışık sızar!

Oraya gelir 46’lıklar gelir, yazıdan korkanlar gelir, aklına bir cümle uğramamış olanlar gelir,
Ve ne olur bilir misiniz? Orada defter dile gelir, kalem yürümeye başlar. Yazmak öğretilir ama önce defter tanıtılır. Çünkü deftersiz yazı, tenceresiz aş gibidir!

Kalburabastı Efendi der ki: “Defter, söze beşik, fikre yastık, deliye yoldaştır. Kimi içine dua saklar, kimi şiir döker, Kimi sır saklar, kimi şaka yazar... Ama hepsi bir şeye yarar: insana!”

Şimdi ey cemaat, eline kalem alıp da defteri tanımayan varsa, RUSAMER’e gelsin de görsün yazının deliye de, veliye de nasıl şifa olduğunu…

Çünkü biz biliriz: Yazmak, bazen susmanın diğer adıdır. Ve defter, susanların bağırabildiği yerdir!

1. DÜNYEVİ DERDİN DEFTERLERİ
(Ne kadar yazarsan yaz, sonu hesapla biter!)

Banka Defteri: Parayı yazar ama parayı yazmakla zengin olunmaz!

İşletme Defteri / Muvazene Defteri / Mizan Defteri / Yevmiye Defteri / Kasa Defteri: Bunlar hesaba kitaba kafayı takanların defterleri. Akşam rakamlar uyumazsa sabaha insan uyuyamaz!

İcmal Defteri / Tevzi Defteri / Ayniyat Defteri / Mevduat Defteri / Temettuat Defteri: Bunlar da devletin burnunu soktuğu defterlerdir. Rakam var, ruh yok.

Maliye Ahkâm Defteri: Vergi borcunu yazmazsan, alnına yazarlar haberin olsun!

İnşaat Defteri: Duvar örülürken düşmesin diye, önce harç sonra yazı!

Bakkal Defteri: Borç ver, unutma diye tutarsın; bir gün borçluyu bulamazsın ama defteri bulursun!

Amel Defteri: Eh bu dünyalık değil! Yukarıdan açılır, alttan imza ister.

Muvassal Defter: Osmanlı usulü karmakarışık ama şekli şemali gösterişli.

2. FİKİR, HATIRA, HİS VE HAYAL DEFTERLERİ

(Yazanın kalbi yumuşar, okuyanın gönlü açılır!)

Şiir Defteri / Gönül Defteri / Hatıra Defteri / Akıl Defteri / Dert Defteri: Bu defterler ruhu kaşıyan kaşık gibidir, yüreğinizi karıştırır ama sonunda bir güzellik dökülür.

Resim Defteri: Çizmek kolay, duyguyu anlatmak zordur. Boya biter, his kalır.

Adres Defteri: Aklın ulaşamadığı yerlere kalemle yol bulunur.

Şöhret Defteri: Adını büyük yazarsın, içini küçük yaşarsın.

Cep Defteri: Fikir gelir geçer ama bu deftere girerse kalır. Küçük ama işlevli, yazının kumbarası.

Karalama Defteri / Müsvedde Defteri / Kopya Defteri: Bu defterler yazıya ısınma turlarıdır. Çöpten cevher çıkabilir!

Bandıra Defteri: Yazarken bile insanın canı yemek ister!

Not Defteri: Her şeyi yazarsın, sonra bulamazsın!

3. TARİHİN TIRNAĞIYLA YAZILMIŞ DEFTERLER

(Zamanı dürer, milleti büker, padişahı şaşırtır!)

Tahrir Defteri / Tahrirat Defteri: Osmanlı coğrafyasını deftere sığdıran defterler. Kimin tarlası var, kimin hanesi... Yazılmış, mühürlenmiş!

Terike Defteri / Muhallefat Defteri: Ölenin ardından kalan ne varsa: yorgan, testi, keçi, keçenin altına sakladığı altın… hepsi yazılır!

Sadıre Defteri: Devletin iç sesi. Kimi giydirir, kimi sürer!

Buyurultu Defteri: Paşadan gelen emirdir, yazılırsa unutulmaz, unutulmazsa baş yanmaz!

Bostancıbaşı Defteri / Kale Dizdarları Defteri: Kim nerede ne yapıyor? Ne zaman kaçmış, ne zaman evlenmiş? Hepsi tutulmuş.

Eşkâl Defteri: Kimin kaşı ne renk, gözü nasıl, bıyığı ne kadar? Osmanlı’nın “robot resmi” defteri!

Ahkâm Defteri: Kimin nereye ne ceza alacağını yazan adalet mürekkebi.

Matlap Defteri: Dileğin yazılır ama kabulü başka defterde!

Kerteriz Defteri / Gemi Defteri / Seyir Defteri: Denize düşenin pusulası! Yol yazılır, rota çizilir, fırtına unutulmaz!

Kalburabastı Efendi der ki: "Bir insanın kaç defteri varsa, o kadar hikâyesi vardır. Deftersiz gezen ya unutmuştur, ya unutulmak istemektedir."
DEFTER DEDİĞİN, SADECE KAĞIT DEĞİL, FİİLE DÖNEN HAYATTIR!

Şimdi cemaat-i kiram, buyurun bakalım, şu defterle ilgili birleşik fiillere bir göz atalım. Çünkü bizde defter yalnız tutulmaz; açılır, dürülür, silinir, yazılır, karalanır… Hatta bazen defter olur insan, bazen insan olur defterine mahkûm!

İşte Kalburabastı Efendi usulüyle tasnif edilmiş “defterli fiillerin defteri”:

1. YAZMA, TUTMA ve KAYDETME HALLERİ

Deftere yazmak

Not defterine yazmak

Hatıra defteri tutmak

Defter tutmak / Defterini tutmak / Defter tutturmak

Defteri doldurmak / Amel defterini doldurmak

Sebti defter etmek / Defter etmek / Defter ettirmek / Defter ettirilmek

Deftere yazılmak / Kaydedilmek / Karakaplı deftere yazılmak

Nikâh defterine imza atmak

Ömür defterini temize çekmek / Temize çekilmek

Deftere hatıra döşemek

Kalburabastı Efendi der ki: "Yazmadığın gönül unutulmuş gönüldür, yazmadığın dert sabaha kalır!"

2. KAPATMA, SİLME, DÜRME ve YOK SAYMA HALLERİ

Defteri kapatmak / Defter kapatmak / Defter kapamak / Defter kapatılmak

Eski defterleri kapatmak / Karıştırmak / Karalamak / Taramak / Yoklamak / Kapatılmak

Defterini dürmek / Nefretin defterini dürmek / Hainlerin defterini dürmek / Hürmetinin defterini öldürmek

Defterden silmek / Sildirmek / Silinmek / Karşıya geçeni defterden silmek

Defteri kebir unutmak (bunu da dürmüşüz araya)

Kalburabastı Efendi der ki: "Bazı defterler kapanmaz, üstüne kilit vurulur da yine de içinizde okunur."

3. DÜŞÜNME, DEĞERLENDİRME, UNUTMA HALLERİ

Defterine günah yazdırmak / Amel defterine işlenmek

Adres defterini gözden geçirmek

Düşlerin defteri çoktan kapanmak

Gönül defterleri kapanmak / Dertleri kapanmak

Defterinde olmak / Defterinde yazmamak

Kitaba deftere bakmamak

Kalburabastı Efendi der ki: "Gönül defterinden düşen, sayfa numarası bilmez; kaybolur gider satır aralarında."

4. DURUM VE BENZETME HALLERİ

Dolmuş defter gibi durmak

Defter olmak / Defter tutulmak / Defteri görmek

Defter kaplanmak / Defter kaplama / Defter imzalamak

Defter açmak / Defter kitap açmak / Yeni defter açmak / Defter bırakmak

Sebti defter eylememek

Kalburabastı Efendi der ki: "Her kaplanan defter, yeni bir sayfa değil; eski yazıların üstüne çekilmiş örtüdür."

DEFTERLE İLGİLİ ATASÖZLERİ ve HALK SÖYLEMLERİ

Züğürt Bezirgânlar ve Eski Defterler:
Müflis tüccar eski defterleri karıştırır.
Artık iş yapamaz hâle gelen kimse, geçmişteki başarılarını veya işlerini anlatır durur.

Züğürtlen bezirgân, eski defterleri yoklar.
Zenginliği giden, teselliyi geçmişin kazançlarında arar.

Tüccar züğürtlenince geçmişler serer, defter yoklar.
İşin içinden çıkamayınca insan, kendini avutur; deftere değil, teselliye bakar.

Defter Açmak, Kapatmak, Dürmek:
Birinin defterini dürmek. Onun işini bitirmek, hayatını karartmak. (Tehditkâr anlamda.)

Defterini dürdüler.
Bir kişinin hükmü kalmadı, etkisiz hâle getirildi.


Defter açıldıysa, hesap da gelir.
Hesap gününden kaçış yoktur; dünya da olsa ahiret de.

Eski defterleri açma.
Geçmişte kalmış, unutulmuş meseleleri yeniden gündeme getirme.

Defter kabardı.
Suçlar, borçlar veya günahlar birikmiş; artık taşma noktasına gelmiş.

Manevî ve mecazî anlamlarda:
Amel defterin kapandı mı sandın?
Daha yaşıyorsun, işin bitmedi, hâlâ vaktin var.

Deftere yazıldıysa, silinmez.
Yazgı ya da kaderle ilgili halk inancı. Kimi yazılar bir kez yazıldığında, geri dönüşü olmaz.

Ömür defteri temize çekilmez.
Hayat yaşandığı gibi kalır; silip baştan yazamazsın.

DEYİMLEŞMİŞ HALK SÖYLEMLERİ:

Defteri dürülmek.
Hayatına son verilmek, hükmünün bitmesi.

Deftere yazılmak.
Kayda girmek, dikkat çekmek. (Hem olumlu hem olumsuz anlamda.)

Defterin kalınsa, seni kimse silemez.
Etkili, itibarlı ya da güçlü birinin konumuna dair mecaz.

Kalburabastı Efendi der ki: "Defter sözü, halkın aynasıdır; Kimi ona umut yazar, Kimi dert, kimi intikam... Ama sonunda her söz, defterde bir iz bırakır."

VE SON OLARAK…

Kalburabastı Efendi şöyle bir iç çekip, bastonunun ucuyla yere vurur: “Ey cemaat! Herkesin elinde bir defter vardır, kimi yazar, kimi sadece taşır. Ama dikkat edin: Defteriniz dürülmeden önce, Siz ona bir hayat yazın!”


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Deftername Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Deftername yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
DEFTERNAME yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Hüzünlü peri
Hüzünlü peri, @huzunluperi
2.2.2026 23:01:46
5 puan verdi


Kıymetli ustam
Merhaba Celil Bey,
Bu yazınızı okumak bir edebî faaliyet değil, bir hâl değişimidir bence .
İnsan, daha ilk satırlarda fark ediyor ki burada yazı anlatılmıyor; yaşatılıyor. Ve gerçekten yaşadım🙂
Defter, yazınızda nesne olmaktan çıkıp bir bilinç, bir hafıza, bir insan hâline geliyor.
Okur, sayfalar arasında dolaşmıyor; kendi iç odalarında yürümeye başlıyor.
RUSAMER fikri, bu yazıyla birlikte yalnızca bir merkez adı olmaktan öteye geçiyor;
aklın törpülendiği, kalbin cesaretlendirildiği bir irfan eşiğine dönüşüyor.
Yazı, ne öğretme telaşında ne de etkileme gayretinde.
Tam tersine, kendinden emin bir sükûnetle duruyor ve okuru o sükûnete davet ediyor.
Defter kavramı, tarihsel, kültürel ve mecazî katmanlarıyla öylesine yerli yerinde, öylesine incelikli açılıyor ki; bilgi yük olmuyor, birikim gösteriye kaçmıyor, mizah ciddiyeti bozmuyor.
Her satırda hem geleneğin sesi var
hem bugünün insana dair sancısı.
Bu yazıyı özel kılan şey,
aklı kapının dışında bırakmayan ama aklı da putlaştırmayan bir denge kurabilmesi.
Çatlaklardan sızan ışık metaforu,
yalnızca bir benzetme değil;
bu yazının ahlâkını özetleyen bir duruş.
Çünkü burada kusur örtülmüyor,
aksine anlamın kaynağı olarak kabul ediliyor.
Defterlerin tasnifi, fiillerle kurulan dil oyunu,
atasözleri ve halk söylemleriyle örülen yapı;
okuru yormadan derinleştiriyor.
Bu, ustalık işidir. Ve yazmak size çok yakışmış ustam.
Bilgiyi sergilemeden bilen,
anlatırken dayatmayan bir kalemle karşı karşıyayız. Ve okumaktan keyif alıyorum.
Edebiyat defterinde bu yazınız,
kenara not düşülecek bir yazı değil;
altı çizilecek, dönüp dönüp bakılacak bir merkez metin niteliği taşıyor.
Bir güneş gibi;
etrafa ışık saçıyor ama göz almıyor.
Isıtıyor, yön bulduruyor, gölge vermiyor.
Bu yazıyı bitirdiğinde insanın eline kalem almak istemesi boşuna değil.
Çünkü burada yazı,
okuyana “sen de varsın” diyor.
İşte gerçek edebiyat tam olarak budur.
Kaleminize, zihninize ve bu metnin taşıdığı emeğe saygıyla…
Yazının hakkını veren,
okuruna alan açan,
zamanla kıymeti daha da artacak bir metin.
Tebrik ederim ustam; hayranlıkla, dikkatle ve içtenlikle okudum.
Yüreğinize emeğinize kaleminize sağlık ömrünüz varolsun ustam..
Sonsuz saygı ve hayranlıkla..
Peri..
Etkili Yorum
Yüksel Beyocaktan
Yüksel Beyocaktan, @yukselbeyocaktan
2.2.2026 23:47:49
5 puan verdi
Anlamak için dikkatli okumak gerekiyor. Yazılarıniza, siirlerinize yorum yazmak değerlendirme yapmak asla haddim değil hocam. Yoksa yardım alır uzun uzun şeyler yazabilirim. Ama dedim ya haddim değil. Bu da benim edebim. Yine iyi ki varsınız diyorum hocam. Usta kaleminize iyi ki varsınız. Bazı kalemler yorumlanamiyor. Yalnız saygı ile selamlaniyor.
Etkili Yorum
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
2.2.2026 22:10:45
Bu yazı defterin sıradan bir nesne olmaktan çıkıp insanın ruhunun, hatırasının ve hatta kaderinin aynası haline getirilişiyle büyüleyici bir derinlik taşıyor. Kalburabastı Efendi'nin o neşeli, yer yer hicivli diliyle anlatılan defter tasnifleri –dünyevi hesaplardan gönül defterlerine, Osmanlı tahrirlerinden amel defterine uzanan yelpaze– okuyanı hem güldürüyor hem düşündürüyor. Yazmak eylemini "susmanın diğer adı" diye tanımlaması, defterin çatlaklarından sızan ışığı vurgulaması, RUSAMER'in ruh ve us sanatlarını bir araya getiren sıcaklığını çok güzel yansıtıyor.
Albert Camus'nün "Geceler sonsuz değildir" sözüyle başlayan yazı, sanki o karanlık gecelerin bile biteceğini, dertlerin, hesapların, hatıraların bir gün defterde yerini bulup hafifleyeceğini fısıldıyor. Defterli fiillerin, atasözlerinin ve deyişlerin zenginliği, Türkçenin bu konuda ne kadar bereketli olduğunu gösteriyor; "defterini dürmek"ten "yeni defter açmak"a kadar her ifade, hayatın farklı bir yüzünü yakalıyor. Bu metin, yazmayı sadece kelime dökmek değil, kendini temize çekmek, hatta bazen kendini bulmak olarak görenlere harika bir davetiye.
Son olarak, Kalburabastı Efendi'nin son sözü gibi: Defterimiz dürülmeden önce ona bir hayat yazalım. Bu yazı tam da bunu yapıyor; okuyanına kalem tutturuyor, gönlüne dokunuyor, suskunlukları konuşturuyor. RUSAMER'in defterinden sızan bu ışık, insana hem şifa hem de cesaret veriyor. Ellerine sağlık Celil Abi, bu defter konuşmaya devam etsin.
Bu tür derinlikli paylaşımları okumak, okurken düşünmek, düşünürken nasıl özetlerim düşüncesini tekrar düşünmek ve yazmaya çalışmak en az o yazının derinliği kadar zor ancak ben beğeniyorum Zira fikir jimnastiği yapma olanağı sağlıyor. Bu tür paylaşımların devamından yanayım Paylaştığınız için de tekrar teşekkür ediyorum sahifeye Selamlar sevgiler bırakıyorum.
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
2.2.2026 20:09:40
5 puan verdi
Defterin bu kadar güzel ve bu kadar acımasız anlatıldığı başka bir metin okumadım uzun zamandır.
Hem şefkatli, hem tehditkâr.
Hem naber diyor, hem hesap soruyor.Eline sağlık Celil Çınkır Hocam
Kalemi kalbur gibi elemişsin, sadece özü kalmış geriye.

Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
2.2.2026 20:09:16
5 puan verdi
Defterin bu kadar güzel ve bu kadar acımasız anlatıldığı başka bir metin okumadım uzun zamandır.
Hem şefkatli, hem tehditkâr.
Hem naber diyor, hem hesap soruyor.Eline sağlık Celil Çınkır Hocam
Kalemi kalbur gibi elemişsin, sadece özü kalmış geriye.

D Dinç
D Dinç, @d-din
2.2.2026 19:44:41
5 puan verdi
Değerli hocam, sizi hayranlıkla takip ediyorum. engin bilgileriniz kaleminizle ışıldıyor. Ben inanıyorum ki Bu yazdıklarınız aslında tarih not düşmektir. Cesaretiniz ve bilginiz karşısında saygı ile eğiliyorum. Kaleminiz ve yüreğiniz var olsun. Aşk ile eyvallah.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL