3
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
334
Okunma

Nereye gidersen git…
Yolun O’na kavuşmuyorsa, adımların kendi gölgesine düşer yalnızca.
Her menzilin ucunda bir boşluk, her vuslatın eşiğinde bir eksiklik kalır.
İçini doldurmayan, sesine ses vermeyen bir sessizlik büyür içinde;
rüzgâr seni taşımaz, toprak seni anmaz, gök bile seni tanımaz.
Ne kadar yürürsen yürü, ne kadar ararsan ara…
Gönlün O’nun nefesiyle aydınlanmadıkça
yolun taşları ağır, gecen uzun, yükün bitimsiz kalır.
Bir damla huzuru bile avucunda tutamazsın;
çünkü huzurun kaynağı yürüdüğün menzilde değil, yöneldiğin Kudret’tedir.
Kendine kaç kez döndün, bilmem…
Kaç kez kırılıp kaç kez toparlandın…
Ama bil ki:
O’na dönmeyen her dönüş bir dağılmanın diğer adıdır.
O’na varmayan her adım,
içinde derin bir sızı bırakır.
Dünya bin kapıdır, gönül bir misafirhane,
ama gerçek kapı sadece bir tanedir;
üzerinde ne yazı vardır ne işaret,
O kapıya varmadıkça
Başını yasladığın her eşik seni biraz daha üşütür.
Ve sen…
Nereye gidersen git, hangi rüzgâra tutunursan tutun…
Adımların O’na akmıyorsa,
içinde hep yarım kalan bir hikâye taşırsın.
Ona gitmeyen yol seni daha çok uzağa savurur. Ona gitmeyen her adım kendi gölgesine takılıp kalır.
Sözlerin eksik, duan titrek, nefesin buğulu kalır.
Yol çoktur, iz çoktur, ses çoktur…
Ama vuslat birdir.
Insan kendi sesini en çok sustuğunda duyar.
En susuz vadiler bile o tecelli edince susuzluğunu unutur.
O’na varan yollar , insanın kendi içindeki en dar koridoru bile rengarenk sonsuz bir bahçeye çevirir.
Söylesen eksilir susarsan taşar kalbinin kıyılarına vurur.
Ve
O’na yönelen her yürek,tertemiz bir su gibi durulur.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.