2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
37
Okunma
Yaşamın Kaynağı ve Toplumun Vicdanı: Kadın
Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, gökyüzüne yükselen binalarıyla değil, kadınlarının o toplumda ne kadar özgür, huzurlu ve güvende olduğuyla ölçülür. Kadın; yalnızca bir anne, eş veya kardeş değil; üretimin, sanatın, bilimin ve en önemlisi merhametin asıl kaynağıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi: "Dünyada her şey kadının eseridir."
Ancak son yıllarda ülkemizde şahit olduğumuz kadın cinayetleri, bu eserin üzerine karanlık bir gölge düşürmektedir. Her gün bir başka kadının hayalleri, hakları ve en temel hakkı olan yaşama hakkı vahşice elinden alınmaktadır.
Bir İstatistik Değil, Bir Hayat
Haber bültenlerinde birer sayıymış gibi geçen isimlerin her biri; bir babanın evladı, bir çocuğun annesi, bir arkadaşın dert ortağıydı. Kadın cinayetleri; sadece bir fiziksel şiddet değil, aynı zamanda toplumsal adaletin ve insani değerlerin çöküşüdür. Bir kadının hayatına son verilmesi, aslında o toplumun geleceğine, nezaketine ve huzuruna sıkılmış bir kurşundur.
Neden Durduramıyoruz?
Ülkemizde meydana gelen bu cinayetlerin temelinde yatan nedenler karmaşıktır:
• Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği: Kadını erkeğin mülkü veya alt kademesi olarak gören çarpık zihniyet.
• Cezasızlık Algısı: Caydırıcı olmayan cezalar veya "iyi hal" indirimlerinin yarattığı yanlış güven duygusu.
• Eğitim Eksikliği: Şiddetin bir çözüm yöntemi değil, bir acizlik olduğunun kavranamaması.
Çözüm Bir Tercih Değil, Zorunluluktur
Kadın cinayetlerini durdurmak sadece yasaların değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
1. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun gibi koruyucu mekanizmaların etkin bir şekilde uygulanması hayati önem taşır.
2. Eğitim sistemi, çocuklara "güçlü olanın haklı olduğu" değil, "insan olmanın saygı gerektirdiği" bilincini aşılamalıdır.
3. Toplum, şiddet uygulayanı dışlamalı ve mağdurun yanında sarsılmaz bir kale gibi durmalıdır.
Sonuç olarak; Kadınların sokaklarda korkmadan yürüdüğü, kahkahalarının susturulmadığı ve hayallerinin yarım kalmadığı bir Türkiye, hepimizin borcudur. Unutmayalım ki; kadının özgür olmadığı bir toplumda, erkek de dahil olmak üzere hiç kimse gerçekten özgür değildir.
Şiddetin her türlüsüne "hayır" demek, sadece bir slogan değil, bir yaşam biçimi olmalıdır.
Saygılarımla
İsmail EROĞLU
5.0
100% (1)