Bir şey üzerinde yirmi yıl çalışıp yirmi yıllık değerli deneyim elde edebilirsiniz ya da yirmi kere bir yıllık deneyiminiz olur. (gwen jackson)
seyide cinaloğlu doyran
seyide cinaloğlu doyran

BEY ALİ

Yorum

BEY ALİ

( 2 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

42

Okunma

BEY ALİ

BEY ALİ

Yemedile yedirdile, giymedile giydirdile, gezmedile gezdirdile bizim aldenlen Ali’yi
Buralan beyiydi, kökleri burladaki zeytin ağaçlarından bilem eskiimiş öle deledi böyüklemiz. Ali de Ali amma heee, gaytan bıyıklı, zeytin gözlü, sırım gibi delikanlı, yiğitlik onda, mertlik onda diye anlatmaya koyuldu babaannem.

Ne zaman ziyarete gitsek köye babaanneme söz nerden gelir, nereye gider anlamadan komşuların tarihçesini dinlerken bulurduk kendimizi. Bu gün sıra gaytan bıyıklı, bey Ali’deydi,
"Babane de gari nafı uzadıp dumada anlat bakem bu aldenlen bey Ali’sini, napadı, ne ededi, kime yangındı anlatıve" deyip onun o eşsiz, şivesini, samimiyetini ve yaşamışlığının verdiği enerjinin bizlere de geçmesini sağlıyoruz.

Hindi bu Ali vaya Ali, höle iyidi, böle iyidi elemme şımarıktıda, ee nası olmasın, para onda, güzellik onda, tülü tülü naf onda. Adam adam değil beşi biyede mübarek. Günleden bi gün çeşme başında dikelip güğüm doldurcam sırada atıylan geldi "hele bi az çekil Hızır’ı sulayayım gücük" dedi. Abooo güccük mü dedi bana gı o diye bi hiddetlenip dellendim, seslemedim o vakıt, eh görüsün sen gelata. On üçünde serpilim gelirim ben de o vakıtle, dünürcülen biri geliyo biri gidiyo bubamın yanına. Saçlamın yazma altından sarı altın gibi daşdığı, boncuk gözlemin ışıl ışıl olduğu, bahca çitinin önündeki toprak yolun Londra asfaltı gibi işlemesinden mesul tutulduğum günle tabi.

Ahh babaannecim ahh nasıl da ışıldadı yine gözleri, bedeni burada, ruhu altmış yıl öncesinde. Hele o yazmasını özenle düzeltmesi yokmu, sanırsın bey Ali karşısındaki yer minderine oturmuş onu izliyor. "Ee babane sustun ya, hadi anlat" diyorum sanki ilk kez dinliyormuşum gibi.

O güccük dedi ya bene o gün ok değmiş gibi kıvrandı üreciğim gaç günle. Böğrüm yandı ya dumansız, komam yanına bunu diye dolandım günlece. Aklım fikrim ne edecemde, öbü yandan da bey Ali’nin gıybeti ediliyo dumadan sağda solda. Neymiş çakmazların Zeynep ilen yavuklu olmuşla, bubası bubasına göy gavesinde bunları baş göz edelim demişmiş göya. Olcek şey va olmecek şey va, nenesin Ali o köpek Zeynep’i, kimselenen annaşamaz, çeşme başına gelse gavga çıkarı gide, öle musimet bişi. Biridi iki oldu tasam gari, öküz çöktü böğrüme elemme elim golum bağlı. Du diyo içimden bi ses, acaleye mehel yok, öbürü sesleniyo gııı nası acaleye mehel yok, ya söz mendili alıp verilese. Ne yiyip içiyom ne uyuyom, dirhem bişiy canım çekmiyo. Üç gün beş gün aloğlunun ineği gibi dolanıp dudum sona aklıma düştü bi düzen, düşmemi gı hiç, kimim ben, gurnazlan Emi Aşa( Emir Ayşe). Çektim iki ahretliğimi ocaklığa, dedim böle böle, bozcam ben o işi, abooo gı göynüne ateş mi düştü diye gülüştüle. Gülüşsünle, düşdüyse düşdü nolmuş, alcem öcünü o günün, durmecem.

Derin bir iç çekişe aşk ve özlem dolu kahkaha eşlik etti babaanneme. Çok keyifli bir o kadar da derindi hüznü.

Bubamın ağzından habar saldım gomşunun oğluylan bey Ali’ye, "aşam ay tepeye ulaştığında gel buban benim çakallığa hevesleniyomuş, önce senlen gonuşalım gizlice, konu komşunun habarı olmasın" deye. Bey Ali bu, möhem olan şeylede ezmez atasını bilirim, illa ki söle bubasına, sölesin, umrumamı gocem. Ahretliğimin birini de Zeynep’e saldım, deki o çıyana "seni çokta sevmem emme bu yapılana da razı gelmem, senin bey Ali vayaaa hem seni gandırıyo hem Emi Aşayı, geceleyin buluşcaklamış, gelivede gözlenen görüve"

Ay babaannem naptın sen öyle ya, inandı mı? Geldi mi?

Susda dinle bak gari nele oldu nele. Ay göğe çıktı, dön ora dön bura bekliyom, gavesdeki guş gibi ürecim ha hindi duracak gari kör olmayası derken görüklü cizmelen gıcırtısını duydum, sindim oracığa. Bey Ali durup bakınırken ürkek ceylan gibi vardım yamacına, zeytin gözleri böcü böcü açıldı beni görünce.
Gız sen ne ediyon burlada gece vahti?
Sağa geldim Bey Ali, hani çeşme başında güccük dediydin ya bana, güccük olmadımı gösdermeye geldim.
Benim nafım bite bitmez bi kahkalar basıvedi, basivedi amma yarım galdı, çıngıraklı ilan gibi tıslaya tıslaya geldi Zeynep. Bi bağrıntı bi figan, tabi bu gümbürtü cümleyi toplaştırtı başımıza. İlkin gelenlerin hemen ardından bubamla anam da geldi, cocukluk hevesiylen heç akledememişim bu kadan ahali gelceni. Bubam aldı beni eline, eviriyo vuruyo, deviriyo vuruyo, du buba diyemiyom. Harman yeri oldu kötek yeri, bi ses çalındı sonra, "dur Fikret emmi dur, dur diyom sana" ıslık duymuş keçi gibi durdu bubam. Gafamı galdırıp bakdığımda gördüğüm ilk şey çıngıraklı Zeynep’in pişmiş kelle gibi sırıttığı mendebur yüzü oldu. Neye yanem gari, irezil olduğuma mı? Bu mendeburun sırıttığına mı? Bey Ali’yi gayıp eddiğime mi?

Öle olu böle olu deken bubam az dinginlenince eve vardık. Anam "adın sakız olcek, evde galcesin, gız gurusu olcesin, elaleme ne deycez biz" diye diye yoşuk bısatlarını dövdü durdu.

Elimi babaanemin elinin üstüne koyup yüzüne baktım, beni görmüyordu, bakışı tek bir noktada duvardaki fotoğraftaydı. "Kalanı yarın anlat, yoruldun, dinlen" dedim. "Yohh başladığımı heç yarım komadım, bi su içem du, sona devam" dedi.

Uyku kim ben kim, bi at arabası kötek yedim, her yanlam ağrıyıp duru zaten, ciğerimin yangını desen köyü ateşe vecek. Gün ortalana doru bubasıylan geldi bey Ali, bubam sesledi goşdum yanlana, onla sordu ben dedim olanı. Bey Ali’nin vadı bilinen münasebetleri onlanda anılıdı amma bu olan bizi denkledi. Gonuşmalar olurken gözümün ucuylan ilişiyordum ona, heç huzursuz gibi değeldi, erik çalan çocuk gibiydi sıfatı. Gavurun oğlu ya böle de olunmaz ya.
Bi hafta on gün sonra duydum Zeynep komşu köye sözlenmiş bi celeplen, benim Ali’m de askere gidecemiş, cız dedi içim. O an dudum söz vedim kendime, beklicem Ali’mi, gız gurusu da olsam beklecem. O askere vardı, ben ırgatlığa, o gece olanın acısını bubam böle çıkadı benden. Olsun, çocuktum, ahalinin çoğu güle güle annattı, kimi "aboo gudurmuş mu bu yaşta" diye.

24 ay gündüz toprağda gece iğne ardı dürtmekle zamanı savdım, heç izne gelmedi, anası bubası vardı geldi yanına, gözlemde tüttü, her aşam onlan uyudum, her zabah onlan uyandım.

Babaane hiç düşünmedin mi ya beni almazsa, istemezse demedin mi hiç?

Demedim, demim hiç, ben vadım bubasıylan geldiğinde gözlende, gödüm, bildim sevdalandığını.
Bi zabah ahretliğim goştu geldi "gızz gelmiş gelmiş" ölüvecem sandım coşkumdan, gelmiş ya daha ne ossun, elbet görme bi yol bulunur derkene bubam girdi babahcadan, aşam gelcekle va dedi anama. Hep bi gelenle oludu zaten, umruma gomadım. Aşam oldu, bahça kapısı açıldı " gız anam o neee, bey Ali’min bubası, anası, gardaşı, abası, hınımı, hısımı toplaşmış gelip durula. Geliş o geliş işte evladım, o gün bu gündür o ben de ben onda.

Yoruldu artık, mecali kalmadı konuşmaya ve uzandı yer minderine gözlerini kapadı. Son üç yıldır dinlediğimiz bu hikaye onun yaşama sebebi, o anlatıyor biz ilkmiş gibi dinliyoruz. Bey Ali’mizi beş yıl önce kaybettik, ardından çok gözyaşı döktü babanem, iki yıl sonra da alzheimer teşhisi kondu. Babamın yirmili yaşalarına kadar hatırlıyor bazı şeyleri lakin yavaş yavaş onlar da siliniyor, dedemi hiç unutmayacak, unuttuğu gün de ömrü son bulacak sanki.
Seyide Doyran
14.01.2026

Geleta- gelecek
Tülü tülü- türlü türlü
Naf- laf, söz
Yoşuk- eski, rengi atmış
Celep- hayvan alım satımı yapan

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Bey ali Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bey ali yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BEY ALİ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
15.1.2026 00:10:43
5 puan verdi
Metinizde, köy yaşamının şivesiyle anlatılan bir aşk hikâyesini hem mizahi hem de hüzünlü bir dille aktarıyorsunuz. Babaannenin hatıraları, Bey Ali’nin gençlik yılları ve köyün gündelik hayatı, canlı bir folklor atmosferi yaratmış. Şiveyle verilen diyaloglar, anlatıya otantik bir sıcaklık katarken; Alzheimer ile gelen unutma süreci, hikâyeye derin bir duygusal ağırlık eklemiş. Hem geçmişin neşesi hem de bugünün hüznü iç içe geçerek güçlü bir nostalji duygusu uyandırmış.
Kaleminize yüreğinize sağlık beğenerek okudum..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL