0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
215
Okunma
durduk yere şehre küstüm, insanlarına, çocuklarına...
durduk yere değil tabi, yaşadıkça oldu.
çukura tuzağa düşmüş sırtlan eniği gibi yüzümüze yüzümüze çemkiriyor sokaklar, evler, plazalar, masanın başında biriken işler, eksik maaşlar, paslı dişlileri yakasında taşıyan işçiler, yetemeyen anneler, içine göçen babalar, dört duvara kısılmış çocuk gözleri, ıslak buz gibi rengarenk oyun parkları, kredi kartlarıyla kapısını açan cimri gros marketler, elinin ayağının güzelliğine bakmadan açlık çekenler.
bu derinden gelen, haklı olduğunu sanan, acıklı vahşi uğultuyla evin arasında geçti ömrüm.
sandım ki o sırtlanları oradan kurtarırsak adalet gelir, hakkaniyet yürür, samimiyet tok gözlülükle içimizi ısıtır.
değilmiş. haddini bilmeyen önce kendine uzanan eli ısırırmış. şimdi her yer kurtarılmış sırtlanlarla dolu. sokaklar haklı olduğu için zulmeden insan sıfatlı hayvanlar ile tımarhaneye dönmüş.
sonra yüzümü toplayıp sokakların kabaran irin dolu sadrından, mevhibe’ye sığındım.
bu aralar onu başka türlü seviyorum. sanki yeni bir yol çıktı karşıma da mevhibe onun için var.
eskiden dilime ne gelse söyler , aklıma eseni yazardım. şimdi karşımda duruyor hayali, beni hesaba çekiyor.
her sözü, cümleyi tartarak söylüyorum.
eskiden, çocukken bir ustam vardı, sazı ile haddini aşmadan türküler söylerdi. karacoğlan üstüne saz çalan aynaya bir daha baksın derdi.
çocuktum ben o zaman. şimdi hatırlıyorum da ne büyük nimetmiş. haddini bilmek. yıllarca hudutsuz yaşayıp düşüneceğimi sanarak yaşamışım.
sonra mevhibe çıkageldi. ben yeni anladım mecnundan sonra mecnun olamayacaksak, başka türlü sevda türküsü söyleyemeyeceksek haddimizi bilmeliydik.
içimden mevhibeye gürül gürül aşk taşıyor da diyemiyorum. denmiyormuş. ne söylemeye kalksam söylenmiş oluyor. diyorum o zaman, daha gönül kabın dolmamış ne aşıklık taslarsın.
eğer dolsaydın sadece sana ait biricik cümlelerin olur. çünkü her gönlün rengi başka, sevisi başka
şehre küstüğümü unutup, yaşlı içi geçmiş ağaçları olan bir sokağa daldım. mevhibeyi kolundan çekiştirip onu da sürükledim. haddimi bildiğimden susuyorum artık. kaşlarını çatmadığına göre o da susmamı seviyor besbelli.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.