1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
164
Okunma

Sahte Aydınlığın Gölgesinde: Gerçek Çağdaşlık ve "Entel" İllüzyonu
-İçinde bulunduğumuz yüzyılda "çağdaşlık" kavramı, ne yazık ki gerçek anlamından koparılarak şekilsel bir gösteriye dönüştürülmüştür. Toplumun önünde bir meşale gibi durması beklenen bazı figürler, bilgiyi özümsemek yerine onu bir statü sembolü olarak kuşanmış; bu durum da ortaya "entel cahil" tipolojisini çıkarmıştır. Bu kişiler, gelişimin önünde birer engel teşkil ederken, gerçek insani değerlerin üzerini de gösterişli bir terminolojiyle örtmektedirler.
Çağdaşlık ve Entellik Arasındaki Uçurum
-Çağdaşlık ile "entellik" (burada olumsuz anlamda kullanılan entelektüel özentiliği) birbirine karıştırılmamalıdır. Çağdaşlık, zamanın ruhunu yakalayan, bilimsel düşünen, evrensel etik değerlere sahip çıkan ve sürekli devinim halinde olan bir zihin yapısıdır. Buna karşın entellik, bilginin derinliğine inmeden sadece dış kabuğuyla ilgilenen, seçkinci bir tavırla topluma tepeden bakan bir maskedir. Gerçek bir entelektüel toplumu dönüştürmeye çalışırken, entel cahil toplumu küçümseyerek kendi kibrini besler.
Günümüzde Çağdaş İnsan Tasviri
-Gerçek manada çağdaş insan; sadece teknoloji kullanan veya modern giyinen kişi değildir. O, eleştirel düşünme yetisine sahip, dogmalardan arınmış ve en önemlisi "öteki" ile empati kurabilen kişidir. Günümüzde çağdaşlık, yerel değerleri evrensel standartlarla harmanlayabilme sanatıdır. Ancak bugün, çağdaşlık adı altında sunulan anlayışın çoğu zaman köksüz bir taklitçilikten öteye gidemediğini görüyoruz.
Hümanizm Maskesi ve Toplumsal Zararlar
-Kendilerini "çağdaş hümanist" olarak tanımlayan ancak bu kavramın içini boşaltan kesimler, toplum için en büyük risklerden birini oluşturur. Bu kişilerin hümanizmi, genellikle sadece kendi yankı odalarındaki insanları kapsar. Kendi fikirlerine uymayanı dışlayan, "insan sevgisi" sloganının ardına gizlenmiş bir tahammülsüzlük barındıran bu sahte portreler, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir. Samimiyetten uzak bu tavır, genç nesillerin gerçek değerlere olan güvenini sarsmakta ve toplumsal dokuyu zayıflatmaktadır.
-Unutulmamalıdır ki: Bilgi, bir kalkan olarak kullanıldığında korur; bir silah veya gösteriş aracı olarak kullanıldığında ise sadece yıkım getirir.
Global İnsan Olmanın Mecburiyeti:
-Tüm bu kavram karmaşasından kurtulmanın tek yolu, her şeyden önce "global ölçekte insan" olabilme mecburiyetini kavramaktır. Bir kimliğe, bir ideolojiye veya bir statüye yaslanmadan önce, dünya üzerindeki her canlının hakkını gözeten, vicdanı pusula edinen bir birey olmak gerekir. Çağdaşlığa gem vuran o "entel cahillik" zırhını kırmanın yolu, bilginin kibrinden sıyrılıp insan olmanın yalınlığına dönmektir.
Eğitimde "Entel Cahil" Tahribatı ve Fikirsel Yozlaşma
-Çağdaşlığa gem vuran bu sığ anlayış, eğitim sisteminin içerisine sızdığında telafisi güç bir kimlik karmaşasına yol açar. Entel cahil tipolojisi, eğitimi sadece bir etiket biriktirme süreci olarak gördüğü için, öğrencilere bilginin "nedenini" ve "nasılını" değil, sadece "vitrinini" öğretir.
Sorgulama Yerine Ezberlenmiş Modernlik
-Eğitimciler veya ebeveynler düzeyindeki bu sığ bakış açısı, genç zihinlere eleştirel düşünceyi değil, belirli kalıpları "çağdaşlık" diye dayatır. Bu durum, kendi değerlerine yabancılaşmış ama evrensel değerleri de tam kavrayamamış, arada kalmış bir nesil türetir.
Diploma Kibri
-Eğitimi kişisel bir gelişim yolculuğu değil, toplumu aşağılama aracı olarak kullanan bu zihniyet; liyakat yerine "stili", içerik yerine "sunumu" kutsar. Sonuçta ortaya çıkan; çok dil bilen ama kendi insanıyla konuşamayan, çok kitap okuyan ama bir soruna çözüm üretemeyen bir "diplomalı cahiller" ordusudur.
Yaratıcılığın Prangalanması
-Bu kesimler, kendi doğrularını tek "çağdaş yol" olarak sundukları için, farklı ve özgün fikirlerin filizlenmesine engel olurlar. Onlara göre çağdaşlık, belirli bir şablonun içine girmektir; oysa gerçek eğitim, o şablonları kıracak cesareti vermektir.
-Eğitimin asıl gayesi, bireyi sadece meslek sahibi yapmak değil, onu bilginin kibrinden arındırarak topluma ve insanlığa faydalı, vicdanlı birer dünya vatandaşı haline getirmektir.
-Sonuç olarak; çağdaşlık bir moda akımı değil, bir şuur biçimidir. Toplumu ileriye taşıyacak olanlar, kütüphanesindeki kitap sayısıyla övünenler değil, o kitaplardaki adaleti ve sevgiyi sokağa taşıyabilenlerdir.
5.0
100% (3)