0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Her gün yürüdüğüm yoldan bir kez daha yürüyorum. Her zaman ki gibi zamanındaki gibi zamanında rengarenk olan evlerin artık solmuş sökülmüş ve git gide grileşen beton yığınları arasında durağa yürüyorum. Ne insan ne araba ne herhangi bir ses, hiç birini duymak istemiyor tam anlamıyla nefret ediyorum.
Bu yüzden pek çok kişinin uzak durduğu fakat benim tek dinlediğim müzik türünün çaldığı kulaklığı takıyorum. Şarkıda geçen ben körüm lafıyla her zaman düşünüyorum, hiç bir şeyle mutlu olmayan o kör ben miyim, tek gördüğü gri olan bi kör derken otobüs geliyor ve sıraya girip biniyorum.
İnsanların bu kadar mutlu olması ne kadar tuhaf sanırım insan olmak böyle bir şey. Zar zor bindiğim otobüste bi yere tutunduktan sonra unuttuğum ağrılar yine gün yüzüne çıkıyor ben sadece demir bakirenin (orta çağda kulanılan içi keskin dikenler ile dolu bir tabut şeklindeki işkence aleti kadın şeklinde olduğu için demir bakire denmiştir) içindeki bir kurban olduğumu hatırlamıyorum.
İnsanlara bakmak yerine soluk renklerdeki kaotik manzarayı izlemeyi tercih ediyorum okula vardığımda kulaklığımı çıkarıp arkadaşlarıma bana yardım edin diye bağırıp ağlamak istesemde maskemi takıp sırıtarak selam veriyor ve bir daha rutin halindeki acı dolu hayatıma lanetli güne başlıyorum.
5.0
100% (2)