10
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
293
Okunma

Edebiyat edebiyat… Bu sözü söylerken insanın içinde bir duraklama olur. Çünkü edebiyat, aceleye gelmez. Bir nefes ister, bir içe dönüş ister. Kalabalığın ortasında durup kendi sesini duymaktır edebiyat. Gürültüden yorulmuş ruhun, bir kelimenin gölgesine sığınmasıdır.
Edebiyat, hayatımızda sadece okunan bir metin değildir; yaşanan bir hâlidir. Kimi zaman bir satırda kendimizi buluruz, kimi zaman bir cümlenin sonunda susmayı öğreniriz. Öyle eserler vardır ki, yalnız yazıldıkları çağı değil, çağları aşar. Çığır açan her düşüncenin, her büyük kırılmanın ardında mutlaka edebiyatın sessiz ama güçlü adımları vardır. Çünkü edebiyat, insanın kendine tuttuğu en dürüst aynadır.
Geçmişe uzanan bir köprüdür edebiyat. O köprünün taşlarında dedelerimizin sesi, ninelerimizin duası, kaybolmuş sokakların kokusu vardır. Bir mecmuanın sararmış sayfasında, bir gazetenin köşesinde ya da eski bir derginin arka kapağında… Hepsinde aynı tanıdık his: “Biz buradaydık.” İşte edebiyat, bunu unutturmayan hafızadır. Unutmaya meyilli kalbimize, hatırlamayı öğretir.
Ama edebiyat sadece geçmiş değildir; aynı zamanda geleceğe yakılan bir ışıktır. Henüz söylenmemiş sözlerin, yazılmamış hikâyelerin umududur. Karanlık zamanlarda bir mum gibi titrer; bazen küçücük, bazen koskoca bir güneş olur. Gündüzümüze ışık, gecemize ay olur. Yolumuzu kaybettiğimizde, bir şiirin dizeleri pusula gibi döner yüzünü bize.
Kimi zaman nazım olur, ritmiyle kalbi dinlendirir. Kimi zaman neşir olur, düşünceyi çoğaltır, yayar, çoğalttıkça çoğalır. Bazen bir deneme olur; insanın içini yoklayan, “Nasılsın?” diye soran. Bazen bir hikâye; hüzünlü bir akşamüstü gibi sessiz. Bazen de bir roman; uzun bir yolculuk, içinde kayboldukça kendini bulduğun.
Hüzün de vardır edebiyatta. Olmazsa eksik kalır zaten. Çünkü insan biraz da hüzünden yapılmıştır. Edebiyat bu hüznü inceltir, ağırlaştırmaz; taşır ama ezmez. Bir n sesi gibi uzatır acıyı, bağırmadan anlatır. Gözler doluyken yazılan satırlar, okuyan yürekte sessizce yer eder.
Edebiyat her yerdedir. Dergide, gazetede, mecmuada… Ama asıl olarak insanın içindedir. Bir cümle kurarken duraksadığımız yerde, anlatamadığımız duygunun kenarında, suskunluğun tam ortasında. Her zaman yanımızdadır; bazen bir teselli, bazen bir itiraz, bazen de sadece bir dost gibi.
Benim için edebiyat, biraz kendimden eklediğim bir yolculuktur. Her okuduğumda bir parçamı bırakırım sayfalara; her yazdığımda içimde bir düğüm çözülür. İçli, duygulu, biraz mahzun… Ama umutlu. Çünkü edebiyat, ne kadar hüzünlü olursa olsun, sonunda insana yaşama sebebi fısıldar.
Edebiyat edebiyat… Sözü çok, sesi ince, yükü ağır ama yüreğe iyi gelen. Ve biz, ona tutundukça biraz daha insan kalan.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (12)