1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
426
Okunma

Ahmet Abi 68 yaşında genç bir madenci. Ahmet Abiyi Sücüllü köyünde bir köy kahvesinde tanıdım. Ereğli’nin Armutlucuma köyünden bu köye içgüveysi olarak gelmiş. Ama gelir gelmez köyün gözdesi olup çıkmış. Annesini ve Babasını çok küçük yaşındayken kaybetmiş. Anne Baba diye eşinin Anasına Babasına sarılmış. Ahmet Abiyede yabancılık çektirmemişler zaten. Madenci Ahmet diye tanınıyor zaten köyde. Bir de yaşlıların değişiyle Efsane Ahmet.
Madenci Ahmet Abi ve Rabiye Hanımın efsanevi aşkı. Anadolu’nun derinliklerinde, maden ocaklarının karanlık ve zorlu dünyasında filizlenen bir sevda hikâyesi olarak dilden dile köyde efsane olmuş bir aşk hikayesi. Madenci Ahmet Abi, köydeki en cesur ve çalışkan madencilerden biri olarak bilinir. Kozlu da ki büyük grizuda korkusuzca madene inmiş 11 arkadaşını kurtarmış.
Her gün yerin derinliklerine inerek, maden ocaklarında çalıştım kardeşim. Çok sıkıntılar, çok kere kazalar geçirdim. Ama aileme destek olmak bebelerime iyi bir gelecek sağlamak için birçok şeye katlanmak zorunda kalmıştım. İnsan bile bile ateşe atar mı kendini kardeşim diye sordu. Duruma göre değişir sanırım abi dedim. Vatansa, Aileyse atar herhalde dedim.
Ancak onun yüreğini asıl ateşle dolduran, köyün en güzel kızı Rabiye imiş. Bir düğünde görmüş Rabiyeyi ve sonrasında uykusuz, aç susuz geceler başlamış. Her sabah 2 saat yola katlanıp, Rabiyeyi on dakika görebilmek için günleri aylara eklemiş. Rabiye, güzelliği ve zarafetiyle köyde herkesin ilgisini çekermiş. Ahmet abi, Rabiye ablaya ilk görüşte aşık olmuş, ama uzun süre ona açılmakta cesaret bulamamış. Her gün maden ocaklarında çalışırken, Rabiye’yi düşünmekten kendini alamaz hale gelmiş. Rabiye abla ise Ahmet abinin çalışkanlığını ve cesaretini takdir eder, ama ona olan duygularını açığa vurmakta tereddüt edermiş.
Bir gün, köyde bir festival olacağını duymuş Ahmet Abi. Tabi ki Ahmet Abi de oradaymış. Tüm cesaretini toplayarak Rabiye ile dans etmeye karar vermiş. Hemen gelir gelmez mi dedim. Yok, yahu dedi. En az 30 dakika bakıştık, kaçak köçek. Birazda arkadaşların gazıyla gittim dansa kaldırdım dedi. İşte o an, ikimizin arasında güçlü bir bağ oluştu. Artık benim ateşim mi, onun ateşimi yaktı ciğerlerimizi bilemem. Ama benim içimde kalorifer kazanı çalışıyordu. Hiç unutmam kaset deki dans müziği bitmiş ama biz el ele dans ediyormuşuz. Şimdi takı zamanı dediğinde ayrıldı ellerimiz…
Ancak bu aşkın ne kadar büyük bir aşk olduğunu köy insanları anlamadı, anlayamadı dedi. Sonrasındaki günlerde köydeki gelenekler ve aile baskıları baş göstermeye başlamış. Bu aşkın önüne engeller çıkarmaya başlamışlar. En azından denemişler. Zira en büyük engel Rabiye Ablanın ailesi imiş. Ahmet Abiye vermek istemiyorlarmış. Her şeye rağmen Ahmet abi, Rabiye ablayı kazanmak için elinden gelen her şeyi yapmış. Aşkı için savaşmış. Ancak maden ocaklarındaki tehlikeli kazalar ve köydeki çıkar çatışmaları, aşklarını daha da zorlaştırmış yuva kurmalarını. Hani Böyle zamanlarda çok bilen mutlaka bir iki densiz çıkar ya. İşte o zamanda çıkmış. Yok, madenciler çok yaşamıyormuş, Göçük, grizu oluyormuş. Ya ölürse genç yaşta dul kalırmış gibi boş laflar köyde kulaktan kulağa dolanır olmuş. Ama hiçbir lafa bakmamışlar. Yeminlerini asla bozmamışlar.
Zamanla, Ahmet Abinin madende yaşadığı bir kaza, her şeyi altüst etmiş. Ahmet Abiyi, ağır yaralı bir şekilde hastaneye kaldırmışlar. Köye haber geldiğinde ilk Rabiye abla, Ahmet Abinin yanına koşmuş. 3 gün komada kalmışım. Ama güzel olan neydi biliyor musun kardeşim. Gözümü ilk açtığımda karşımda Rabiyem vardı dedi gözleri gülerek.
Bunlar hastanede böyle yaşanırken Rabiyeye kızan yengesi olan kadın o sırada onun başka birine nişanladığını köye duyurmuş. Rabiye duyunca çok üzülmüş elbet. Kalbi parçalanmış, ama Ahmet’in iyileşmesi için dua etmiş. Sonunda Ahmet Abi 29 gün Hastanede kaldıktan sonra taburcu olmuş. Rabiye Ablanın ona olan sevgisi daha da güçlenmiş. Rabiye Abla, sonunda ailesine karşı çıkarak Ahmet’i seçme kararı almış. Ancak, Ahmet Abinin Hastaneden taburcu olmasının ardından, köydeki baskılar daha da artmış. İkili, aşklarını yaşamak için kaçmayı planlamışlar. Fakat köydeki geleneklerin de peşlerini bırakmayacaklarını biliyorlarmış. Sonunda bir sabah aşklarının peşinden gitmeye karar vermişler ve karşı köye Rabiye Hanımın evli olan teyzesinin kızının evine kaçıp saklanmışlar.
Bu planlarından birkaç yakın dostlarının da haberi varmış. Bir tanesi Ankara Otobüsünde gördüm demiş, bir diğeri yok İstanbul’a giden otobüste görmüşler diyerek kafaları karıştırmayı becermişler. Aradan geçen üç ay sonra annesi babası afettik gelsinler elimizi öpsünler düğünlerini yapalım diye haber salmışlar sağa sola. Ve gelirler Köyün büyükleri Rabiye Hanımı Madenci Ahmet e ister. 3 gün süren bir düğün yaparlar. Bu arada Rabiye Hanım ilk çocuğuna hamiledir. Ahmet Abi ile Rabiye Hanımın efsanevi aşkları, köyün efsaneleri arasında yerini almış. Ve o olaydan sonra her seven sevdiğini almış bu köyde. Ahmet Abinin ve Rabiye Hanımın hikâyesi, sevginin gücünü ve zorluklara rağmen aşkın nasıl var olabileceğini gösterir bir hikaye olarak nesilden nesile anlatılmış.
Madenci Ahmet ile Rabiye’nin efsanevi aşkı, Anadolu’nun unutulmaz hikâyeleri arasında emektar kalemim sayesinde yer alacaktır sanırım…
Eğer Aşkın bir kokusu varsa eminim Madenci Ahmet İle Rabiye Hanımın sevgisindendir.
Denk gelişleriniz doğru zamana, Rast gelişleriniz iyi insanlara olsun…
Emre Vehbi Alkan
Şiirbaz
19. Nisan. 2017
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.