0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
40
Okunma
a
Gerisindeki toplumsal gerçekliği ortada kalkmış olan rivayetlerin anlamı kendi sonrası şartları değişmiş köleci ortam içinde bilinemez olurlar.
Örneğin; esirgeme, bağışlama, rızk, köle, sadaka, para, kar, kerhane vs. türü köleci kavramları geçmişin kolektif alanına götürün hiçbir şey anlayamazlar.
Tapınağa doğuran natidum kadını,segedum kadını, tufanı, yer kavramını, gök kavramını, kafir söylemi vs. sözcükleri de kölecilik koşulları içine getirdiğinizde bu kavramları ilk kez konuşulan anlamıyla bilemezsiniz.
Örneğin; ilah kavramı köleci bir müminin bildiği bir kavram değildir. Yaratma kavramı köleci insanın bildiği bir kavram değildir. Yaratma söylemi erken dönem içinde isim verme analmına söylenen bir kavramdır.
İlah insanı yarattı ise ilah insanı yoktan var etmedi. İlah melez soya insan adını verdi demektir. İlah insan olduğu için yer içer, köleci dil ile çocuk sahibi olur. İnsandan hizmet görür.
İlah hemcinslerimiz melez değildiler. Ve ilah bir totem mesleği olan totem grup kişileriydi. İlah melez insana bilmediğini öğrettikleri için insanlar onlara ilah diyorlardı.
Örneğin köleci dildeki kafir sözcüğü erken dönemde köleci dinci dönemdeki gibi bir anlamla ne bilinir ne söylenirdi. Kafir sözcüğü tarımcı toplumlara verilen erken dönem isimlendirmesidir.
Kafir tohumun üzerini toprakla örten demekti. Tohumu toprakta gizleyen demektir. Tarımcı gruplar tohumun üzerini toprakla örttükleri için bu ad ile anılırlardı.
Kısacası gerisindeki toplumsal gerçekliği ortada kalkmış bu gibi kavramların fiğürlerin anlamı bilinmez olmuştu. Anlamı bilinemeyen kavramlar kölci sistem içinde yorum olarak açıklanması okültizme yol vermişti.
Kimi okültist mantığa göre eşine çocuk vermeyen natidum kadın olsa olsa biyolojik anlamıyla doğurmaz, kısır kadındı! Veya tapınağa doğuruyorsa köleci anlamla fahişe kadındı!
Yorumcular böyle diyordu. Gizli gizli geleneği aynen süren eşi olmayan rahibe bir natidum kadının hamileliğine mit olarak bakar.
Sosyal mantıklı geri bağlanım yasası nedenle, babasız addedilen doğumlara din yorumcuları tapınak içine koydukları tanrı adına Tanrının nuru diyorlardı.
Madde fizik olaraktan boşluk kaldırmaz. Madde içeriksel olaraktan da mana olaraktan da boşluk kaldırmazdı. Somut olan maddi hayatın da, soyut olan mana hayatın da gerisindeki toplumsal gerçekliği ortada kalkmışsa somutla soyutun anlamsal boşluğu doldurulur.
b
Gruplar veya totem yapılar, başlangıç koşulu içeren manadır lar. Başlangıç koşulu; hayatta kalmayı yani bencil oluşu güder. Başlangıç koşulu hayatı sürdürmeyi güder.
Başlangıç koşulu parça eylemli, temel ihtiyaçlı durumları güder. Bunlar günlüktü. Bunların öncelik sırası değişe de bunlar başlangıç koşulunun bağıl eylemli strateji ve düşünce gerçekliği idiler.
Başlangıç koşulu durumlar özne için kişi üzerinde etkileşmeye hazırdı. Başlangıç koşulları özne üzerinde bağıl veya bağ yapıcı eylemsellerdi.
Bu eylemseller kişi üzerinde çekme-itme, sevgi-nefret, hoşlanma-tiksinme gibi hareketi ile bağıl seçiciliği olan potansiyel bir üssü durumlardı.
Yani başlangıç koşulları kişileri kişiler arası paydaş ilişkiye çekici veya başlangıç koşulunu iten bozucu etkilerdi. Çekici nedenle kişileri paylaşma yapmaya eğim eder. Ya da dışlayıcı bir yansıyan etkilenmeye zaten referanstı.
Hayat için başlangıç referans koşullarının düğüm noktası egoydu. Ego günlük beslenmeyi, yavru bakımını, güven içinde olmayı ve yarın endişesini taşıyan bencil fiillerle bencil düşüncelerdi.
Referans koşullarını sağlayan durumlar çekiciydi. Referans koşulu bencil oluşu sağlamayan durumlar da itici olan bir seçiciliktir. Seçme ayıklamadır.
Buradaki nesneler için referans koşulları üs durumlarıyla fizik ve kimyadır. Türümüz için referans koşulları bencil oluş ve sosyalleşen tavırlar insanın üssü durumlarıydı.
Bir aidiyet koşulu olan sosyoloji ile toplumsal devinmelerin sağlasan olucu üreten ilişkilerden doğan üs durumlar; temel kavram olarak kolektif emektir.
Diğer bir üssü durumlara da enerjiyi örnek verelim. Enerji resme (hayale) dönüşür. Enerji bilgiye dönüşür. Enerji bilince dönüşür. Enerji bilgiyi depolamaya dönüşür. Enerji hatırlamaya dönüşür.
Enerji sese dönüşür. Ses de (enerji de) elektriğe dönüşür. Enerji manyetik alana dönüşür. Manyetik enerji elektriğe dönüşür. Enerji harekete, harekette enerjiye dönüşür.
Enerji ısıya dönüşür vs. Enerjiye dek durumlarının tümü etki girişmesine açık üssü alan durumlarıyla nicel, nitel ve potansiyel akışlı üssel durumlardır.
İşte gruba bağlılığın ya da totem gibi simge çevresinde; veya totemin arkasın da ortak duyuşlarla hizalanmanın gerisinde, hayatta kalmanın üssü başlangıç koşulları vardı.
c
Gruba bağlılık veya hayatta kalmayı sağlayacak üssel strateji ilkesi; özneler arasında girişmeyle bağlanım enerjisine dönüşüyordular.
Özne, kendisini bilen bendi. Kendisini bilen eylemli varlıktı. Kendisini, hayatta kalmayla biliyordu. Bencil bendi. Özne, özneler arası bağlanımla özgeciliktir. Sosyal duygudaşlıktı.
Özne kendisini sınırlarıyla ve dışa bağlılıkların bu tarz üssü durumlarıyla biliyordu.
Özdek, tüm bunlardı. Özdek; özne, bilinç, enerji, fizik, kimya, biyoloji ve toplumlar olarak üssü durumların içsel ve dışsal girişmeli etkileşmeleriydi. Kısaca her şeyle her olgu olay özdek böyleydi. Üs seldi.
Bencillik paylaşmama gibi hem ayrışmayı güder. Hem de bit ayıklamak gibi birleşme eğilimli yansımalar gösterir.
Birleşme eğimi kolay sağlama oluyorsa. Birleşme eğimi hayatta kalma paylaşımı içermekle bir tür kişi ve kişiler arası gelip geçici sosyal kovalent bağı yapıcı durumdu. Bu durum düzenli çevrim olmakla gruba bağlılıktı.
Hayata kalma stratejisi; veya özneler arası bağ yapıcı üssel giriştiriciler; ortaklaşma, yardımlaşma ve dayanışma içerirler (zım eder üssü durumlardır).
Demek ki hayatta kalmayı daha kuvvetli taahhüt eden ve hayatta kalmayı daha kolayca garanti eden sosyal oluş gruba bağlılıktı.
Gruba bağlılık veya aynı zim ile toteme bağlı oluş, totemin simgeci yapısını doğurdu. Simgeci yapının kesikli sürekli olucu sınırlanma yapması nedenle simgecilik kişiler üzerinde giderek aidiyet bağı bir etki ve etkileşmeydi.
Kısacası hayatta kalmanın sosyal ben bilinci gruba bağlılıktı. Gruba bağlılık yardımlaşan, dayanışan fiillerle; ortaklaşma, totem, aidiyet, simgecilik gibi bağlanışlarıyla; hayata yepyeni bir kolektif düşünceli, kolektif eylemli bilinç alanları açmıştı.
Yeni oluşum kolektif alanlı, kolektif etkili ve kolektif gücün edimseli ile oluşacaktı.
Aidiyet; gruba bağlı olanın her birini kendi gibi görmenin, seçicilik ve izolasyon simgeciliğidir.
Grup içinde beslenme yapıcı kaynak yetmezliği, çevreden grup merkezine dönüş ve çevre ile ardı olan merkez arasındaki uzam nedenle kişinin grupla iletimi kopuyordu. Ortak bir iletim kopukluğu gibi durumlar kolektif ortamın kesikli sürekli sınırlayıcı parametreleriydi.
Hayatta kalıcılığın kolektifleşmiş özgecil bilinci sosyal mana içinde aidiyet gibi simgecilikle belirlenir oldu. Grup halinde kişiyi hayata tutundurmayı bağ yapıcı anlamlar ortak ifadeli anlamlardı.
Aidiyet, ortak düşünüşle, ortak iletişim ile totem simgesinin etrafında hizalanma edimleriydi. Edimler kişileri birbirine tutkun kılmayı zım eden (gizli, üstü örtük, içe gömülü iç görü ile zımnen bir zımnin mana içeren) anlamdılar.