Bağışlamayı bilenler, en çok bağışlanacak kişilerdir. p.j. bailey
Bayram Kaya 3
Bayram Kaya 3
VİP ÜYE

Avram 15

Yorum

Avram 15

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

42

Okunma

Avram 15

İlahi ittifaklarla birlikte gelişen süreç içinde yavaş yavaş totem kardeşler arasındaki süt emme ve dokunma meşruiyeti yasaklanacaktı. Bu kes de dışarıdan süt emme ve dışarıdakiyle temaslı olma tutumu meşru kılınacaktı.

Dışarıdaki temaslılarınız üretici olmayan dediğimiz barbarlar olamazdı. Ancak ilan yolu ile kardeşi olduğunuz üreten ilahi ahit gruplarınız sizin temaslılarınız olmalıydı.

Totem ve ilahın paylaştırmasına karşılık El: "Rızklarınızı veren biziz" der. "Rızk bakımından kiminizi kiminize üstün kıldık" diyordu. “Rızkı takdir ederken kiminize çok, kiminize az, kiminize kıt verdik. Kiminizin rızkını da kıstık" demişti!

"Rızkınızı El ’in katında arayın. Ona kul olun". El ’in, kolektif emek takaslarını temel almadan yaptığı bu tarz hileci ve kurnaz paylaştırma işi daima yanlış, yalan, aldatma ve hiledir. Karşılıklı emek paydaşlığı bilinci rızk, nimet, nafaka söylemi ile karartılmıştı.

El, rızk verdiğimiz mülk sahibi efendiler rızklarını elinin altındaki kölelerle paylaşıp, bu hususta onları kendilerinin hukuksal eşitleri haline getirmeye yanaşmıyorlar" der!

Ne kadar tuhaf değil mi? Bu hem kolektif alanın hukuksal eşitliğini bozup geri kendi kendisinden şikayetçi olmaktır. Hem El ’in kendi takdirine karşı çıkmak olur. Hem kendi fakir kıldığı kişilere rızk vermeye gücü yetmiyor olup mal mülk verip zengin kıldıklarından inayet istiyor. Hem kendi sorumluluğunu taşıyamamak oluyor ve saire.

Kendisi de başka bir mülk sahibi olan müşrik Ebu Süfyan’ın dediği de tam buydu. "El birçok fakir yaratacak sonra da sadaka, zekat diye fakir yaptıklarının geçimini benim üzerime atacak öyle mi? Bu nasıl iş?" diyordu.

Hukukun temeli kolektif alan ilişkileri olan kolektifi oluştur. Kolektif alan ilişkileri içinde doğan kolektif oluş yönetir anlayışı yerine şimdi mülk yönetir deniyordu.

Bu söylemlerde mülkten amaç gizli özne ile sahiplerdir. Kolektif alanda mülk, üzerinde devindiğiniz temel durumlu kolektif alan bağlacıdır. Mülk içine kolektif emek katılmakla işlenleşen bir zeminin; hazır oluş durumudur.

Kolektif paydaşlar olma işi de bir takdirdir. İlahi kolektif takdirdir. Köleci mana takdiri ise yöneten mülk ile insanlar üstünde hegemonya kurma amaçlıdır. Amaç kolektif güçten yoksun kılınan insanları, muhtaç ve kontrol edilir kılmaktır.

Bu tarz söylemler tam da eni konu hilece düşünülmüş planlama içindeki mülk sahibinin istemeleridirler. Sistemin kendisi mülk sahibini ve mülksüzlüğü öngörür.

Köleci keyfi takdir; mülk sahibi ile mülkten yoksun kılınan (elinde çalışma ve üretme nesnesi ile kolektif bağı alınan) insan oğlu arasına fitne ve fesadı sokmuştu. İlk kavga ve ilk cinayet, bu fesadı temsil eden Habil ile Kabil arasındaki mülk cinayetidir.

Mal, mülk sahibinin üretmeden debdebe içinde yaşamasının yanında mal-mülk sahibi olma karşısında maldan mülkten yoksun kılıcı mülki anlayış tüm kötülüğün anası olmuştu. İster istemez sefiller mala mülke gıpta ile bakıyor, hasede düşüyorlardı!

Tüm bu görüm ve söylemler köleci alanlı görünüm ve kavram sözcüklerdi. Mülk sahipleri sistemin bu tür yüzlerce aksaklarını türlü yollarla gidermeye uğraşıyorlardı. Sadaka, zekat, fitre, sevap, günah, helalleşme hep bu sistem aksağının ürünü olan keyfi yansımalardı.

Zekat gibi sorun çözücü olmayıp minnet yaratan, duyguyla bağlanıcı edimlerin hepsi köleci sistemin aksaklarını gidermek için düşünmeyi dumura uğratıcı icatlardı. Hem de merhamet, acıma, lütuf gibi payanda kavramlarla köleci sistemi sürdürmek için, " içinde üreten ilişki gerçekliğini esas almayan" köleci mana referanslarıydı.

Köleci sistemde mülk sahibine karşı muhtaçlığı olan mülksüzlük, bu sistemin en temel öngörüsüdür. Çünkü bu tuzağın mantığı "sen ağa ben ağa; inekleri kim sağa” olacaktı.

Bu tür köleci algı içinde koşullanmış mantaliteyi güden edimler köleci algıyı mıh gibi kafalara çakar. Afili söylemlerin etki telkiniyle kitleler büyülenir. Kitlelere bu sözün sihri enjekte edilir. Kitleler köleci söylemli içeriğin başka şeklini düşünmez olurlar.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Avram 15 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Avram 15 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Avram 15 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL