0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
234
Okunma

Onlar meydanlarda bin yıllık kardeşlikten kadim toprağın adaletinden bahsettiler.
Sesleri dağların yankısı gibi gür,
Sözleri ise anne sütünün helalliği kadar temiz gelirdi kulaklara.
Halk bu sesin arkasına düşerken sadece bir siyasi figürü değil.
Kendi geleceğini dilini ve yaralı haysiyetini de
o omuzlara yüklediler.
Ancak ışıklı odalarda o ağır perdelerin ardında kurulan masalar başkaydı.
Orada "altın" sadece bir metal değil,
güçtü bir koltuktu ve başkalarının rızasıydı.
Ki aynen böyle geliştirildi,
Kürt Halkımiza karşı yapılan ihanet anatomisi...
Gölgelerin Pazarlığı
Gözlerindeki ışık halkın yangınından değil
Vadedilen sarayların avizelerinden geliyordu artık
Bir halkın acısını o ahlaksız tüccarların defterine not ederken
Cümleleri süslüydü ama niyetleri paslı birer hançer gibiydi
Önce en saf çocukların umutlarını sattılar
Sonra dedelerin dilindeki o kadim duaları
Bir makam uğruna bir alkış tufanı için
Yüzyıllık kederi bir sandık övgüye meze ettiler
Lider dediğin halkına kalkan olandır
Halkını kendine kalkan yapan değil
Oysa o toprağın bereketini değil
Kendi ikbalinin kuraklığını büyüttü
Halkımızın şu an yaşadığı durum İhanetin Sosyolojik Portresidir...
Açıklama,
Bu tür süreçlerde satılma hissi genellikle şu üç noktada odaklanır,
Söylem ve Eylem Uçurumu.
Meydanlarda hak hukuk kimlik diye bağıranların kapalı kapılar ardında sadece kendi siyasi ömürlerini uzatacak pazarlıklara imza atarlar.
Oysa alınan kararların bedelini her zaman sokaktaki yoksul ve mazlum insanlar öder.
Liderler ise bu bedelden her zaman muaf kalır.
Halkın en hassas olduğu barış ve özgürlük gibi kavramları ise aslında sadece stratejik birer pazarlık kozu olarak kullanıldı.
Oysa Gerçek bir lider halkını karanlıktan çıkarmak için kendini yakandır.
Halkını karanlığa satıp o ateşin sıcaklığında ısınan değil...
Yazarın Beyanıdır.
08/01/2026
SıfırSekizSıfırOcakİkibinYirmiAltı
Faruk Fahrettin Özcanan
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.